Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Seyitgazi Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla Çiftçi Destekleme ve Eğitim Merkezi’ni (ÇİDEM) hayata geçirdi. Seyitgazi’de kurulan ve çiftçilere yönelik çalışmaların yürütüleceği merkezin açılış töreni gerçekleştirildi.
Çiftçi Belgin Bilici şu ifadeleri kullandı;
Ben bir kadın çiftçiyim. Toprağa emek vermenin ne demek olduğunu, bir ürünü yetiştirirken ne kadar çaba harcandığını biliyorum. Kadınlar olarak tarlada, bahçede, üretimin her aşamasında varız. Çoğu zaman evimizdeki sorumluluklarımızı da sürdürürken üretmeye devam ediyoruz.
Bugün çiftçilik yapmak kolay değil. Artan maliyetler, su sıkıntısı ve değişen iklim koşulları hepimizi zorluyor. Ektiğimiz ürünün karşılığını alıp alamayacağımızı düşünerek yeni bir sezona başlıyoruz. Böyle bir dönemde çiftçinin yanında olunmasını, bize yeni yollar gösterilmesini çok kıymetli buluyorum.
Çiftçi Destekleme ve Eğitim Merkezinin, yeni üretim yöntemlerini öğrenmemiz ve deneyimlerimizi paylaşmamız için güzel bir fırsat olacağına inanıyorum. Özellikle kadın üreticilerin burada daha fazla yer bulmasını, öğrendiklerini kendi tarlasına taşıyabilmesini diliyorum.
Bizleri düşünen ve bu merkezi hayata geçiren Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce'ye ve Seyitgazi Belediye Başkanımız Sayın Uğur Tepe'ye gönülden teşekkür ediyorum.
Toprağımıza emek vermeye, üretmeye devam edeceğiz. Yeter ki emeğimiz görülsün, çiftçimiz yalnız bırakılmasın. Merkezimiz hepimize hayırlı olsun.
*
Eskişehir Çiftçi Mallarını Koruma Başkanlıkları adına Genel Sekreter Fatma Çelik şu ifadeleri kullandı;
Tarım yalnızca üretmek değil, çiftçimizin emeğini, alın terini ve ürününü koruyarak geleceğe taşımaktır. Çiftçi Malları Koruma Başkanlıkları olarak bizler de sahada tarımsal alanların korunması, ürünlerin ve çiftçilerimizin emeğinin güvenliği için görev yapıyoruz.
Üretimin devamlılığına katkı sunmayı, çiftçimizin yanında olmayı önemsiyoruz. Bu güzel merkezin Eskişehir'imize ve çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
*
Eskişehir Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Nejat Yatır şu ifadeleri kullandı;
"Öncelikle bu imkânı sağladığınız için Ayşe Hanım'a teşekkür ediyoruz. Hepinize, protokolümüze teşekkür ediyoruz. Geleceğimiz ve çiftçimizin umudu olan yeni yatırımlar, yeni çalışmalar bizleri de mutlu ediyor. Yeni yetişen genç çiftçilerimiz de inşallah eğitimlerde başarılı olur. Bunu yaptığınız için hepinize teşekkür ederiz. İnşallah bütün Eskişehir'e hayırlı, uğurlu olsun. Teşekkürler."
*
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder şu ifadeleri kullandı;
"
Sizleri Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu ve şahsım adına saygıyla selamlarken, üzerinde bastığımız her toprağın ne kadar kıymetli olduğunu özellikle tüm Türkiye ve Eskişehir anlamında kısaca sizlere ifade etmek isterim.
Bu topraklarda, Eskişehir'de, 1923'lerde Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Islah-ı Büzür adıyla Tohum Islah İstasyonu'nu kuruyor. Arkasından 1933'lerde şeker fabrikası kuruluyor. Eskişehir; tüm kurum ve kuruluşlarıyla, örgütleriyle, çiftçisiyle, ilçeleriyle hububat anlamında çok kıymetli bir il. Seyitgazi ilçemiz de bunlardan bir tanesi.
Buralara yaklaşık, başkanım, Uğur Başkanım, 3-4 sene oldu değil mi, gelmiştik. O zaman burada çiftçilerimize yine toprakla ilgili bir eğitim vermiştik. Bu eğitimlerimizi biz o günden bugüne sürdürdük ve sürdürmeye söz veriyoruz. Bugün burada bulunma sebeplerimizden bir tanesi de aynen sizler gibi bu sürece katkı sunmak. Ayrıca ben şunu özellikle belirtmek istiyorum ki tarım, sadece üretim miktarını artırma açısından bakılacak bir sektör değildir.
Tarımda verimi ne kadar artıracağız, çiftçi buradan ne kadar gelir sağlayacak, o toprakta ne kadar ve ne zaman su kullanacağız, hangi ürüne hangi fenolojik döneminde ne kadar su vereceğiz ya da vermeyeceğiz, ne kadar pestisit ve gübre kullanacağız, bunların hepsi önemli. Tüm bunları yaparken üzerine bastığımız toprakları, o sadık yârimizi nasıl koruyacağız? Bunların her biri kıymetli. Burada bu üretimin sürdürülebilirliğini nasıl sağlayacağımız da büyük önem taşıyor. Bu anlamda bugün burada kurulan bu işletmeyi, bu Çiftçi Eğitim ve Destekleme Merkezini çok kıymetli buluyoruz. Çünkü Eskişehir'in tarihçesine baktığımızda böyle bir yer Eskişehir'e yakışır.
Yakışır ve bunu sonuna kadar sürdürmek, bunun için hep birlikte mücadele etmek adına biz de Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi olarak buradayız. Çarşamba günü de buradaydık. Uğur Başkanım da buradaydı. Salı günü de Ankara'dan Genel Başkanımız Murat Kapıkıran geldi. Kendisinin de burasıyla ilgili bilgisi var. Biz, Ziraat Mühendisleri Odası olarak elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Sizlerle ortak akılla, bilimin ışığında ve tabii ki çiftçilerimizle birlikte."
*
Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe şu ifadeleri kullandı;
"
Bugün ilçemiz ve şehrimiz adına çok değerli ve geleceğe dönük bir adımı hep birlikte atmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 2022 yılında Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı'nın (BEBKA) desteği ve Eskişehir Büyükşehir Belediyemizin ortaklığıyla Taşlık Çiftlikköy Projemizi hayata geçirmiştik. Aradan geçen süreçte tarımın ve üreticimizin değişen ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak bu alanı geliştirdik, üretim ve uygulama imkânlarını çeşitlendirdik ve çok daha kapsamlı bir yapıya kavuşturduk.
12 Şubat 2026 günü Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce ile birlikte imzaladığımız ÇİDEM Protokolü kapsamında Taşlık Çiftlikköy Projemize yeni bir fonksiyon katarak Çiftçi Destekleme ve Eğitim Merkezini, yani ÇİDEM'i üreticilerimizin ve hemşehrilerimizin hizmetine sunuyoruz.
ÇİDEM'i yalnızca üretim yapılan bir tesis olarak değil; bilginin toprakla, teknolojinin üreticiyle, tecrübenin ise yeni nesillerle buluşacağı yaşayan bir merkez olarak görüyoruz. Seyitgazi; geniş tarım arazileri, bereketli toprakları ve köklü üretim kültürüyle tarımın ilçemiz için ne kadar önemli olduğunu her zaman ortaya koymuştur. Biz de Seyitgazi Belediyesi olarak üreticimizin yanında olmayı, değişen koşullara karşı tarımsal üretimimizi güçlendirmeyi ve çiftçilerimizi yeni üretim modelleriyle buluşturmayı önceliklerimizden biri olarak gördük. ÇİDEM de bundan sonraki süreçte bu anlayışımızın en önemli merkezlerinden birisi olacak.
Merkezimizde üreticilerimiz, farklı tarımsal üretim modellerini doğrudan yerinde görme, inceleme ve sonuçlarını karşılaştırma imkânı bulacak. Tıbbi ve aromatik bitkilerden üzümsü meyvelere, sebze ve meyvecilikten topraksız çilek yetiştiriciliğine, sera uygulamalarından farklı yetiştirme tekniklerine kadar birçok çalışma burada uygulamalı olarak gerçekleştirilecek. Oluşturulan küçük ölçekli deneme bahçeleri ve uygulama parsellerinde farklı ürünleri, çeşitleri ve yetiştirme yöntemlerini Eskişehir'imizin iklim ve toprak koşullarında deneyeceğiz. Elde ettiğimiz sonuçları kayıt altına alarak hem üreticilerimizin yararlanabileceği hem de bölgemiz tarımına katkı sağlayacak önemli bir bilgi ve deneyim birikimi oluşturmayı hedefliyoruz.
Çünkü günümüzde tarımı yalnızca elde edilen ürün miktarı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Suyumuzu ne kadar verimli kullandığımız, üretim maliyetlerimiz, değişen iklim koşullarına karşı hangi ürünlerin daha dayanıklı olduğu, elde edilen ürünün nasıl değerlendirileceği ve üreticimize nasıl daha fazla ekonomik kazanç sağlayacağı artık çok daha önemli. Bu nedenle ÇİDEM'de temel anlayışımız; üretmek, işlemek, değer katmak ve değerlendirmektir.
Merkezimizde bulunan kurutma ve distilasyon tesisleri de bu anlayışın önemli bir parçasını oluşturuyor. Üreticilerimizin yetiştirdiği ürünleri yalnızca hasat etmelerini değil, hasat sonrasında değerlendirmelerini de desteklemek istiyoruz. Böylelikle ürünlerin raf ömrünün uzatılmasına, katma değerinin ve üreticimizin elde edeceği ekonomik kazancın artırılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
ÇİDEM'de tarımsal üretime bir bütün olarak bakıyoruz. Bitkisel üretimin yanında hayvansal üretime yönelik uygulamalarımız da merkezimizin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği için oluşturduğumuz ağıllarda yetiştiriciliğe yönelik uygulamalar gerçekleştirilecek ve geliştirilecek. Üreticilerimiz, küçükbaş hayvancılığın farklı aşamalarını burada yerinde görme ve uygulamalar hakkında bilgi edinme fırsatı bulacak. Kanatlı hayvan yetiştiriciliğine yönelik oluşturduğumuz alanımızda da farklı üretim modellerini aynı merkezde buluşturacağız. Böylece bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte ele alındığı bütüncül bir tarımsal üretim anlayışını da ÇİDEM'de hayata geçireceğiz.
ÇİDEM'in bizim için en önemli işlevlerinden biri de eğitim olacak. Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültemiz ve Eskişehir Ziraat Mühendisleri Odamızla gerçekleştireceğimiz iş birlikleriyle çiftçilerimize, kadın üreticilerimize ve gençlerimize yönelik uygulamalı eğitimler düzenleyeceğiz. Yeni tarım teknolojilerini, farklı yetiştirme tekniklerini ve katma değerli üretim modellerini yalnızca anlatmayacağız. Burada, sahada uygulamalı olarak göstereceğiz. Üniversite öğrencilerimizin de teorik bilgilerini uygulamayla buluşturabilecekleri, eğitimlerini ve stajlarını gerçekleştirebilecekleri bir alan oluşturacağız.
Merkezimizde bulunan kıl çadırlarımızı ise eğitimlerden atölyelere, üretici buluşmalarından tarımsal farkındalık çalışmalarına kadar birçok farklı etkinlik için değerlendireceğiz. ÇİDEM'in kapıları yalnızca çiftçilerimize ve üreticilerimize değil, 7'den 70'e bütün hemşehrilerimize açık olacak. Çocuklarımızın ve gençlerimizin toprağı tanımasını, üretimin hangi aşamalardan geçtiğini görmesini ve çiftçinin emeğinin değerini daha küçük yaşlardan itibaren öğrenmesini çok önemsiyoruz.
Düzenleyeceğimiz atölyeler, uygulamalı eğitimler, yaz okulları, üretici buluşmaları ve çeşitli tarımsal etkinliklerle her yaştan vatandaşımızı tarımla buluşturacağız. Buraya gelen bir çocuğumuz, bir tohumun toprakla buluşmasından filizlenmesine, ürüne dönüşmesinden hasada, hasattan işlenmesine ve soframıza ulaşmasına kadar geçen süreci yerinde görebilecek. İstiyoruz ki çocuklarımız toprağa yabancı kalmasın.
Üreticimiz ise yeni bir ürünü ya da üretim yöntemini kendi tarlasında uygulamadan önce burada görsün, sonuçlarını değerlendirsin ve kendi üretimi için en uygun yöntemi bulabilsin. Kısacası ÇİDEM; üreticimiz ile bilgiyi, tarım ile teknolojiyi, çiftçimizin yıllara dayanan tecrübesi ile bilimin imkânlarını aynı noktada buluşturacak.
2022 yılında Taşlık Çiftlikköy ile başlayan bu süreci bugün yeni bir anlayışla ileriye taşıyoruz. ÇİDEM Çiftçi Destekleme ve Eğitim Merkezi olarak Seyitgazi'mize, Eskişehir'imize ve ülkemize kazandırıyoruz.
Bu süreçte birlikte yol yürüdüğümüz Eskişehir Büyükşehir Belediyemize ve Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce'ye, ilçemizde üreticilerimize verdikleri desteklerle her zaman yanımızda oldukları için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten her zaman desteklerini gördük. Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve bütün personeline, Taşlık Çiftlikköy Projemizin hayata geçirilmesine sağladığı katkılardan dolayı BEBKA'mıza ve BEBKA temsilcilerimize, aynı zamanda burada sabahtan akşama kadar çalışan personelimize, bize destek veren Ziraat Mühendisleri Odamıza, Ziraat Fakültemize, muhtarlarımıza, meclis üyelerimize ve bütün katılımcılara çok teşekkür ediyorum.
Özellikle belirtmek istedim, tabii konuşmam biraz uzun oldu. ÇİDEM'in önemi bizim için çok fazla. Tarım için, geleceğimiz için çok önemli. Ben hepinize teşekkür ediyorum. Özellikle, dediğim gibi, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce'ye bu tesisin buraya kadar gelmesinde ve bize kazandırılmasında gösterdiği emek ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum."
*
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç şu ifadeleri kullandı;
"
Destekleme ve bilimsel olarak yola çıkmak, Seyitgazi'den Türkiye'ye yeni bir vizyon olarak yansıyor. Çiftçimiz artık bir şey yetiştireceğim diye korkuyor. Çünkü yetiştirdiği şeyi satamıyor. Ama burada genç çiftçilerimiz yeni teknik ve usulleri öğrenecekler. Tarımın nasıl daha iyi uygulanacağını, hayvancılığın aynı şekilde nasıl sürdürülebileceğini öğrenecekler ve Türkiye'nin gerçekten en büyük ihtiyaçlarından biri olan tarım konusunda gelişmeler sağlayabilecekler.
Ben burada öncelikle Ayşe Başkanıma, Uğur Başkanıma, değerli ekiplerine, dekanıma ve burada emeği çok büyük olan Ziraat Mühendisleri Odasına çok teşekkür ediyorum. Buraya gelen, buraya ayak basan çiftçilerimize de sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum."
*
YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı:
Ayşe Ünlüce, 2026 projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Gurur duyacağımız bir açılış daha. Gurur duyacağız çünkü Türkiye'nin tarımsal sorunlarının çığ gibi büyüdüğü, zannediyorum biraz sonra da bahsedilecektir, bir dönemden geçiyoruz. Üretim anlamında 1923'lerin, 1930'ların dünyaya yeten bir ülkesi olmakla övündüğümüz tarımda, o aşamadan bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda ciddi sıkıntıları içinde barındıran, çiftçinin ve üreticinin her gün daha da zorlandığı bir süreçten geçiyoruz.
Bu anlamda bu açılış, sadece buradaki üreticilere bir hizmet oluşturmak adına önemli değil, aynı zamanda Türkiye'nin yönünü tekrar tarıma ve üretime dönmesi adına da aslında bir çağrıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle umuyorum ki bugün burada yapılan bu açılış diğer belediyelere örnek olur. Umuyorum ki diğer şehirlere örnek olur. Ve umuyorum ki Türkiye'nin yönünü tekrar üretime ve tarıma döneceği günlere vesile olur. Bu günlerin de uzak olmadığına yürekten inanıyorum.
Emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
*
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı:
"Değerli katılımcılar, bugün benim için çok önemli bir gün. 2026, plakamız 26 ve Eskişehir yılı olarak ilan ettiğimiz bu yılın en önemli açılışlarından birisinde bir aradayız.
Biz bu seneye ilişkin, biliyorsunuz, sene başında, ocak ayında bir lansman yaparak 2026'da gerçekleştireceğimiz projeleri sizlere tanıtmıştık. Bir tanesi de buydu. Yani çiftçiyi destekleme, çiftçiyle ilgili eğitimleri verebileceğimiz bir merkez kurma projesiydi.
Buranın geçmişinden Uğur Başkanım çok ayrıntılı bahsetti. BEBKA temsilcimiz de burada. Aslında 2022 yılında burada ilk nüve başlamıştı. Burada başlattığımız çalışmalar ilerledikçe ve BEBKA'nın süresi dolunca bu projeyi daha da geliştirmek istedik. Ben aynı zamanda BEBKA'nın, yani Kalkınma Ajansı'nın, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Yönetim Kurulu üyesiyim. O nedenle hibe verilen bütün projelerin sonucunu da merakla takip ediyorum.
Uğur Tepe Başkanımızla çıktığımız bu yolculukta ÇİDEM hep bizim en büyük hayallerimizden bir tanesiydi. Ama burası Seyitgazi bölgesi için açıldı diye sadece buraya hizmet edecek zannedilmesin. 12 kırsal ilçemiz, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerimizin kırsal mahalleleri ile kentte yaşayıp tarıma ve hayvancılığa ilgi duyan herkesin yararlanacağı, yaşayan bir merkez olacak. Gerçek bir eğitim, öğretim ve üretim merkezi olacak. Aslında çiftçinin tam da ihtiyacı olan bir yer olacak burası.
Tabii bu topraklar, Eskişehir'in tarım ve hayvancılığı açısından çok önemli. Biraz önce Selma Başkanım bahsetti. Biliyorsunuz, ilk tohum ıslah merkezi burada, Eskişehir'de kuruluyor. Cumhuriyet'in ilk yola çıkış haritalarından bir tanesi. Ardından, hepimizin bildiği üzere, Ali Numan Kıraç'ın adını da burada saygıyla, sevgiyle anmış olalım. Kuru tarımla ilgili ilk deneme istasyonu yine burada kuruluyor. Dekan hocamız burada. Onlar da gerçekten üniversitemizde onun adını yerleşkeye vererek yaşatıyor. Ne mutlu bizlere, ne mutlu Eskişehir'e.
Üçüncü şeker fabrikamız burada kuruluyor. İlk köy enstitüsü de Eskişehir'de kuruluyor. O yüzden bu kadar kapsamlı bir Çiftçi Destekleme ve Eğitim Merkezini kurmak da Eskişehir'e, bize yakışırdı diyorum. Ne mutlu, bu gururla sizlerin karşısındayız.
Burada kurduğumuz merkez için sevgili Sencer Solakoğlu'ndan da söz alalım. Hiç elini buradan çekmesin, bilgisini ve emeğini bizden eksik etmesin. Çünkü biz buranın bütün Türkiye'ye ilham verecek bir merkez olmasını istiyoruz. Bu iddiayla yola çıktık ve bu iddiayla zaten çok çalışıyoruz. Ama daha çok çalışmaya devam edeceğiz. Hemşehrilerimize vereceğimiz en güzel hediye, geleceğe vereceğimiz en güzel hediye bu olsun.
Sevgili oda başkanlarımız burada. Ziraat Odası başkanlarımız burada. Çiftçi Malları Koruma başkanlarımız yine burada. Çiftçilerimiz, muhtarlarımız burada. Bu gücünüz, desteğiniz ve dayanışmanız yanımızdan hiç eksik olmasın.
Birlikle, beraberlikle, sevgiyle ve emekle çalışmaya devam."
*
YENİ Parti Önceki Dönem Tarımdan Sorumlu Gölge Bakanı Sencer Solakoğlu Sencer Solakoğlu şu ifadeleri kullandı;
"
Hepimizin ortak değeri, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ü burada anmak istiyorum. Çünkü onun vizyonu, tam da burada yapılan ve yapılmaya çalışılan, özellikle sürdürülebilir bir şekilde yapılmaya çalışılan bu anlayışla örtüşüyor. Bu kısım çok kıymetli. Büyükşehir Belediye Başkanımız da buna değindi. Çok önemli bir adım.
Bizim en büyük eksiklerimizden bir tanesi, eğitime yeterince önem vermemiş olmamız. Daha önce de değinildi. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı son 20 yıldır elini ayağını sahadan çekmiş durumda. Yani çok kıymetli ziraat mühendislerimiz, veteriner hekimlerimiz ilçe tarım müdürlüklerinde, il tarım müdürlüklerinde ofis içi işler yapmaya başladılar. Ne zaman onlar eğitimi çiftçiden geri çektiler, o zaman çiftçimizin ilerlemesi de geriye düştü.
Tam da bu zihniyetle, özellikle ıslah zihniyetiyle ve kırsalda eğitim anlayışıyla, Eskişehir'de de ilki kurulan Köy Enstitülerimiz hayata geçirilmişti. Şimdi kapanma sebebinin siyasi taraflarına girmeksizin, hep unuttuğumuz ve atladığımız bir şey var. Herkes bize "Üret, üret, üret, üret." diyor. Ya tamam da biz ürete ürete batıyoruz.
Bugüne kadar, bugün burada ilk defa müthiş bir keyifle dinledim konuşmaları. İlk defa bir ürünün üretildikten sonra yarı mamule veya mamule çevrilip katma değer sağlanarak nasıl bir sonraki evreye taşınabileceğinin konuşulmasına şahit oldum. Bundan çok büyük memnuniyet duyuyorum.
Üretmek aslında bir anlamda tabii ki olmazsa olmaz ama yeterli değil. Aynı şekilde varlıklı olmak, zenginleşmek için çalışmak da tek başına yeterli değil. Bakın, hammallar çok çalışıyor. Hiç içinizde zengin hammal gören oldu mu bugüne kadar? Akıllı çalışmak, çalışmanın aynı zamanda verimli olması da gerekiyor.
Bakın, bu sene burada kuru tarım yapılıyor. TMO 16,5 lira fiyat açıkladı. Türkiye'nin neresine gittiysem 12,5 liradan buğdayını satmak zorunda olan bir çiftçiyle karşı karşıyayız. Niye? Çünkü ne yapacağını bilmiyor. Ekmeden önce hiçbir şeyin farkında değil. Kime satarım? Nasıl olsa devlet bir zaman alır. Alamadı işte.
Elinize hangi ürünü alırsanız alın; Bursa'da incirimizden, Manisa'da, Denizli'de üzümümüzden tutun, kayısımızdan şeftalimize kadar her ürün çok ciddi anlamda zarar etti. Ama bunun tek müsebbibi aslında Tarım Bakanlığı veya belirlenen fiyatlar değil. Baktığınız zaman yurt dışında bu ürünler çok daha verimli, çok daha ekonomik ve rekabetçi olarak üretilebiliyor. O zaman bizim şunu da düşünmemiz lazım: Bunlar nasıl bu kadar rekabetçi üretirken biz üretemiyoruz?
Şimdi içinizden bazıları diyecek ki, "Ya kardeşim, bizdeki mazot fiyatları şöyle, bizdeki gübre fiyatları böyle." Bu gübre fiyatları dışarıda da bu şekilde. Mazot fiyatları bizden de yukarıda. İyi bir şey olduğu için söylemiyorum ama mesela İsviçre gibi küçücük, dağlık bir ülkede tarla yok, arazi yok, mazot fiyatı 150 lira, gıda enflasyonları eksi 0,5. Eksi. Bizde enflasyonun sebebi mazotsa o zaman nasıl oluyor da bizde 100 lira olup yüzde 36'lara çıkıyor?
Eğitim ve gençlik bu sektörün olmazsa olmaz paydaşları. Burada ortaya konulan zihniyetin tam da Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu anlayış olduğunu düşünüyorum. İşin özünde sadece verimliliği değil, aynı zamanda bir sonraki adımı da bu insanlara öğreterek çok büyük bir hizmet sağlayacağını düşünüyorum.
Bakın, bunlar hep benim de son zamanlarda görevimden dolayı öğrendiğim ama çok şaşırdığım şeyler. Dünyadaki çam balının yüzde 92'sini bu ülke üretiyor, tek başına Türkiye. Şöyle bir düşünün; Kanada'sından Avustralya'sına, Asya ülkelerinden Güney Amerika'ya kadar dünyanın çam balı üretiminin yüzde 92'sini yapan Türkiye Cumhuriyeti çiftçilerinin uluslararası pazarlamada bir tane markası yok. Dökme yapıyoruz, dökme satıyoruz. Demin dedim ya, hammallık yapıyoruz esasında. Bütün cefasına katlanıp sefasını süremiyoruz.
İşte burası, bu tip eğitim merkezleri, insanların sadece üretirken değil, ürettikten sonra da "Bu ürünü nasıl bir mamule çevirebiliriz?" diye düşünmeye başladıkları, fikir geliştirdikleri ve başkalarıyla fikir alışverişinde bulunabildikleri merkezlerdir. İşte geri dönüyoruz Mustafa Kemal Atatürk'ün yapmaya çalıştığı şeye. Köy Enstitülerinde tam da yapılmaya çalışılan şey buydu.
Bizim aynen böyle bir minyatür, diyelim, Köy Enstitüsüne ihtiyacımız var. Aynı zamanda İYİ Parti'de de Türkiye'nin bir sonraki döneminde hayal ettiğimiz şeyin aslında burada bir başlangıcını görüyoruz.
Bu işe emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ülkem adına, kendi adıma teşekkür ediyorum. Ve tabii ki söz veriyorum, ne zaman katkıya ihtiyaç duyulursa burada olacağım.
Biliyorsunuz, benim işletmemde en çok önem verdiğim şey verimlilik. Ama sadece verimli olmak yetmiyor, bunu gördük. Ürünü satamadıktan sonra, ederinde satamadıktan sonra verimi kim düşünebilir? Bugün buğdaya atacağınız gübrenin karşılığını alamayacağınızı biliyorsanız o gübreyi atmayacaksınızdır. Burada öğrendiğiniz teknikleri veya teknolojileri uygulasanız bile bir karşılık alamayacağınızı anladığınız andan itibaren bu uygulamaları hayata geçirmekten imtina edeceksiniz. Bu yatırımları yapmayacaksınızdır.
Dolayısıyla bizim sadece böyle bir eğitim merkezine değil, bununla beraber çok istikrarlı, öngörülebilir, daha ekmeden önce fiyatın ne olacağını, kime satılacağını bildiğimiz bir sisteme geçmemiz lazım.
Biz İYİ Parti'de tam da bunu hayal ediyoruz. Ben burada size parti propagandası yapmak için gelmedim ama inanın, 20 yıldır yaptığım çiftçilikte karşılaştıklarımdan ve ne kadar çok çiftçinin çalışa çalışa battığına şahit olduktan sonra "Yeter artık." dedim. Yani bir insan bu kadar çalışıp eğer batıyorsa burada bir şeyi değiştirmek zorundayız.
İlk işim sivil toplum örgütüne girmek oldu. Çünkü şu kanaatteydim: "Duymuyorlar, bilmiyorlar, birileri yukarıdakilere yalan söylüyor. Demek ki ben sivil toplum örgütüne girer, sivil toplum örgütü liderlerini bu konuda bilgilendirirsem bilgiyi yukarıya taşırım." diye düşündüm.
Baktım, toplantı öncesi Bakan Bey'in odasının önünde ahkâm kesen birlik başkanları, odaya girdiğimiz zaman "Sayın Bakanım, Allah sizi başımızdan eksik etmesin." diyorlar. Buna bu gözler, bu kulaklar şahit oldu. Dedim ki, "Demek ki benim bir sivil toplum lideri olmam gerekiyor." Bir sivil toplum örgütünün başkanı oldum.
Başkanı oldum, onların yaptığını yapmadım. İçeri girip "Eksik olmasın." demedim. Dedim ki, "Bakın, burada, burada, burada hatalarınız var." Ve ben şunu gördüm: Herkesin her şeyden haberi var.
Denedim. Mevcut hükümetin üç bakanı ile çok yakın çalıştım ve doğruları anlatmayı denedim. Şunu gördüm: Tarlaya galoşla giren bir insanın, tarlada yaşananları bilmeden, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, yukarıdan teoriden pratiğe doğru kurgulanan bir tarım politikasının Türkiye'de işe yarayamayacağını net bir şekilde gördüm.
Fırsatı geldiği zaman ben, "Ancak ve ancak bir üst mertebeye çıkarsam bu işi değiştirebilirim." dedim. Dolayısıyla bugün karşınızdayım.
Verimlilik, doğru pazarlama, bütün dünyanın duyacağı şekilde pazarlayarak çok insana ulaşmak, markalaşmak, kıt kanaat geçinmek değil, üretip zenginleşmek önemli. Küçük arazilerimizi devlet eliyle toplulaştırarak değil, arazilerimizi komşularımızla birleştirip farklı çalışan, bugünkü sistemdeki gibi değil, para ödeyen kooperatifler olarak bir araya geldiğimiz zaman biz aslında Türkiye'nin kalkınmasında ne sanayide ne inşaatta ne de turizmde görmediğimiz bir kalkınmayı tarımda sağlayabiliriz.
İddiam şu: Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra da dünya savaşlarından, dünya buhranlarından Türkiye'yi hep tarım çıkarmıştır. Şu anda yaşadığımız buhrandan da bizi çıkartacak şeyin tarım olduğuna inanıyorum. Ama verimli tarım.
Gübreyi yurt dışından ithal ediyoruz. Ham maddesi zaten ağırlıklı olarak doğal gaz, Türkiye'de bulunmayan fosfat kayası vesaire. Dolayısıyla ithal. Mazotumuz ithal. Ne yazık ki tohumumuz ithal. Sadece buğday olarak düşünmeyin. Traktörlerimizin büyük bir kısmı ithal. İneklerimiz ithal. Sağımhanelerimiz ithal. Ekipmanlarımızın ciddi bir kısmı ithal. Bir kısım, demir olan yani teknolojik olmayan ekipmanlar yerli olsa da teknoloji ithal.
Her şeyi ithal ederek burada yerli ve millî bir üretim yapma iddiasından bir an önce kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum. Bizim gerçekten yerli ve millî olabilmemiz için en önemli koşullardan bir tanesi de ıslahtır.
Şunu unutmayın, bu merkezin burada çok büyük önemi var. Her konuda ıslah yapan ülkeler dünyada ihracatçı, ıslah yapmayan ülkeler de o konularda ithalatçıdır. Ben bugün, daha önce Belediye Başkanımızla konuşurken bu çarpıcı örneği vermek istedim. Beyaz et, tavuk, çok basit, broyler. Broylerde yurt dışından yumurta ve civciv gelmezse Türkiye'de broyler üretimi yapılamaz. Türkiye, beyaz ette yüzde 95 yurt dışına bağımlı. Bunu biliyor muydunuz? Sebebi de ıslah yapılmamış olması.
Bugün "ata tohumu" diye pazarlanmaya çalışılan ve hibrit diye kötülenen tohumlara baktığınız zaman, bunların geçmişinde büyük şirketlerin yıllarca yaptığı yatırımlar ve ıslah çalışmaları var. O tohumlarla bizim "ata tohumu" diye kullandığımız tohumlar verimlilikte rekabet edemiyor.
Bugün benim gibi enayi olup yerli bir karpuzu ekip, ondan sonra bunu kabak aşılı hibrit tohumla aynı paraya pazarlamak zorunda kaldığım zaman bunun sürdürülebilir olmadığını görebiliyorum.
Bunu Mustafa Kemal de zamanında görmüş. O yüzden zaten bu Köy Enstitüleri kurulmuş ve sonrasında TİGEM'ler, yani bugünün Tarım İşletmeleri Genel Müdürlükleri ve TAGEM'ler, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlükleri kurulmuş. Bizim ıslaha çok önem vermemiz lazım. Islah demek eğitim demek, ıslah demek deney demek, ıslah demek para demek. Pahalı bir şey. Bir çiftçinin tek başına yapabileceği bir şey olmadığı için burada yapılan yatırımın ne kadar değerli olduğunu ben idrak edebiliyorum. Bu katkılarla Türkiye ancak gelişebilir.
Bizim vizyonumuzu bu kadar güzel özetleyip bir de icraata koyan belediye başkanlarıma gerçekten kalben, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak teşekkür ediyorum. Çok, çok, çok teşekkür ediyorum. Ne güzel, iyi ki varsınız ve ne güzel bir şey yapmışsınız.
Buradan tüm çiftçilerimize de buradan istifade etmelerini tavsiye ediyorum. Tarlalarınızı deney olarak kullanmayın. Gelip teknolojiyle, yeni cins tohumlarla, yeni ekiliş şekilleriyle, toprak ıslahıyla burada tanışın ve göreceksiniz, çok büyük bir farka şahitlik edeceksiniz.
Umuyorum, gençler de buraya gelirler ve burada gördükleriyle yeniden bir üretim şevki, yeniden üretime dönmek için bir motivasyon bulurlar.
Daha fazla uzatmak istemiyorum. Konu çok derin ve çok uzun bir konu. Hepinize, davet ettiğiniz için Sayın Başkanıma ve sizlere de çok çok teşekkür ediyorum."





