Karaman’da düzenlenen 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü programı, beklenmedik bir tartışmanın odağına yerleşti. Programda milli marşın ilk iki kıtasının Arapça okunması, sosyal medyada geniş yankı uyandırarak tepki topladı. Yaşanan gelişmelerin ardından konu yargı sürecine taşındı.
Konu ile ilgili konuşan Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şube Başkanı Mehmet Avci şu ifadeleri kullandı;
"Türk milletinin millî şuurunu bozmaya çalışanlara karşı her zaman dimdik duracağız. İstiklal Marşı bu milletin en birleştirici unsurlarından biridir ve dili Türkçedir. Karaman’da, Türkçe’nin başkentinde yapılan bu yanlışı kınıyoruz. Gerekli soruşturma ve kovuşturmanın başlatılması için genel merkezimiz zaten suç duyurusunda bulundu. Valiliğin de yaptığı açıklama doğrultusunda sürecin ilerleyeceğini öğrendik. Sorumluların ceza almasını ve benzer olayların bir daha yaşanmamasını talep ediyoruz.
İslam’ın doğduğu yer Arap coğrafyası olduğu için bu konuda zaman zaman bir karışıklık yaşanıyor. Ancak Arap olmakla Müslüman olmak arasında ince bir fark var. Türk milleti Araplığı reddeder, Müslümanlığı reddetmez. Günümüzde Müslümanlığı en iyi koruyabilen yapılardan biri de Türk milletidir. Bunun farkına varılması gerekiyor. Arap hayranlığının bir an önce terk edilmesini istiyoruz. Çünkü Arap coğrafyasındaki iç kargaşanın o kültürle birlikte bize de yansıyacağını biliyoruz. Bu durumu Osmanlı döneminde de yaşadık. Türk kimliğiyle başlayan süreçte, İslami yapıda Bektaşi kültüründen Arap kültürüne yönelim arttıkça çözülme başladı. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesini istiyoruz.
Bu süreç aslında maarif modeliyle başlamıştı. Maarif modeli kapsamında bu anlayış adım adım yerleştirildi ve Maarifin Kalbinde Ramazan uygulamalarıyla daha görünür hale geldi. Karaman gibi bir yerde bu durum açık bir tablo ortaya koydu. Çünkü Karaman, Türkçe’nin başkentidir. Türk milletine ait, istiklalimizi anlatan İstiklal Marşı’nın Arapça okutulması büyük bir yanlıştır. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu uygulamalardan bir an önce vazgeçmesini, aksi halde ortaya çıkacak sorunların sorumluluğunu taşıyacağını bilmesini istiyoruz.
Kimsenin buna kolayca cesaret edebileceğini düşünmüyoruz. Çünkü insanlar millî şuurunu bilir ve buna sahip çıkar. Ancak ne yazık ki ülkede dini değerlerle kültürü birbirine karıştıran geniş bir kesim var. Bu durum, milletin dini duygularının kullanılmasından başka bir şey değil ve biz bunu siyasal İslam olarak tanımlıyoruz. Gelinen noktada millî şuurun zedelenmek istendiğini zaten görüyorduk. Artık bu durum açıkça ortaya kondu. Biz de buna karşı durmaya devam edeceğiz."