Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın şu ifadeleri kullandı;
"Hukuk, sosyal bilimler alanındaki en kapsayıcı bölümlerden biri olarak hâlâ popülaritesini koruyor diye düşünüyorum. Bununla ilgili önemli bir gelişmeyi paylaşmak istiyorum. Barolar Birliğimizin ve bizlerin girişimleriyle hukuk fakültelerinde başarı sıralaması şartı tercih döneminde 125 binden ilk 100 bine çekildi. Bu yıl itibarıyla hukuk fakültesini tercih edebilmek için ilk 100 bin içerisinde yer almak gerekiyor. Bence bu önemli bir gelişme.
Bununla birlikte kontenjanların fazla olması eğitim niteliğini düşürüyordu. Bu konudaki taleplerimizi de dile getirdik. Vakıf üniversiteleri de dahil olmak üzere hukuk fakültelerinin kontenjanları yavaş yavaş olması gereken seviyeye çekildi. Bu da olumlu bir gelişme. Atılan bu adımlar, hukuk fakültelerindeki eğitim kalitesinin artırılması ve öğretim sürecinin daha nitelikli hâle getirilmesi açısından ilk adım niteliği taşıyor.
Elbette bu tek başına yeterli değil. Akademik kadroların güçlendirilmesi ve hukuk nosyonuna sahip, akademik donanımı yüksek hukukçular ile meslektaş adaylarının yetiştirilmesi gerekiyor. Bu iki gelişmeyi vurguladıktan sonra hukuk fakültesini tercih edecek öğrencilere de şunu söylemek isterim: Hukuk kolay bir bölüm değil. Zor bir alanı tercih ediyorlar. Ancak bu zorluğun en önemli avantajı, hukuk fakültesi mezunlarının çalışma alanlarının yalnızca avukatlık, hâkimlik ve savcılıkla sınırlı olmamasıdır.
Hukukun girmediği neredeyse hiçbir alan yok. Bugün turizm hukukundan bilişim hukukuna, ceza hukukundan iş hukukuna, ticaret hukukundan deniz ticareti hukukuna kadar çok sayıda uzmanlık alanı bulunuyor. Kendilerini geliştirip farklı alanlara yönelen hukukçular için yeni iş kapıları açılabiliyor. Hem kamu kurumlarında hem de özel sektörde çok farklı kariyer fırsatları bulunuyor.
Aileler zaman zaman çocuklarının hukuk fakültesini tercih etmesi yönünde baskı kurabiliyor. Ancak yeni nesli doğru anlamak gerektiğini düşünüyorum. Artık hiçbir şey bizim dönemimizde olduğu gibi değil. Gençleri kendi koşulları içinde değerlendirmek gerekiyor. Meslek seçiminde baskı yapmak yerine hukuk eğitiminin sunduğu tüm imkânlar öğrencilere doğru şekilde anlatılmalı. Hukuk fakültesini okurken ve mezun olduktan sonra karşılaşabilecekleri fırsatlar ayrıntılı biçimde paylaşılmalı. Çünkü baskıyla yapılan bir tercih, öğrencinin okulu tamamlayamamasına bile neden olabilir. Öğrencinin araştırmayı sevmesi, sorun çözme becerisine sahip olması ve analitik düşünmesi büyük önem taşıyor.
Hukuk çok geniş bir alan. Ceza hukukunun yapısı farklıdır, diğer hukuk dallarının dinamikleri de farklıdır. Kişi hangi alana ilgi duyuyorsa o alanda uzmanlaşabilir. Hukuk, sosyal bilimlerin tamamını kapsayan yapısıyla çok yönlü ve disiplinler arası çalışma imkânı sunuyor. Ayrıca alınan hukuk eğitimi, kişiye olaylara farklı açılardan bakabilme becerisi kazandırıyor. Türkiye'deki hukuki gelişmeleri değerlendirebilmesine ve kendi haklarını bilinçli şekilde arayabilmesine katkı sağlıyor. Bugün buna gerçekten çok ihtiyaç var.
Son yıllarda hukuk mesleğinde kadınların daha görünür hâle geldiğini gözlemliyoruz. Bölge genelinde de bu yönde değerlendirmeler yapılıyor. Elimde sayısal bir veri bulunmuyor ancak dönem dönem bu eğilimi görüyoruz. Barolarımızdaki istatistiklere baktığımızda da kadın meslektaşlarımızın sayısının arttığını söylemek mümkün. Bunun nedenine ilişkin ise net bir değerlendirme yapabilecek durumda değilim.
Hukukçuluk, hatta özel olarak avukatlık, yalnızca bir meslek değil aynı zamanda büyük bir mücadele alanıdır. Bu meslek emek, sabır ve yoğun çaba gerektiriyor. Elbette bu kolay bir süreç değil. Ancak kadınlar da erkeklerle eşit şekilde bu mesleğin içinde yer almalı. Eşitliğin sağlandığı her alanda olduğu gibi hukuk mesleğinde de kadınların sayısının artmasını sevindirici bir gelişme olarak değerlendiriyorum."





