Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı:
"Bu fon meselesi ve arınma meselesiyle başlayıp somuta doğru gidelim. Yani 6 Şubat depremlerinde "asrın felaketi" dediniz. "Dünyada görülmemiş felaket" dediniz. Asrın felaketinde uğradığımız zararın iki katı kadar zarar verdi bu fon. Demek ki bu, asrın daha büyük bir felaketi.
Burada bunun hesabını vermek zorundasınız. Hiç kimse üç kişiyi mahkum ederek, beş kurumda birtakım atamalar yaparak bu işin içinden çıkamaz, kurtulamaz. Adalet Bakanı sonunda açıklamak zorunda kalacaktır. Bu organize bir suçtur ve bu organize suç ciddi anlamda size zarar verecektir.
Somut kanıtları vardır, belgelidir çünkü bunlar. Bizim İBB davasındaki gibi "Ben duydum, şöyle oldu." noktası değil. Somut. Kim ne kadar aldı, kim ne kadar verdi, kim nereye ne yatırdı, kimden duyarak yatırdı, bunun böyle olduğunu söyleyen kim?
Maliye Bakanınız, geçen oturumda söyledim, 2025'te demiş ki "Burada bir sıkıntı var, çalışıyoruz." Çalışmışlar ama becerememişler. Dolayısıyla bu konuda bence kamuoyu önünde mahkum oldunuz.
İnsanlar bir şey demiyorsa korkudan diyemiyor. İnsanlar bir şey demiyorsa cesaret edemediği için diyemiyor. Çünkü sevgili gazeteci arkadaşımız Ayhan Aydıner, Eskişehir'le ilgili, vakıflarla ilgili bir şeyler dedi, şak diye yasak getirildi. Dolayısıyla bu konuda hem hukuku hem siyaseti hem toplumu çok ciddi anlamda zora soktunuz.
Bizim iktidar gibi yargıya ya da diğer kamu idarelerine baskı yapma şansımız yok, gücümüz yok. Baskıyı boş ver, bize selam vermiyorlar, bizimle fotoğraf çektirmiyorlar. Dolayısıyla bizim onlara "Geliyoruz ha!" dememiz işlemiyor.
Yaptığınız işi bize yüklemekten kurtulun. Baskı vardır, çok nettir. Üç günde kaymakam bey kararını değiştirmiştir. Üç günde. Zaten cumartesi, pazardı. Yani bir hukuki, idari gerekçe bulma şansı yoktu. Dolayısıyla ona soracağız, baskı oldu mu, olmadı mı?
Biz biliyoruz, arkadaşlarımız anlatıyor. Eskişehir'de insanlar yazıyor, çiziyor ama siz diyorsunuz ki "Hiçbir şey bize bulaşmaz." İnşallah göreceğiz.
Yeni Parti'yle ilgili ya da geçmişteki partimiz Cumhuriyet Halk Partisi'yle ilgili söylemlerin yüzde 90'ı iddia. Siz de diyorsunuz, iddia. Her iddia doğrudur mantığıyla adamı kelepçeler, içeri atarsanız işte böyle olur.
Cezaevlerinde şu anda 500-600 bin kişi kalıyor. Yer bulamıyorlar, nöbetleşe yatıyorlar. Ondan sonra da dava açılmıyor, iddianame gelmiyor. Bizde en hızlı, en basit bir olayda bile 7-8 ayda zor hakim karşısına çıkıyorlar.
O nedenle biraz da kendinize bakın, biraz da kendi içinizdeki çekişmelere bakın. Artık gün yüzüne çıktı, saklayamıyorsunuz. Tartışmaları görüyoruz. Şimdi hep bize diyorsunuz ya, "İşte bu sizin partili, CHP'den de sizin partili."
Şu an Miltan Yarımlı'nın söylemlerine bakın, Afyon Milletvekili Ali Bey'in söylemlerine bakın, Savcı Sayan'ın söylemlerine bakın. Bizden transfer ettiklerinize de dikkat edin arada çünkü ne olacağı belli olmaz.
Şimdi Savcı Sayan'ın söylemlerine bakın ve bunlara göre partinizde neler olduğunu görün. Görüyorsunuz zaten ama onlar şuradan transfer değil, CHP'den transfer. Neyse işte, o CHP'den transferlere de dikkat edin.
Şimdi değerli arkadaşlar, burada pek çok konuda sorular soruldu, iddialarda bulunuldu. Ben yazılı olarak verilenlerin yazılı olarak cevaplandırılacağını bilmenizi isterim.
Lekelenmeme hakkı herkesin hakkıdır. Lekelenmeme hakkı sadece fonculara ait değildir, herkese aittir. Bu işi daha dikkatli kullanın.
Ama esas burada kamuoyunun dikkatini çekmesi gereken şu, bu foncuların içinde Diyanet İşleri Başkanlığı da var. Diyanet İşleri Başkanlığı da paraların bir kısmını oraya yatırdı.
Bilemem, ben şimdi bu paraları nereden yatırmış, onu da söyleyeyim. Endonezya'dan hacca gitmek 3 bin dolar. Malezya'dan 3 bin 670 dolar. Pakistan'dan 4 bin 340 dolar. Diyanet Vakfı'ndan 9 bin 200 dolar.
Dolayısıyla buradan aldıkları o büyük büyük dolarlarla gidip herhalde fona yatırdılar. Bize hep böyle laf atardınız, çamur atardınız, "Fon dipçi, mon dipçi" diye. Siz fon dipçi oldunuz artık. Bu işi böyle değerlendirin.
Şimdi vakıf, zaten sizin işiniz vakıf. Sizin işiniz vakıf. Buralarda böyle belgeler var. Bu belgeler adamı yakar. Bu belgeler zaman içerisinde çok farklı yerlere gider.
Şimdi bugün bunları koyduk. LÖSEV, Türkiye'nin çözemediği bir işi çözmeye çalışan bir vakıf. Tebrik ediyorum, kutluyorum, sonuna kadar da destekliyorum."




