Eskişehir Filistin ile Dayanışma Platformu mensubu Kuban Kural şu ifadeleri kullandı;
"Bugün, Eskişehir Filistin’le Dayanışma Platformu etkinliğinde yaptığımız konuşma nedeniyle yargılanıyoruz. Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında, “devlet kurumlarını aşağılama” suçlamasıyla hakim karşısındayız. Oysa biz devlet kurumlarını aşağılamadık. Tam tersine, devlet kurumlarını itibarsızlaştıran uygulamaları ve çelişkileri dile getirdiğimizi söylüyoruz. Çünkü bir kurum, vatandaşa gerçeği söylemediğinde asıl o zaman itibar kaybeder.
İsrail’in Filistin’de, Gazze’de gerçekleştirdiği saldırıları protesto ederken yalnızca bunu kınamakla kalmadık; iş birliği içinde olduğunu düşündüğümüz yapıları da eleştirdik. Bugün yalnızca biz yargılanmıyoruz. Türkiye genelinde 245’ten fazla kişi, düşüncelerini dile getirdiği için yargılanıyor. İktidarı rahatsız etmeyen eylemler herhangi bir engelle karşılaşmazken, yöneticilere yönelik eleştiriler dava konusu yapılabiliyor.
Bizim temel yaklaşımımız şu: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak öncelikle kendi yöneticilerimize karşı sorumluluk hissederiz. Hesap sormayı da demokratik bir hak olarak görürüz. Dile getirdiğimiz iddialardan biri, İsrail’in enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Azerbaycan petrolünün Türkiye üzerinden taşındığı ve bu ticaretten gelir elde edildiğidir. Bu konunun kamuoyunda açık ve şeffaf biçimde tartışılması gerektiğini savunuyoruz.
“İsrail’le ticaret kesildi” açıklamalarına rağmen, ticaretin fiilen sürdüğünü öne sürüyoruz. Çanakkale Boğazı’ndan geçerek İsrail’e ulaştığı belirtilen gemilere ilişkin kamuoyuna yeterli bilgi verilmediğini düşünüyoruz. Bu nedenle yöneticilerin daha açık ve net davranması gerektiğini ifade ediyoruz.
Filistin konusunda iktidarın söylemleri ile uygulamaları arasında çelişki olduğunu savunuyoruz. Bu görüşümüzü dile getirdiğimiz için çeşitli soruşturmalara maruz kalıyoruz. Daha önce “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan davadan beraat ettim; ancak savcılık karara itiraz etti. Şimdi de TCK 301 kapsamında yargılanıyorum.
Eleştirilerimizde özellikle BOTAŞ ve Ticaret Bakanlığı üzerinden yürütülen politikaları gündeme getirdik. BOTAŞ’ın hukuki statüsüne ilişkin değerlendirmeler yaptık ve enerji ticareti konusunu sorguladık. Türkiye’nin limanlarını ve ticaret yollarını kapatması hâlinde İsrail’in bu kadar rahat hareket edemeyeceğini savunduk. Bu görüşlerimizi insan hakları ve uluslararası hukuk çerçevesinde dile getirdik.
Bizim tavrımız nettir: İnsan hakları ihlallerine karşı çıkıyoruz ve bunu dile getirmeyi yurttaşlık görevi olarak görüyoruz. Vergimizi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ödüyoruz; dolayısıyla yöneticilere soru sorma hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Kendimizi suçlu değil, düşüncesini açıklayan yurttaşlar olarak görüyoruz.
Şu anda Türkiye genelinde 245 kişi benzer gerekçelerle yargılanıyor. Bazı dosyalarda adli kontrol kararları verildi, bazıları ertelendi. Davaların uzun süre devam etmesi de başlı başına bir hak ihlali olarak değerlendiriliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında ağır eleştirinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğu açıkça belirtiliyor. Buna rağmen birçok kişi uzun süren yargı süreçleriyle karşı karşıya kalıyor.
Benim dosyamda da devlet kurumlarını eleştirdiğim ve bazı yetkilileri gerçeği yansıtmayan açıklamalar yapmakla suçladığım belirtiliyor. Bu ifadeler dava konusu yapıldı. Ancak biz düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde konuştuğumuza inanıyoruz ve hukuki sürecin sonunda beraat kararı çıkacağını düşünüyoruz."
Mahkemede Eskişehir Filistin ile Dayanışma Platformu mensubu Kuban Kural hakkında beraat kararı verildi.