Türk Eğitim-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı Kamuran Arıkan şu ifadeleri kullandı:
"Ramazan ayı etkinliklerinin yapılması noktasında Milli Eğitim Bakanlığı okullara bir genelge gönderdi. Bu genelge çerçevesinde de okullarımız etkinlikleri yapıyorlar. Şimdi şu var; bunu iki türlü değerlendirelim. Birincisi, Milli Eğitim Bakanlığının bunu hatırlatması ve öğretmenlerden istemesini olumlu değerlendirebiliriz.
Şöyle ki Milli Eğitim Bakanlığı, 1739 sayılı kanun çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığının görevlerinden biri de çocuklarımızın kültür değerlerini, manevi değerlerini öğretmek, bunu davranış haline getirmek ve nesilden nesle aktarmaktır. Bu, Milli Eğitim Bakanlığı 1739 Temel Kanununda yer alan maddelerden biridir. Bu çerçevede de okullarda Ramazan etkinliklerinin veya Ramazan kavramının belirtilmesi olumlu.
Bu etkinliklerin özellikle Ramazan'ın özünden ayrılmaması gerekir. Ramazan'ın özünde ne vardır baktığınız zaman? Yani temel haliyle zenginlerin fakirleri anlayabileceği bir ay olarak değerlendirilir. Dolayısıyla Ramazan ayı esasında gösterişten uzak bir aydır. Bu olayların özünden saptırılmadan yapılması en doğru olaydır. Bazen sosyal medyaya düşüyor veya televizyonlara yansıyor; Ramazan ayı etkinliklerinde özünden saptırılmış ve Ramazan'ın anlamını yitirmiş bazı olumsuz kavramlar da var.
Ramazan ayı, Türk milleti için değerli bir aydır. Bu ayın da ne ifade ettiğini ve önemini çocuklara belirtmek lazımdır. Bunu da öğretmenler vasıtasıyla yapılması, okullarda yapılması bence olumlu. Çünkü biz hep şunu savunuyoruz; bu tür dini etkinlikler okullarda farklı gruplar tarafından yapıldığı zaman maalesef olumsuz sonuçlar doğuyor. Ama okuldaki öğretmenlerin bunu hatırlatıcı davranışlarda bulunması bizce olumludur çünkü kültürel değerler aktarılmış olur.
Öğretmenlerin iftarlardan ve sahurlardan fotoğraf istediğine, ödev verdiğine dair iddialar var. Ramazan dediğiniz zaman sadece davul çalmak anlamına gelmez. Ramazan ayında öğrenciye özellikle doğruluğunu, dürüstlüğünü, fidyeyi, zekatı; bunları anlatabildiğinde ve bunları davranış haline getirebildiğinde bizim kazancımız budur. Ama Ramazan ayı bir şenlik ayı gibi veya "Video çekin gönderin, ne yaptınız?" şeklinde bir sorgulama gibi olması bence mantıksız ve yakışmıyor.
Ha şunu şöyle bakıyorsunuz, okulda öğretmen arkadaşlarımız yapıyor mu? Yapıyorlar. Ama saat 03:00'te "Ne yaptınız?" diyerek video gönderin, "Ne yaptınız, konferans mı yaptınız, neler yaptınız?" bunu gönderin demek de kötü bir şey. Zaten öğretmen arkadaşlar gerekli şeyleri okullarda yapıyorlar. Bence de Ramazan'ın ruhuna uygun olan davranışları ve faaliyetleri öğretmen arkadaşlarımız yapıyorlar, bundan emin olsunlar. Bu da bizim açımızdan önemlidir. Bunu bir siyasi şova dönüştürmek, karşı gelmek, bunu eğitim üzerinden siyasi noktaya çekmek de kötü bir şey.
Ramazan etkinliklerinin konuşmanın başında söylemiştim. Ramazan etkinliklerinin özünden koparılmamak şartıyla yapılması taraftarıyız. Öğrencilere bunların verilmesi taraftarıyız. Protesto etmenin bir mantığının olmadığını düşünüyorum.
Yani kötü bir şey protesto edilir. Burada Ramazan'da verilen kötü bir şey ne var da protesto ediliyor? Kötü ne var?
Muhafazakârlık aşılanıyor yorumları var. Bu milletin belirli bir değerleri var sonuç itibarıyla. Ramazan da bu milletin değerlerinden değil mi?
Anadolu'da her partiye oy veren insanlar oruç tutmuyor mu? Tutuyor. Veya Ramazan ayını yaşamıyor mu? Yaşıyor. Yani bu Ramazan ayındaki etkinliklerle veya Ramazan ayının partiye indirgenmesi kadar saçma bir olay yok. Veya muhafazakârlığa indirilmesi kadar saçma bir olay yok.
Oruç tutanlar bir partiye oy veriyor, oruç tutmayanlar bir partiye mi oy veriyor? Hayır. Her görüşten insanlar, her görüşten şeyler var ama Ramazan bizim ortak değerimiz. Onun için okullarda yapılan, bazı arkadaşların yapmış olduğu veya bazı STK'ların yapmış olduğu protestonun ben amacını aştığını düşünüyorum. Mantıklı gelmiyor. Yapılması gereken ortak değerler noktasında bu insanları, toplumu tekrar birleştirmek gerekiyor. Bu ortak değerlerden biri de Ramazan."





