Eskişehir'de düzenlenen basın açıklamasında Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına konuşan Esra Doğan şu ifadeleri kullandı;
"Bugün burada, bir kez daha bir aradayız. Savaşın gölgesinde, ekonomik krizin pençesinde, ama dayanışmanın gücüyle 8 Mart’ı karşılıyoruz. Sesimizi birleştirmek, dayanışmamızı büyütmek ve en temel hakkımız olan yaşam hakkını savunmak için buradayız. Çünkü biliyoruz yaşamak bir ayrıcalık değildir. Yaşamak bir lütuf değildir. Yaşamak birilerinin bize uygun gördüğü kadarına razı olacağımız bir hak değildir. Yaşam hakkı en temel haktır. Hiçbir koşula bağlanamaz. Ertelenemez. Görmezden gelinemez. Ama bu ülkede kadınlar hâlâ öldürülüyor. Kadınlar evlerinde, sokaklarda, iş yerlerinde öldürülüyor. Kadınlar koruma kararlarına rağmen göz göre göre öldürülüyor. Kadınlar şüpheli şekilde ölü bulunuyor. Her kadın cinayeti yarım bırakılmış bir hayattır. Her şüpheli ölüm cevapsız bırakılan bir sorudur. Ve biz biliyoruz. Bu ölümler kader değil. Bu ölümler öngörülebilirdi, önlenebilirdi. İktidarın siyasal tercihlerinin sonucunda geldi.
Geçtiğimiz 8 Mart’tan bu yana en az 293 kadın öldürüldü. 287 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Bu sayılar yalnızca istatistik değil. Bir hayat, önlenmemiş bir kadın cinayeti. Bu kadınlardan biri de Sevim Özdemir’di. Sevim Özdemir bu şehirde öldürüldü. Bir kadın daha erkek şiddetiyle yaşamdan koparıldı.
Bugün bir kez daha altını çiziyoruz. Kadın cinayetleri münferit değildir. Kadın cinayetleri politiktir. Sevim Özdemir’in davasını takip edeceğiz. Çünkü hayattan koparılan her kadın için adalet talep etmek, aslında geride kalan tüm kadınların yaşam hakkı için mücadele etmektir. Fakat yaşam hakkı yalnızca öldürülmemek değildir.
Yaşam hakkı yoksulluğa mahkûm edilmemektir, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmaya zorlanmamaktır, emeğimizin görünmez kılınmaması ve değersizleştirilmemesidir. Bugün ekonomik kriz en ağır yükünü kadınların omuzlarına yüklüyor. İşsizlik arttığında ilk gözden çıkarılan kadınlar oluyor. Düşük ücretli ve güvencesiz işlerde en çok çalışanlar yine kadınlar, LGBTİ+’lar ve öğrenciler. Ev içi bakım emeği görünmez kılınıyor ve kadınların sorumluluğuymuş gibi dayatılıyor. Derinleşen yoksulluk kadınları daha da kırılgan hâle getiriyor. Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir kadının hayatı üzerinde söz sahibi olması zorlaşıyor.
Bu yüzden hatırlatıyoruz. Güvenceli çalışma yaşam hakkımızdır. Sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi yaşam hakkımızın bir parçasıdır. Bugün yaşam hakkını tehdit eden bir başka gerçekle daha burun burunayız: savaş. Savaş artık uzaklardan gelen bir haber değil. Hayatın hemen yanı başında duran bir gerçek. Bugün İran’da kadınlar ve çocuklar savaşın ortasında yaşama tutunmaya çalışıyor. Ve savaş bir kez başladığında ilk kırılan kadınların ve çocukların hayatı oluyor. Emperyalist Amerika ve Siyonist İsrail eliyle yürütülen savaşta daha ilk günden yüzlerce kız çocuğu öldürüldü.
Savaş yalnızca cephede yaşanmaz. Savaş hayatın her alanında eşitsizliği büyütür, yoksulluğu derinleştirir, şiddeti normalleştirir. Bu yüzden biz barışın tarafındayız. Çünkü biliyoruz Barış kadınların yaşam hakkıdır. Yaşam hakkı aynı zamanda kendimizi özgürce ifade edebilmemizdir. Kadınların konuşabildiği, söz kurabildiği, itiraz edebildiği bir kamusal alan olmadan gerçek bir eşitlikten ve tam bir yaşamdan söz edilemez. Biz kadınların sesinin kısılmadığı bir toplum, fikirlerini söyledikleri için hedef gösterilmedikleri bir ülke istiyoruz. Bugün bu meydanda yalnız değiliz. Burada kadınlar var. Burada LGBTİ+’lar var. Burada üniversiteli gençler var.
Bu şehrin sokaklarından, kampüslerinden, iş yerlerinden gelen bir eşitlik talebi var. Ve bugün burada bir kez daha söylüyoruz Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz. Korkmadan yaşayacağız. Eşit yaşayacağız. Özgür yaşayacağız. Emeğimizin karşılığını alarak yaşayacağız. Şiddetsiz bir ülkede yaşayacağız. Yoksulluğa mahkûm edilmeden yaşayacağız. Savaşın gölgesinde değil, barış içinde yaşayacağız. Nefrete rağmen değil, eşit yurttaşlar olarak yaşayacağız. Hiçbir kadını, hiçbir LGBTİ+’yı yalnız bırakmayacağız. Lütuf değil yaşam hakkımız, kadın cinayetlerini durduracağız."