ESKİŞEHİR HABER

Eskişehir'de çiftçik yapan kadın isyan etti; "Köylü milletin efendisidir dendi, köylü milletin enayisi oldu"

Bozüyük Kozkayı Köyü’nde çiftçilik yapan Ayşe Kepenek, 8 Mart programında kırsalda çalışan kadınların ağır çalışma koşullarını ve tarımdaki sorunları anlattı.

Abone Ol

Çiftçilik yapan Ayşe Kepenek şu ifadeleri kullandı;

"Bozüyük Kozkayı Köyü’nde yaşıyorum. Doğma büyüme çiftçiyim. Meslekte dededen toruna denir. Ben bebekliğimden babaanneliğime kadar çiftçilik yaptım. 55 yaşımın 50 yaşını çiftçilikle geçirdim.

Arpa, buğday ektik; kuru tarımla uğraştık. Tarım işi çok ağır, çok zor. Üstü açık bir fabrika gibi. Güvenilmiyor, umduğun olmuyor. Üretip tüccarın önüne koyuyorsun, umduğun fiyat verilmiyor. Ama üretirken mazot fiyatını biz belirleyemiyoruz. Gübre fiyatını belirleyemiyoruz. Gübre fiyatımızı belirleyemiyoruz, mazot fiyatımızı belirleyemiyoruz. Ücretimizi, ürettiğimizin ücretini de belirleyemiyoruz. Bir kamyon buğday yolluyorsun, tüccarın önüne bir tabak buğday koyuyorsun. Tüccar ne verirse. Biri 13 lira 50 kuruş verdi, öbür tüccar 12 lira 80 kuruş verdi. Yahu bu çiftçiyle eğleniliyor mu? Bu millet markla, dolarla yaşarken; milyonlarla, milyarlarda yaşarken çiftçiye bu kadar mı değeri yok bu çiftçinin?

Kırsalda yaşamak zor. Çiftçi kadın olarak yaşamak daha zor. Benim 5 tane çocuğum var. Ben beşini de okuttum. Çiftçi olmasınlar diye okuttum.

Her yıl aynı fiyata buğday sattık 5 yıl üst üste. 50 liraya, 60 liraya buğday sattık. Aynı fiyata et sattık; 12,5 liraydı inek eti, 14,5 liraydı dana eti. Bunu da 4-5 yıl aynı fiyata sattık. Siz halkımıza soruyorum, acaba siz aynı fiyata kasaptan bir kilo et aldınız mı? Aynı fiyata fırından ekmek aldınız mı? Bunu soruyorum, ben başka bir şey sormuyorum.

Çiftçi bir kadının, tarımla uğraşan kırsalda yaşayan bir kadının izni yok, tatili yok. Günlük gelir bir şeyi yok, sigortası yok. Hiçbir sağlık mücadelesi yok, hiçbir kendini koruma bir şeyi yok. 24 saatimin 20 saatini ayakta geçirdim, banka borçlarından kurtulmadım. Her yıl bir parça arsa satıp borcumuzu ödüyoruz. Bu yıl altımızdaki arabaya kadar sattık.

Değerli Gazi Mustafa Kemal Atatürk Paşamızın dediği gibi: "Saban süngünün ucunda; saban süngüden, kılıçtan değerlidir." dedi. Niye sabana sahip çıkmıyoruz? Bu sabanın ucunu kaybettiriyorlar millete. Saban kılıçtan üstünse niye bu rezillik? Bu çiftçinin bu vatandaşa rezilliği bu kadar.

"Köylü milletin efendisidir." dendi, köylü milletin enayisi oldu. Yok 50 kuruş, yok 80 kuruş. Çiftçiyle eğlenir gibi rakam veriliyor. Daha bu ne olacak bu? Fiyatını siz kurun, çiftçinin hakkını koruyun. Ben bu kadar söylerim."