Engelli Dernekleri ve Platformu adına konuşan Gülcan Soylu şu ifadeleri kullandı:
“Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yaşanan ve engelli bir vatandaşımızın şiddete maruz kaldığı olayla ilgili açıklama yapmak üzere toplandık.
Söz konusu vatandaşımız, yüzde 38 engelli olan ve avasküler nekroz olarak bilinen kemik dokusu ölümü hastalığıyla mücadele eden bir öğretmenimiz. Her iki kalça kemiğinde çökme meydana geldiği için kök hücre ameliyatı geçirmiş. İyileşme sürecinin 6-7 yıl sürebileceği, son derece hassas bir sağlık durumuna sahip.
Bu nedenle herhangi bir fiziksel darbe almaması gerekiyor. Ancak ne yazık ki Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde görevli polisler ve özel güvenlik personeli tarafından şiddete maruz kaldığını görüyoruz.
Savcılık aracılığıyla temin ettiğimiz güvenlik kamerası görüntüleri elimizde bulunuyor. Bu görüntülerde öğretmenimizin herhangi bir fiziksel müdahalede bulunmadığı halde yerlerde sürüklendiğini görüyoruz.
Sürüklenirken kalçalarının geriye doğru döndüğünü, büyük acı çektiğini, defalarca bağırarak ağrısı olduğunu ve kendisine bu şekilde müdahale edilmemesi gerektiğini söylediğini görüyoruz. Buna rağmen kendisini dinlemiyorlar.
Ardından polis odasına götürülüyor. O odanın da güvenlik kamerası görüntüleri mevcut. Bu görüntüleri ilgili kişileri de rencide etmemek adına basınla paylaşmak istemedim.
Ancak içeride yaşananları da biliyoruz. Özel güvenlik görevlilerinin öğretmenimizi kollarından çekerek bir sedire oturttuklarını, ardından polisler ve güvenlik görevlileri tarafından göğüs kafesine, ağzına ve yüzüne yönelik fiziksel müdahalelerde bulunulduğunu görüyoruz.
Öğretmenimizin dudağında yaralanma, dişinde kırık ve göğüs kafesinde ağrılar meydana geldiğini belirtiyoruz. Biz bu müdahalenin yaşamını tehlikeye atabilecek boyutta olduğunu ve öldürmeye teşebbüs niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Öncelikle kendimi de tanıtmak istiyorum. Ben Umudun Çocukları Engelliler Dayanışma, Yardımlaşma ve Bilinçlendirme Derneği Başkanıyım. Aynı zamanda 12 dernekten oluşan Engelsiz Yaşam Platformu’nun başkanlığını yürütüyorum.
Bugüne kadar böyle bir olayla ilk defa karşı karşıya kaldık. Olayın ardından engelli öğretmenimizin altı güvenlik görevlisini darp ettiği yönünde iddialar ortaya atıldı. Kendisi hakkında kasten yaralama suçlamasıyla yargı süreci yürütülüyor.
Ancak elimizdeki kamera görüntülerinin bu iddialarla örtüşmediğini düşünüyoruz. Eğer bu görüntülere zamanında ulaşamasaydık öğretmenimiz görevinden olabilirdi. Sağlık sorunlarına rağmen özgürlüğünden mahrum kalabilirdi. Böyle bir durumda bunun sorumluluğunu kim üstlenecekti?
Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayla ilgili olarak engelli dernekleri ve hak savunucuları olarak ortak bir adalet çağrısında bulunuyoruz.
Yüzde 38 engelli olan ve avasküler nekroz hastalığı nedeniyle tedavi gören öğretmen İ.K.’nin hastane güvenlik personeli tarafından yerlerde sürüklendiğini, yumruk ve tekmelerle darbedildiğini gösterdiğini değerlendirdiğimiz kamera kayıtları bulunuyor.
Olayın ardından öğretmenimizin altı güvenlik görevlisini darbettiği iddia edildi. Ancak savcılık aracılığıyla elde ettiğimiz güvenlik kamerası görüntülerinin bu iddiaları desteklemediğini düşünüyoruz.
Görüntülerde çok sayıda özel güvenlik görevlisi ve polis memurunun bulunduğu ortamda öğretmenimize fiziksel müdahalede bulunulduğunu görüyoruz. Bu müdahalenin son derece ağır olduğunu ve öğretmenimizin yaşamını tehlikeye attığını savunuyoruz.
Kamera kayıtlarının tamamı incelendiğinde öğretmenimizin sözlü ya da fiziksel mukavemette bulunmadığı görülüyor. Sağ elindeki çiçeği olay boyunca bırakmıyor. Yalnızca sol eli serbest olan bir kişinin altı güvenlik görevlisini nasıl darbedebileceğinin sorgulanması gerekiyor.
Öğretmenimiz bir yandan ağır sağlık sorunlarıyla mücadele ederken diğer yandan altı kişiyi darbettiği iddiasıyla suçlanıyor. Bunu kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.
Her iki kalça ekleminde avasküler nekroz teşhisi bulunan, kök hücre ameliyatı geçirmiş ve uzun bir iyileşme sürecinde olan bedensel engelli bir kişinin çok sayıda güvenlik görevlisini darbettiği iddiasını hem tıbbi hem de fiziksel açıdan gerçekçi bulmuyoruz.
Derneklerimiz ve hukuki temsilcimiz tarafından incelenen resmi kamera kayıtlarında öğretmenimizin kendisine yönelik fiziksel müdahale karşısında elini bile kaldırmadığını değerlendiriyoruz. Zaten kendisini savunmasına fırsat verilmediğini düşünüyoruz.
Özel güvenlik personelinin ve hastane polisinin yetkilerini aştığını, görevlerini kötüye kullandığını savunuyoruz. Elinde çiçekle hastaneye gelen, ciddi sağlık sorunları nedeniyle kendisini fiziksel olarak yeterince savunamayacak durumda olan engelli bir vatandaşa bu şekilde müdahale edilmesinin hiçbir gerekçesi olamaz.
Olayla ilgili alkol iddiaları da gündeme getirildi. Öğretmenimizin 330 promil alkollü olduğu yönünde yorumlar yapıldı. Ancak söz konusu değerin 0,330 promil olduğunu ifade ediyoruz.
Öğretmenimizin hastaneye gitmeden yaklaşık 3-4 saat önce iki bira içtiği doğrudur. Bunu saklamıyoruz. Ancak iddia edildiği gibi alkol nedeniyle ayakta duramayacak ya da yürüyemeyecek durumda olduğu yönündeki açıklamaları kabul etmiyoruz.
Kamera görüntülerinde öğretmenimizin durumunun görülebileceğini düşünüyoruz. Kendisi bir eğitimci olduğu için görüntülerinin sürekli kamuoyu önünde tartışılmasını istemiyorum.
Kaldı ki bir kişinin alkol almış olması, kendisine fiziksel şiddet uygulanmasını haklı göstermez. Sağlıklı ya da engelli olması da fark etmez. Hiç kimsenin bir başka insana bu şekilde müdahale etme hakkı yoktur.
Kamuoyunu yanıltmak amacıyla ortaya atıldığını düşündüğümüz iddialar ve alkol raporuna ilişkin açıklamalar, engelli bir vatandaşın yerlerde sürüklenmesi ve orantısız güç kullanıldığı yönündeki iddialarımızın üzerini örtemez.
Hastaneler, insanların şifa bulmak için başvurduğu kurumlardır. Engelli vatandaşlarımızın haklarının gözetilmesi ve ihtiyaçlarına uygun hizmet alması gereken yerlerdir. Hastaneler orantısız güç kullanımının ve engelli hakları ihlallerinin yaşandığı kurumlar haline gelmemelidir.
Biz burada mağdurun suçlu gösterilmeye çalışıldığını ve yaşanan hak ihlalinin gizlenmek istendiğini düşünüyoruz.
Engelli dernekleri, platformları ve federasyon temsilcileri olarak üyemiz ve öğretmenimiz İ.K.’nin sonuna kadar yanında olduğumuzu bildiriyoruz.
Cumhuriyet savcılığını ve İl Sağlık Müdürlüğünü, olayla ilgili beyaz kod kapsamında verilen beyanlarla yetinmemeye, güvenlik kamerası görüntülerini bütün yönleriyle incelemeye davet ediyoruz.
Kamera kayıtlarındaki somut bulguların esas alınmasını ve orantısız güç kullandığını düşündüğümüz personel hakkında gerekli işlemlerin gecikmeden yapılmasını talep ediyoruz.
Adalet sağlanana kadar hukuki sürecin takipçisi olacağız. Öğretmenimizin haklarının korunması ve olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için mücadelemizi sürdüreceğiz."





