Eskişehir'de konuşan Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Başkanı Muhammed Zeki Durak şu ifadeleri kullandı:
“Türk Patent ve Marka Kurumu olarak bugün çok önemli bir coğrafi işaret tescil belgesini takdim edeceğiz. Bu bizim açımızdan gerçekten mutluluk verici.
Az önce izlediğimiz videoda da gösterildiği gibi Türk Patent ve Marka Kurumu olarak patentleri, markaları ve tasarımları tescil ediyoruz. Bunlar şirketlerin ya da kişilerin yaptığı başvurular sonucunda gerçekleşiyor. Örneğin bir buluş ortaya çıkıyor ve bu buluşun patenti alınıyor. Ya da bir şirket kendi markasını tescil ettiriyor.
Ancak coğrafi işaret bunlardan farklı. Coğrafi işaret, bir ilin ya da bölgenin kendisine ait olan bir değerdir. Bir kişiye ait değildir. O bölgenin zenginliğini temsil eder.
Türkiye olarak coğrafi işaretler açısından gerçekten zengin bir ülkeyiz. Coğrafi işaret sayısında dünyada ikinci sıradayız. Bugün 1912 coğrafi işaret tescilimiz bulunuyor. Çin'den sonra en fazla coğrafi işaret tesciline sahip ülkeyiz. Avrupa'da ise en fazla tescile sahip ülke konumundayız.
Biz bu ürünlerimizi yalnızca Türkiye'de tescil ettirmekle yetinmiyoruz. Avrupa Birliği'ndeki tescil süreçlerini de takip ediyoruz. Şu anda Avrupa Birliği tarafından tescillenmiş 46 ürünümüz bulunuyor. Avrupa Birliği dışındaki ülkeler arasında, Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili sayısında dünyada üçüncü sıradayız.
Bu rakamlar ülkemizin sahip olduğu zenginliği gösteriyor. Ancak bu zenginliği daha fazla tanıtmamız ve ekonomik değere dönüştürmemiz gerekiyor.
Avrupa'daki örneklere baktığımızda bazı ülkelerin belirli ürünleriyle dünya çapında tanındığını görüyoruz. Peynirleriyle, yöresel lezzetleriyle ve farklı tarımsal ürünleriyle öne çıkan ülkeler var.
Örneğin İtalya'nın Parmesan peynirinin cirosu 2,4 milyar avro. Bir peynir deyip geçmemek gerekiyor. Tek bir ürünün 2,4 milyar avroluk ekonomik büyüklüğe ulaşması, coğrafi işaretli ürünlerin nasıl bir ticari potansiyel taşıdığını gösteriyor.
Bizler tescil süreçlerine büyük önem veriyoruz. Ancak tescilin ötesinde ürünlerimizin markalaşması için de çalışmalar yürütüyoruz.
Geçen hafta Paris'te düzenlenen SIAL Gıda Fuarı'na coğrafi işaretli ürünlerimizi götürdük. Özellikle Avrupa Birliği tesciline sahip ürünlerimizi ve bu ürünlerin üreticilerini uluslararası alanda tanıtma imkanı bulduk.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) ile yürüttüğümüz bir proje kapsamında da Avrupa Birliği'nde tescilli ürünlerimizin tanıtılması ve markalaştırılması konusunda çalışmalar gerçekleştiriyoruz.
Türkiye'nin fikri mülkiyet alanındaki verileri de oldukça dikkat çekici. Dünyada patent başvurularında 194 ülke arasında 10. sıradayız. Marka başvurularında 6. sırada, tasarım başvurularında ise 3. sırada bulunuyoruz.
Bu veriler ülkemizin ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Hedefimiz, Türkiye'de daha yüksek katma değerli ürünler üretilmesini sağlamak. İhracata yönelik daha nitelikli ürünler geliştirerek ülkemizin ekonomik gelirini artırmak istiyoruz.
Coğrafi işaretler de bu hedefin önemli bir parçası. Çünkü coğrafi işaretli ürünlerin markalaşması, üreticilerimizin ürünlerini daha yüksek fiyatlarla satabilmesine ve elde edilen katma değerin üreticiye yansımasına imkan sağlayacaktır.
Bugün Eskişehir'in coğrafi işaret tesciline sahip 15 ürünü bulunuyor. Ancak bu ürünlerin şehirle daha güçlü biçimde özdeşleşmesi gerekiyor.
Bir ziyaretçi Eskişehir'e geldiğinde 'Burada ne yemeliyim, hangi ürünü almalıyım?' diye sorduğunda belirli ürünlerin akla gelmesini sağlamalıyız. Bunun için şehir olarak markalaşma çalışmalarımızı güçlendirmemiz gerekiyor.
Bu açıdan bugün gerçekleştirilen programı oldukça değerli buluyorum. Sayın Valimizle de bu konuyu değerlendirdik. Eskişehir'e ait ürünlerimizden en az birinin Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili alması için çalışmalara bir an önce başlamamız gerekiyor.
Bu, Eskişehir'in ürünlerinin uluslararası alanda tanıtılması açısından son derece değerli bir adım olacaktır.
Ben bugün burada bulunmaktan ayrıca büyük memnuniyet duyuyorum. Çünkü daha önceki görevimde üç yıl boyunca BEBKA Genel Sekreterliği yaptım. Eskişehir'de doğdum ve büyüdüm. Ben de Eskişehirliyim. Dolayısıyla burada olmak benim için ayrı bir mutluluk.
BEBKA Genel Sekreterliği dönemimizde Eskişehir'de birçok farklı projeye destek verdik. Ticaret Borsamıza, Ticaret Odamıza, belediyelerimize ve üniversitelerimize yönelik çeşitli projeleri hayata geçirme imkanımız oldu.
Bugün de Eskişehir'deki programlarımız devam edecek. Üniversitemizde akademisyenlerimizle bir araya geleceğiz. Kurumumuzdan arkadaşlarımız da burada bulunuyor.
Coğrafi işaretli ürünlerimizi nasıl markalaştırabileceğimizi, bu ürünlerin ekonomik değerini nasıl artırabileceğimizi ve hangi çalışmaları yapabileceğimizi birlikte değerlendireceğiz.
Türk Patent ve Marka Kurumu olarak Eskişehir'in değerlerinin geliştirilmesi, ürünlerinin markalaştırılması ve fikri mülkiyet kapasitesinin artırılması konusunda elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz.
Bugünkü programın düzenlenmesinden dolayı Eskişehir Ticaret Borsamıza teşekkür ediyorum. Programımıza himayeleriyle destek veren Sayın Valimize ve katılmak üzere programını erteleyen Sayın Bakanımıza da teşekkürlerimi sunuyorum.
Kıymetli rektörlerimize, ilçe belediye başkanlarımıza, protokol üyelerimize ve değerli üreticilerimize bugün burada bizlerle birlikte oldukları için teşekkür ediyorum.
Eskişehir'in markalaşmasına ve fikri mülkiyet kapasitesinin geliştirilmesine verdiğiniz desteklerden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”





