Eskişehir'de konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar şu ifadeleri kullandı;

"Hakikaten ağustos ayı zafer ayı. Ağustos ayı Türk tarihi için çok önemli bir ay. Bundan birkaç gün önce Ahlat'taydık, Malazgirt'teydik. Orada 955. yıl dönümünü kutladığımız Malazgirt Meydan Muharebesi, Türklere Anadolu'nun kapılarını açan o muhteşem zaferin yaşandığı topraklarda o zafere yakışır bir şekilde çok güzel bir merasim tertip edildi. Sayın Cumhurbaşkanımız orada yaptığı konuşmada Türkiye Yüzyılı vizyonunun ne olduğunu tekrar ifade ettiler.

Değerli kardeşlerim, aynı zamanda ağustos ayı AK Parti'nin, AK Parti'mizin kuruluş yıl dönümü, kuruluş tarihi, doğum tarihi. Bundan 25 yıl önce çok büyük hayallerle, umutlarla, önemli bir vizyonla hayata geçen AK Parti 24 yıllık iktidarında, çeyrek yüzyılda aslında 1 asırlık işi yaptı. Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşu, dirayetli duruşu, siyasi istikrar ve gece gündüz milletini, insanını düşünen hizmet anlayışıyla hareketi işte o 24 yılda, 25 yılda Türkiye'ye adeta 1 asırlık mesafe aldırdı.

Videoda gördünüz, Türkiye krizler ülkesiydi. Ama eskiden bu krizler hep iç kriz olurdu. Türkiye'de bankacılık krizi olurdu, ekonomik kriz olurdu. Dünyada bunlar olmazken Türkiye'de kriz olmaya devam ederdi.

Şimdi artık dünyada krizler oluyor. Türkiye hamdolsun bütün bu krizlere, bu bütün yaşanan sıkıntılara ve etrafımızın adeta ateş çemberine döndüğü bir dünyada çok daha güçlü bir şekilde yoluna kararlılıkla devam ediyor.

2002 yılında Türkiye'nin ekonomisi sadece 230 milyar dolardı. Bugün 1.6 trilyon dolarlık bir ekonomimiz var ve inşallah 2027 yılında 2 trilyon dolarlık bir ekonomisi oluyor Türkiye'nin. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Ama şimdi Türkiye Yüzyılı vizyonunda daha da büyüyecek, inşallah önümüzdeki çeyrek asırda yeni bir 100 yıllık eseri inşa edecek muhteşem projelerle geliyoruz.

Değerli kardeşlerim, elbette ki etraf güllük gülistanlık değil. Biraz önce ifade ettim. Dünyada büyük krizler var. Hatta şöyle bir geçmiş 5-6 yıla bakın. 2020 yılında büyük bir dünya pandemisi yaşandı, küresel bir salgın. Hatırlıyoruz değil mi? Bu açık hava toplantıları biraz bize o günleri hatırlatıyor. Çünkü kapalı bir yerde bir arada bulunmak mümkün değildi. Hepimiz maskelerle dolaşıyorduk. Akabinde hemen burnumuzun dibinde, bölgemizde Rusya-Ukrayna Savaşı yaşandı. İsrail'in Gazze'de yaptığı zulüm, halen devam eden zulüm, Orta Doğu'da yaşananlar, Suriye'de yaşananlar, bütün bunlardan sonra hiç bunlar yetmezmiş gibi 28 Şubat 2026'da yani bu sene İran-Irak-İsrail Savaşı, İran-Amerika-İsrail Savaşı hakikaten bölgemizi bir ateş çemberine çevirdi.

Bütün bunlara rağmen bakın dünyanın birçok yerinde bu krizden etkilenenler var. İnsanlar akaryakıta, petrole erişimi olmayan, başka sıkıntılar yaşayan ülkeler var. Ama Türkiye'de hamdolsun bugüne kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Enerjimizde bir kesintimiz yok. Ekonomimiz dimdik ayakta ve projelerimizi bir bir hayata geçiriyoruz. Değerli İl Başkanımız biraz önce bahsetti. Eskişehir'de gerçekleşen projeler, işte enerjide, madende yapacaklarımız, burada yapacağımız yatırımlarla Eskişehir'e kazandıracağımız istihdam, buradaki genç kardeşlerimize yeni iş imkanları inşallah kazandıracağız.

Büyük projelerimiz var. Türkiye'yi inşallah önümüzdeki yüzyıla, Türkiye Yüzyılı'na çok daha güçlü bir şekilde taşıyacağız. Ama bugün burada sizlere 3 tane çok önemli projeden bahsetmek istiyorum. Bu projeler bir önceki diyelim çeyrek asırda başlayan ama şimdi devam edip önümüzdeki sürece bizi götürecek Türkiye'nin en önemli 3 nişane projesi.

Bunlardan bir tanesi Türkiye'nin Karadeniz'de yazdığı destan. Karadeniz'de bulduğumuz doğal gaz, Sakarya Gaz Sahası'nda ürettiğimiz kendi doğal gazımız.

Türkiye doğal gaza çok ihtiyacı olan bir ülke. Çünkü Cumhurbaşkanımız 2002 yılında iktidara gelirken bazı hedefler ortaya koydu. Dedi ki "Türkiye'de biz her haneye mutlak surette doğal gazı götüreceğiz." Bu konforlu, bu rahat yakıtı, özellikle hanımefendiler çok daha iyi anlayacaklar neler söylediğimi, bütün insanlarımıza götüreceğiz ve bu hizmeti onların hanelerine sunacağız. Bu çok büyük bir hedefti. Çok zor bir hedefti Türkiye'nin coğrafyasını, şu Eskişehir'i düşünün. Buradaki her ilçenin, neredeyse her beldenin doğal gaza eriştiğini düşünün. Ama Türkiye'de biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bunu başardık. Hamdolsun, geçtiğimiz bu 24 yıl içerisinde Türkiye dünyanın etrafını neredeyse 5 kat dolaşacak kadar boru hattını yer altında inşa etti. 220.000 kilometrenin üzerinde boru hattıyla 81 ilde, bugün 980 yerleşim yerinde, 220'nin üzerinde organize sanayi bölgesinde artık doğal gazımız var.

Doğal gaz rahat değil mi? İyi ki doğal gazımız var. Ama ortaya Türkiye 10 yıl önce başka bir hedef, başka bir hayal koydu. Bu doğal gazı kullanacağız. Sanayimizin, ticarethanelerimizin, evlerimizin ihtiyacı var. Elektrik üretmekte kullanıyoruz. Ama aynı zamanda bu doğal gazı ithal ediyoruz. Şimdi bugün işte yaşanan bu çatışma ortamında enerji kaynaklarına erişim, onları, arz güvenliğini temin etmek ne kadar zor değil mi? Bazı ülkeler akaryakıt bulamıyorlar. Akaryakıt istasyonlarında kuyruklar var. Paranız olsa da akaryakıt bulamıyorsunuz. Dolayısıyla böyle bir ortamda ithal ederek doğal gazı, sürekli doğal gazda dışa bağımlılık çok zorlayıcı bir durum. Onun için 10 yıl önce şöyle bir hayalle ve hedefle yola çıktık. Daha önce de ondan önceki yıllarda, geçmiş yıllarda Türkiye'nin aramaları vardı. Denizlerde, özellikle Karadeniz'de aramalarımız vardı. Ama dedik ki bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Türkiye bu aramalarda yeni bir stratejiyle, yeni bir anlayışla hareket etmeli. Ve o gün Türkiye ilk olarak Fatih gemisini, Fatih sondaj gemisini bünyesine katara kendi gemisiyle, kendi mühendisiyle, kendi sondaj ekipmanıyla, kendi teknisyeniyle, kendi çocuklarımızla biz Akdeniz'de ve Karadeniz'de doğal gaz ve petrol aramaya başladık.

Aramaya başladık. Malum çevre, "Efendim, bunlar arayamazlar." dediler. "Arasalar da bulamazlar." dediler. Hatta "Akdeniz'de ne işimiz var?" diyenler oldu. Hatırlıyorsunuz değil mi o günleri?

Fakat biz inançla, ısrarla, kararlılıkla yolumuza devam ettik ve 2 tarih vereceğim size. Birisi 24 Temmuz 2020. 24 Temmuz 2021 Ayasofya'nın ibadete açıldığı gün. 2020 değil mi?

Ondan yaklaşık 1 ay sonra, 21 Ağustos'ta, yine bir Ağustos, "Ağustos önemli." dedik ya bizim tarihimizde, 21 Ağustos 2020'de Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfi geldi. Yani Ayasofya ibadete açıldıktan 3 hafta sonra, 4 hafta sonra Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük doğal gaz keşfi, adına "Sakarya Gaz Sahası" dediğimiz o sahada karadan 170 km mesafeden gerçekleşmiş oldu.

Deniz derinliğinin 2100 m olduğu ve ondan sonra da 2 km'nin, 2.5, 3 km daha sondaj yapıp o derinlerdeki, Karadeniz'in derinliklerindeki doğal gazı çıkardık ve şimdi Eskişehir de dahil Türkiye'deki 4 milyon hanede kendi gazımızı kullanılır hale geldik.

Bir iddia ortaya koyduk. Bir inanç ortaya koyduk. Bir adanmışlık ruhuyla hareket ettik ve hamdolsun bunu başardık.

Şimdi bu sene, önümüzdeki döneme dair de bir şey söylemek lazım. 2026'da bu 4 milyon hane 8 milyona çıkacak. 8 milyon hanede kendi gazımızı kullanacağız 2026 yılının sonunda. 2028 yılında bu rakam 16-17 milyon haneye çıkacak. Yani neredeyse hanelerimizin %80'inin ihtiyacını kendi gazımızdan karşılar hale geleceğiz.

İnşallah tabii durmak yok, yola devam. Yeni arayışlarımız devam ediyor. Efendim Akdeniz'de, Karadeniz'de, şimdi artık Somali'de petrol arayan bir Türkiye var. Hamdolsun bu öz güveni artmış, kendisine inanan, güçlü bir ekiple beraber Cumhurbaşkanımızın arkasında bu hedefe doğru kararlılıkla yürüyoruz.

Çünkü bizim Türkiye Yüzyılı'nda gençler 1 tane hedefimiz var. Türkiye Yüzyılı'nda mutlak surette ülkemizi enerjide bağımsız kılmak. Enerjide bağımsız bir Türkiye hedefi güdüyoruz.

Sakarya gaz sahasından bahsettim. Bir başka proje Sayın Bakanımızın konuşmasında ifade ettiği, Türkiye'nin en önemli projelerinden bir tanesi. Terörsüz Türkiye ile alakalı. Bakın biz terörsüz Türkiye ile alakalı Gabar'da bunun çok güzel bir örneğini ortaya koyduk. 2021 yılı Eylül ayında Gabar'da o dağların, toprakların altında milyonlarca yıldır bulunan petrolü keşfettik. Sondajlarımızın sonucunda yine Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfini yaptık. Bugün orada 83000 varilin üzerinde günde petrol üretiyoruz. Hem ekonomimize büyük bir can suyu hem ithalatımızı azaltıyoruz. Kendi petrolümüzü bulmuş olduk. Hem de aynı zamanda o bölgede özellikle 3500-4000 insanımıza, gencimize istihdam sağladık. Artık o bölgenin çocukları terörden başka adeta alternatif sunulmayan o çocuklar şimdi orada iş imkanına, istihdama kavuştular. Ve geleceğe dair hayalleri, umutları var. İşte bölge terörden temizlenince ne kadar büyük bir potansiyel olduğunu göstermesi için terörsüz Türkiye'nin, terörsüz bölgenin ne olduğunu göstermesi için çok önemli bir proje. İnşallah Gabar'da o küçük örneğini verdiğimiz terörsüz Türkiye hedefi, terörsüz bölge hedefini tamamen gerçekleştirdiğimizde milletimizin her alanında, ülkemizin 4 bir yanında ve bölgemizde çok daha refah yükselecek. İstihdam, iş imkanları ve çok daha huzur, barış içerisinde hep birlikte yaşayacağız. Bundan 1000 sene önce olduğu gibi.

Ve değerli kardeşlerim son olarak elbette ki nükleer santrale dair bir şeyler söylemem lazım. Çünkü 2026 Türkiye'nin nükleer tarihinin 70. yılı. Şimdi bu nükleer işte herkes yapmış. Dünyada 31 ülkede 400'ün üzerinde nükleer santral var. Bize gelince ne diyorlar. Yapmayın. Niye. Tehlikeli olur. E peki Ermenistan'da var, Bulgaristan'da var, Romanya'da var, Slovakya'da var, Macaristan'da var. Fransa'da onlarca var. Amerika'da var, Çin'de var. Yani bunlarda yapınca tehlike olmuyor da biz yapınca mı tehlike oluyor. 1950'lerde Türkiye bu yola çıkmış ama maalesef ta ki AK Parti iktidarına kadar başarılı bir teşebbüste bulunamamış. 2010'da bizim yaptığımız uluslararası anlaşmayla, hükümetler arası anlaşmayla şimdi Akkuyu'da 4 tane reaktörün inşaası devam ediyor. Ve inşallah önümüzdeki birkaç ay içerisinde biz Akkuyu'dan ilk elektriği, nükleerden ilk elektriği üreteceğiz. Ve Türkiye nükleer lige çıkan, nükleer enerjiye sahip ülkelerden biri haline gelecek. Bizim bu kadar artan nüfusumuz, artan büyüyen ekonomimiz, ihracatımız, gençlerimiz... Dolayısıyla bizim enerji talebimiz artmaya devam edecek. Onun için bunu kesintisiz bir şekilde karşılamamız lazım. Şimdi güneş biraz önce bir geldi yüzünü gösterdi, biraz bunaldınız, şimdi gitti. Yani biz yenilenebilir enerjiyi yapacağız ama işte güneş bazen var, gece yok. Onun için bizim gece gündüz enerjiye ihtiyacımız var. Türkiye ve dediğim gibi bir hedefe yürüyor. Türkiye bu enerjideki dışa bağımlılığı bitirdiğinde yani her yıl dışarı ödediği 10 milyarlarca dolar inşallah cebimizde, bütçemizde, hazinemizde kaldığında inşallah Türkiye'nin ekonomisi çok daha güçlü, büyük bir hale gelecek. Ve inşallah enflasyon, diğer problemler, ekonomik problemler önümüzden bir daha gelmemek üzere kalkacak. Bütün gayemiz, bütün çabamız, bütün gayretimiz bunun üzerine. Ve ben şuna inanıyorum. Biz işin en zor kısmını bitirdik. İş bitti demiyorum. Ama işin en zor kısmını bitirdik. Biz önce kafalarda bir devrim yaptık. Ya işte biz bunu yapamayız. Ya Sayın Bakanım nasıl ineceğiz işte 170 kilometre açık deniz, bu kadar derin... Şimdi o mühendislerimiz Somali'de petrol arıyorlar. Şimdi o mühendislerimizle inşallah Kerkük petrollerine Türkiye ortak oldu, 100 yıl sonra Türkiye Kerkük'te ve inşallah orada petrol üreteceğiz. Libya'da, Afrika'da, Pakistan'da... Dünyanın neresine giderseniz gidin orada bu işleri yapabilecek kabiliyette mühendislerimiz var, gücümüz var ve o ülkelerden bize bu anlamda talepler var. Dolayısıyla bu kafalardaki devrimi gerçekleştirmek işin en zor tarafıydı. Biz burayı Allah'ın izniyle açtık ve AK Parti'nin geçmiş 25 yılı inşallah önümüzdeki 25 yıllara da neler yapabileceğini göstermesi açısından önemli.

Bu aile pikniğine değerli başkanımız beni davet ettiler. Tabii konuşmalarda ifade edildi. Benim bir tarafım Eskişehirli. Dolayısıyla buna kayıtsız kalamazdık. Sabah toplantılar, merasimler, resmi törenler yapıldı. Ondan sonra hemen atladık buraya geldik. Burada olduğum için de çok memnunum. Çok güzel bir aile ortamı. Ben de bu ailenin bir parçası gibi hissediyorum kendimi. Onun için burada bu güzel organizasyonda emeği geçen başta İl Başkanımız ama tüm il yönetimimiz, her kademedeki arkadaşlarımız, kardeşlerimize, tüm katılımcılara ben şükranlarımı sunuyorum beni davetleri için. İnşallah Eskişehir'e tabii madende yapacağımız çok iş var. Sen bir kısmını anlattın. O projelerin açılışında, temel atma törenlerinde tekrar sizlerle bir arada olmayı Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle hem Zafer Bayramı'nızı tekrar tebrik ediyorum. İnşallah büyük ve güçlü Türkiye yolunda hep birlikte çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz. İş üreteceğiz, hizmet üreteceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum."