Eskişehir KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Akın Eken şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet ‘narkoz’ değil tebaalıktan yurttaşlığa doğru bir uyanıştır!

Cumhuriyet kazanımlarını kapanması gereken bir parantez olarak gören zihniyet, Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın’ın ‘yüzyıllık narkoz’ sözlerinde kendini yine ele vermiştir. Kamuoyunun haklı ve meşru tepkisini görerek sözlerinden çark eden Memur-Sen, yaptığı yeni açıklamada bu sözlere tepki gösterenleri ‘provokasyon’ yapmakla suçlamıştır. Halbuki gerçek provokasyonu, sendika değil adeta siyasi iktidarın kapıkulu gibi hareket eden bu çevre yapmaktadır. Hamasetle, manipülasyonlarla, suni gündemlerle yapılmak istenen; kamu emekçilerinin ve emeklilerinin gerçek gündemini gizlemektir.

Bugün kamu emekçilerinin gerçek gündemi yoksulluk ve sefalettir. Kamu emekçileri yoksulluk, kamu emeklileri ise açlık sınırının altında maaş almaktadır. Kamuda liyakatsizlik ve adaletsizlik vardır. Emekçi halkımız vergi adaletsizliğiyle hizaya getirilmek istenmektedir. Ülkemiz adeta ‘patronundan çok vergi veren emekçiler’ ülkesi haline gelmiştir. Gençler işsiz, aşsız ve geleceksiz bırakılmıştır. Ülkemiz adeta ‘işsiz gençler; çalışan, çalışmak zorunda bırakılan emekliler’ ülkesi haline getirilmiştir.

Hal böyleyken toplu sözleşme masalarında kamu emekçilerini sefalete sürükleyen yetkili sendika başkanlarının sendikal gelirleri dudak uçuklatmaktadır. Sendikacılığı zenginleşme aracı ve siyasal ikbal kapısı olarak gören, emekçilerin haklarını korumak yerine toplu sözleşme süreçlerini birer ‘satış sözleşmesine’ dönüştüren bu anlayış; artık emek mücadelesinin üzerinde katlanılamaz bir yük haline gelmiştir. Bu yapının kamu emekçilerinin ve emeklilerinin yaşadığı devasa sorunlara çözüm üretmesi mümkün değildir. Zaten böyle bir niyetleri de yoktur.

İktidarın aparatı haline dönüşmüş Ali Yalçın’ın, kişisel ikbal uğruna iktidardan yana olmayan herkesi ‘ajan’, ‘tehlikeli’, ‘düşman’ ilan eden; Cumhuriyetin değerlerine saldıran bu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dili ile tutumunu kabul etmiyor, kınıyoruz. İktidarın politikalarının yan ürünü olan bu dile ve zihniyete kamu emekçileri itibar etmeyecektir. İktidardan beslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’da temsilini bulan bu anlayışa rağmen; emekten, eşitlikten, özgürlükten ve laiklikten yana sözümüzü yükseltmeye, emekçilerin ortak mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.

Yüzyıl önce bu topraklarda Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde işgalcilere ve işbirlikçilerine karşı yapılan direniş; bir ‘narkoz’ değil, uyanış sürecini başlatmıştır.

‘Uçurum kenarında yıkık bir ülkede’ başlayan bu uyanış süreci; yok sayılmış bir halkın tebaalıktan yurttaşlığa dönüşümünü sağlamıştır.

Her fırsatta suni gündemler yaratarak, inanç istismarıyla ve hamasetle emekçileri ‘uyutmayı’ görev edinenlerin; Cumhuriyet kazanımlarıyla geçen yüzyılı bir ‘narkoz’ olarak değerlendirmesi şaşırtıcı olmadığı gibi son derece de manidardır.

Ancak sanılmasın ki emekçilerin alın terini sömürenlerin, çocuklarımızı karanlığa sürükleyenlerin yaptıkları yanlarına kalacaktır.

Tıpkı bu ülkede yüzyıl önce saltanatın kaldırıldığı gibi; emekçilerin aidatlarıyla zenginleşen, satış sözleşmeleriyle emekçileri yoksullaştıran ve toplu sözleşme masalarında emekçiyi satan sarı sendikaların kamu kaynaklarını bir avuç rantiyeye, çetelere, tarikatlara ve cemaatlere peşkeş çekenlerin, haramilerin saltanatı da yıkılacaktır.”