YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan şu ifadeleri kullandı:
“Aslında geçen hafta belki de başarmamız gereken, hayata geçirmemiz, işte hayata geçirmemiz gereken davranışları, siyasal yaklaşımları, siyasal tutum ve tavırları bugün gösterebildik. Ne mutlu bize, olması gereken budur.
Yeni Parti, yeni siyaset yapma anlayışıyla nasıl Türkiye’nin önüne çıkıyor, çıkma gerekçesi nedir, bundan sonrasında süreci nasıl tamamlamalıyız, nereye evirmeliyiz? Kaçıran arkadaşlarım için bir hafta önce bu kürsüden yaptığım konuşmayı bir daha dinlemelerini rica ediyorum. Bir daha.
Söylenecek söz çok. Yeni Parti’nin hiçbir üyesine, partimizin en sade üyesinden Genel Başkanı’na kadar geçen haftaki çirkinliği yaşatma hakkı ve haddi yoktur. Sadece Kazım Bey’e, İl Başkanı’na değil; seçimde yarışmış olan diğer aday arkadaşlara da yoktur. Onu sınırlamıyorum, üyeden Genel Başkanı’na kadar geniş bir kavramı kullanıyorum.
Dolayısıyla yeni siyaset yapma anlayışımızı ortaya koyarken geçmişte yaptığımız yanlışlardan arınmamız gerektiği duygu ve düşüncesini hep birlikte nasıl yaşama geçirmemiz gerektiğini de sergilemek açısından kıymetli. Onunla ilgili mutlaka disiplin soruşturması başlatılacak. Başlatılmalıdır. Hiç kimsenin yaptığı bu çirkinlik kimsenin yanına kâr kalmamalıdır.
Burada geçen hafta şunu söylemiştim: Her biriniz ailemin bir parçasısınız. Sadece bugüne has değil, o uzun yıllara yayılan mücadele içerisinde her birimiz akrabalık, her birimiz yoldaşlık duygusu içinde olduk. Ama aynı yoldaşlık duygusunu beklemek de bizlerin en temel hakkı.
Elbette parti içerisinde tercihlerimiz farklılaşabilir, farklı eğilimlerimiz olabilir, farklı siyasal değerlendirmelerimiz kuşkusuz olabilir. Ama bu, parti içerisinde tartışmamız, olgunlaştırmamız ve buradan çıkarken de omuz omuza, kol kola çıkma becerisini göstermemizi gerektiren bir şeydir. Ayrışmamızı değil… Bir kesim irade koyduğunda alkışlarken farklı bir kesim irade koyduğunda onu hapseden, onu yok sayan anlayışı da görmemezlikten gelemeyiz.
Üç oyla kaybetmenin ne demek olduğunu en iyi bilenlerden biri benim. Yıl 2001, ben de üç oyla Merkez İlçe Kongresi’ni kaybettim bu salonda. Bazı arkadaşlarımız, başta Sayın Kurt olmak üzere tanıklık etti. O mücadelenin bir parçasıydı. Ama Allah rahmet eylesin Mesut Bilici’ye, Özlem Balat’a… Üç oyla kaybettiğimizde o kongre salonunda geldik, hep birlikte Mesut Bilici’nin yumruğunu havaya kaldırdık.
Türkiye’nin nereye gittiğini her birimiz oturduğumuzda sohbetlerde anlatıyoruz ya, o vahşiliği, o dayanılmaz acıları, sıkıntıları, ola ki bizi bekleyen yeni gelişmeleri anlatıyoruz ya; anlatmak yetmez. Ona uygun davranmak, tutum almak, tavır almak gerekir.
Sadece bu hafta; Mersin Büyükşehir, Mersin Yenişehir, Mersin Mezitli, İstanbul Eyüpsultan, son halka İstanbul Ataşehir… Sadece bu hafta. Dünden bugüne belediyeler eliyle yapılan operasyonlar, Cumhurbaşkanı adayımızın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın hâlâ Silivri Zindanı’nda tutuluyor olması, onunla yetmez çok sayıda siyasal yoldaşımızın eften püften gerekçelerle cezaevlerinde tutulması…
Yeni Parti’nin niye kurulduğu gerekçelerini görmezsek, yetmedi çünkü operasyonlar iktidara, dışarıdan beceremediler, içeriden butlanlarla partimizi elimizden almaya kalktılar, partiyi parçalamaya kalktılar. Ve bugün Yeni Parti’yi ‘Biz kurmadık’ hep söylüyoruz ya, millet kurdu, adını da millet verdi, bütçesini de millet sağladı. O zaman Yeni Parti’nin siyasal kadrolarının millete rağmen değil, milletle birlikte ve milletin bizden beklentileriyle birlikte siyaset üretmesi beklenir.
O siyasetin içerisinde İbrahim Arslan’ın milletvekili olmasının zerre kadar kıymeti yoktur. Çok özür dilerim, diş tedavisi görüyorum. O nedenle sevgili arkadaşlar, parti içerisinde siyaset yaparken illa da parti içi iktidar ya da bir makam olması gerekmez. Dün nasıl parti üyeleri olarak on yıllarca her birimiz emek koymuşsak, yarın da bu emeklerimizi esirgememeliyiz. Ama katkı sağlamak için illa da ‘ben’ duygusunu da işlememeliyiz. ‘Biz’ duygusudur bizi kıymetli kılan.
Bu operasyonlar sadece bizimle mi sınırlı? Türkiye’de cezaevlerinin kapasitesi 330 bin civarında. Ama bugün cezaevlerinde 450 bine yakın insan var. Bu bazen sokaktaki sade yurttaş, bazen bir sendikacı, bazen işveren, bazen akademisyen, bazen komedyen, bazen astrolog, bazen bir siyasi partinin genel başkanı, bazen cumhurbaşkanı adayı… Bugün ya da dün.
Selahattin Demirtaş bu ülkede, seversiniz sevmezsiniz, 10 yıldır cezaevinde. Cumhurbaşkanı adayı olup seçimlere katılmıştır. Figen Yüksekdağ bu ülkede bir siyasi partinin eski genel başkanlığını yapmış bir insan, cezaevinde. Zafer Partisi’nin Genel Başkanı 3 ay cezaevinde kaldı. Bağımsız Türkiye Partisi’nin Genel Başkanı’na yurt dışına çıkış yasağı kondu. Daha niceleri…
O nedenle sevgili arkadaşlar, bizim dayanacağımız iki tane temel gücümüz var: Bir; örgütümüz, iki; halk, milletimiz. Millet hazır. Millet gerçekten hazır ve bizim önümüzde koşuyor. Biz çok iyi olduğumuz için bu noktada değiliz. Halk iteklediği için, bu partiyi de zaten diyoruz ya onlar kurduğu için biz bu noktadayız.
O nedenle sevgili arkadaşlar, o halkın savunduğumuz gerçek halk iktidarına kavuşmanın yegâne gücü örgütümüz. Örgütümüzün birbirine dudak bükme, birbirine kaş çatma, birbirini farklı düşünüyor diye eleştirme, suçlama hakkı yoktur. Kendimize hak gördüğümüz bir şeyi bir başka yoldaşımıza ‘Senin hakkın yok’ diyemeyiz. O zaman düşüncenin ifade edilmesini, açıklanması özgürlüğünü de yok sayarız.
Parti örgütü üyesinin iradesine hepimiz saygı duyacağız. Dün olduğu gibi bugün de o iradeyle halkımızın karşısına, Türkiye’nin önüne bir gelecek projesi koyacağız. Ben Yeni Parti’nin siyasal kadrolarının, yeni siyaset yapma biçiminin, yeni siyaset örgütlenme biçiminin, yeni siyasal söylem ve eyleminin ve önümüzdeki dönemde de yeni siyasal kadrolarının bunu başaracağına yürekten inanıyorum."





