Eskişehir'de düzenlenen bir iftar programında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel şu ifadeleri kullandı;

"Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugünü bir ilde geçireceğiz. Bununla ilgili Kadın Kolları Genel Başkanımız Asu Hanım, bunun için Eskişehir’e gelmeyi önerdi. "Tüm günü Eskişehir’de geçirelim" dedi. Çünkü Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen gibi efsanevi bir rektörün, belediye başkanının ve Türkiye’de çok bilinen hizmetleriyle görevini tamamlamış olan bir belediye başkanından sonra göreve bir kadın, bir hukukçu, bir hâkim, daha sonra belediyeciliği genel sekreterlikle deneyimlemiş ve başarıyla götürmüş birisi aday olmuştu. Biz onu Eskişehir’e emanet etmiştik. Eskişehir sağ olsun bizi kırmadı ve ona muhteşem bir destek verdi. O da tüm arkadaşlarımızla birlikte çok başarılı, örnek bir belediyecilik yapıyor. Bir kadının büyükşehir belediye başkanı olduğu ve kadınlara çok değer veren onları her zaman, bilhassa ben çok sevdiğim bir şey, sevgili Ahmet Ataç salı günleri Eskişehirli kadınları, sevgili Kazım Kurt Eskişehirli kadınları Meclis’e taşırlar. Gelirler Anıtkabir’i ziyaret ederler, grup toplantımızı izlerler, Meclis’i gezerler ve ayrılırlar. Kadınlara çok önem verilen, kadınların çok önde olduğu hem siyasette hem toplumsal yaşamda örnek bir kent burası. Günü burada geçirmek istedik. Hepinizin bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.

Tabii bir yandan Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz ama bir yandan hem kadın cinayetleriyle hem kadına karşı şiddetle hepimiz üzülüyoruz, kahroluyoruz ve bunların bir an önce azalmasını, yok olmasını temenni ediyoruz. Bununla ilgili bugün önemli toplantılar yaptık. Çok değerli konuşmalar dinledik, kadınları dinledik ve gelecekte Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarına yönelik de neler düşündüğümüzü Eskişehir’den paylaştık. Aynı zamanda Ramazan ayındayız. Bir kadın iftarında buluştuk. Bu kadar, 1500’ün üzerinde kadınla birlikte iftar yapmak bizim için çok büyük bir onur. Tabii ki Ramazan İslam dünyası açısından çok önemli. Küskünlüklerin unutulduğu, barışların sağlandığı, herkesin birbirinin halinden anlamaya çalıştığı bir dönem ama maalesef böyle bir mübarek ayda İsrail ile Amerika, İran’a saldırdılar ve İran’ı bombalıyorlar, İran’a füzeler atıyorlar. Savaşın ilk günlerinde 160 küçücük kız öğrenci okulda vuruldu, okulları vuruldu, hayatlarını kaybetti. 1500’e yakın kişi şu ana kadar hayatını kaybetti. Bu Ramazan sofrasından hem İran’a hem Filistin’e hem bütün dünya coğrafyasına barış dileyelim.

Tabii burada iki önemli şey söylemek gerekiyor. Bunlardan bir tanesi 1 Mart 2003’te Türkiye’de bir savaş tezkeresi oylanmıştı. Rahmetli Deniz Baykal ve arkadaşları Cumhuriyet Halk Partililer, 99 AK Parti milletvekilini ikna ederek Irak’ın işgalinin Türkiye üzerinden yapılmasını engel olmuşlardı. O günlerde Sayın Erdoğan, düşman askerlerinin Mersin Limanı’na gelmesini, İskenderun Limanı’na gelmesini, oradan doğuya, güneydoğuya yerleşmelerini, 6 büyük Amerikan askerine üs kurulmasını ve Irak’a buradan operasyon yapılmasını Amerikan Başkanı Bush’a söz vermişlerdi. Biz karşı çıktık, 99 AK Parti milletvekili buna engel olmuştuk. Irak’ta yine Müslüman kanı dökülmüştü ama en azından bizim elimize bulaşmamıştı. Şimdi aynı şeyi İran’a yapıyor Amerika ve İsrail. Burada bunlara karşı sert ve net bir tutum almak lazım. Ancak maalesef bugüne kadar Amerika Birleşik Devletleri’ne ve İsrail’e bu saldırılarını durdurmaları için gerekli tavır konmamış, tutum geliştirilmemişti.

Bu Ramazan sofrasından bir siyaset argümanı olarak değil ama bir vicdan, bir vicdani talep olarak bunu bir kez daha dile getirmeyi önemli görüyorum. Bir diğeri ise Filistin. Malum Filistin sorunu yaşanıyor ve Gazze’de büyük bir katliam yaşandı. 71.000, çoğu çocuk ve kadın Filistinli hayatını kaybetti. Dünya buna tepki vermekte gecikti. Sonradan tepkiler gelişti ama Amerikan Başkanı Trump geldi, "Gazze’yi öldürün" dedi. "Çok güzelmiş" dedi. "Orada Filistinlilerin ne işi var?" dedi. "Oraya güzel oteller, kışlalar, kumarhaneler kuracağım. Önünde de hidrokarbonlar var, onları istiyorum" dedi. Ve bizim savaş suçlusu dediğimiz Netanyahu’ya "Savaş Kahramanı" dedi. Ve en sonunda bu büyük binaları, kışlaları, kumarhaneleri, otelleri yapmak için oraya bir kurul oluşturdu; utanmadan adına da "Barış Kurulu" dedi. Bütün dünya ülkelerini çağırdı. Dünyanın aklı başında liderleri, Avrupa’nın aklı başında Trump’a teslim olmayan liderleri "Biz gitmeyiz" dediler. Maalesef Türkiye gitmeye karar verdi. İtiraz ettik, dedik ki: "Filistin Filistinlilerindir." Efendim, burada Filistinli olmayacak, İsrail olacak, biz onlara barışı getireceğiz. Ama tam ilk toplantıda iki gün önce bir numara çektiler Netanyahu ile Trump ve İsrail de o masaya oturdu. Filistinlinin olmadığı masada Trump’la, İsrail’le bizim Dışişleri Bakanımız oturdu; yarın öbür gün de Cumhurbaşkanı oturacak. Bu doğru bir iş değildi. Buradan, bu iftar sofrasından, bu Ramazan mübarek günde Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Trump’ın Filistin’i işgal masasından derhal kalkın.

Gün boyunca kadınlarla beraber olduk, belediye başkanlarımızla beraber olduk. Bulunduğumuz yerlerde kimini andık, kimini anamadık ama bugün bu toplantıda tüm belediye başkanlarımızla birlikteyiz.

Ben çok değerli belediye başkanlarımız Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt'a, Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç'a, Alpu Belediye Başkanımız Gürbüz Güller'e, Beylikova Belediye Başkanımız Hakan Karabacak'a, Çifteler'de sevgili Zehra Konakcı'ya, Mahmudiye'de İshak Gündoğan'a, Seyitgazi'de Uğur Tepe'ye, Sivrihisar'da Habil Dökmeci'ye ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce'ye bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Bu güçlü ekibe sahip çıkan tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Belediyelerini kazanamadığımız ilçe başkanlarımız var güçleriyle çalışacaklar. İnşallah Cumhuriyet Halk Partisi'ni önce iktidar yapacağız sonra Eskişehir'de tüm belediyeleri kazanıp tarihe bir kez de böyle geçeceğiz. Talat Başkanıma, ilçe başkanlarıma teşekkür ediyorum.

Aramızda bulunan kadın muhtarları, sivil toplum örgütü temsilcilerini, çiftçi kadınları, emekçi kadınları, hele hele en çok da evdeki emekleri ücretlendirilmeyen, emeklilik hakkı bile olmayan ev kadınlarını saygıyla selamlıyorum. Hepiniz iyi ki varsınız.

Buradan tüm müjdemi vermek istiyorum. Ama 6 ay sonra ama 1 yıl sonra ama en geç 1,5 yıl sonra seçim olacak. Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak. İktidarımızda iş bulamadığımız, veremediğimiz ya da evde çalışmak zorunda kalan tüm ev kadınlarının sigorta hakkı olacak, emeklilik hakkı olacak; söz veriyoruz.

Ve son sözüm, herkes çocuğunun geleceği iyi olsun ister. Artık ülkede bundan sonra her şeyin iyi olması için kararı anneler verecek. Emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin, esnafların kararı tamam ve artık sıra ev kadınlarında, ev hanımlarında.

Tüm ev hanımlarını, ev kadınlarını; daha zengin bir ülkede, çorbanın daha kolay kaynadığı bir ülkede, gelecek kaygısı duyulmayan bir ülkede, çocuğunun ve torununun daha iyi yaşamasını istediğiniz bir ülkede yaşamak istiyorsanız ben ev kadınlarına emanet ediyorum Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini. Hepinizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun, var olun."