Odunpazarı Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Kepez şu ifadeleri kullandı:

“Geçen hafta Kızılay Haftası'ydı. Kızılay'ın 158. yılını kutluyoruz. Cumhuriyet'ten daha yaşlı, Osmanlı bakiyesi bir kuruluşumuz. Her ne kadar sizler, yani parti olarak yetkilileriniz, böyle felaket anlarında Kızılay çadırları önünde basın açıklaması yapıp 'Nerede Kızılay?' diye bağırıyorsanız da Kızılay orada.

Bunun dışında, işte 'Ahbap Derneğine çadır sattı.' diye bağırdınız, çağırdınız. Ahbap'ın ne hale geldiğini hep beraber gördük. İyi ki de satmış, parayla vermiş, bedava vermemiş. Onun için Kızılay gerçekten ülkemizin önemli kuruluşlarından biri. Felaketler hepimizin başına gelebilir. Bunun siyasi bir tarafı yok. Kızılay hem yurt içinde hem de yurt dışında milyonlarca insana elini uzatan, yardım götüren bir kuruluş.

Bu gayretlerinden ve çalışmalarından dolayı Kızılay'ı, başta genel başkanı olmak üzere tüm çalışanlarını takdir ediyor, tebrik ediyorum.

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün internet sayfasına girerseniz Eskişehir'de hangi mahallelerde açık ve kapalı spor salonlarının olduğunu görürsünüz. Yeterli olmayabilir, o ayrı bir konu. Yatırımlar yapılıyordur. Bu arada belediye de mahallelerde halı saha ve benzeri tesisler yaparsa biz de onları takdir ederiz.

Külliye konusunu daha önce, önceki meclis toplantısında da konuştuk. Siz de gittiniz, orada açıklamalarınızı yaptınız. Neticede bunun bir yargı konusu olduğunu söyledik. Bu bizi çok ilgilendirmiyor. Yani grup olarak burada tartışmanın bir anlamı yok. Bir şey söylesek de bu hükmü geriye alacak bir durumumuz yok.

Teslim ettiniz, mahkeme devam ediyor. Sizin lehinize karar verilirse gider tekrar alırsınız. Ama bunu çok büyük bir memleket meselesi haline getirip 'Külliye bizden gitti, orası karanlığa gömüldü, Odunpazarı batacak, yok olacak.' gibi bir anlayışla karşı çıkmanın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

Bu hale gelmeseydi biz de memnun olurduk. Yani sizin kendi iç çekişmelerinizden dolayı hep faturayı bize kesmeye alıştığınız için bu külliye konusunda da aynı şeyi yapıyorsunuz. Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile gidip güzelce konuşsaydınız.

Biz Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne soruyoruz. 'Belediye bizim istediğimiz kirayı kabul etmiyor.' diyorlar. Siz başka bir şey söylüyorsunuz. Anlaşamadığınız ortaya çıkıyor. Bundan dolayı da 'AK Parti baskı yaptı, aldırdı.' diyorsunuz.

Aynı şeyi siz de geçmişte kendi mülklerinizde kiracı olan insanlara yaptınız. Bunu bizzat yaşayanlardan birisi olarak ben söylüyorum. Onun için kendi iç çalışmalarınızdan kaynaklanan problemleri artık bize fatura etmekten vazgeçin. Önünüzdeki işlerinizi takip edin.

Yani geçmişte gördük. Partinizdeki kurultay olaylarından, CHP'li belediyelerde yaşanan olaylarla ilgili de 'Bunları AK Parti yaptırıyor, bunları Tayyip Bey yaptırıyor.' dediniz.

Ya adam kalkıp konuşuyor, itiraf ediyor, 'Tayyip Bey'in adamı.' diyorsunuz. Birisi geliyor, kucağında bir dosya getiriyor, 'Bunu Tayyip Bey gönderdi, bunu AK Parti yaptırdı.' diyorsunuz. Yani biraz kendi içinizde değerlendirirseniz iyi olur diye düşünüyorum.

Şimdi ben yine söyleyeyim. Belediyelerinizle ilgili, parti yönetiminizle ilgili, genel başkanınızla ilgili, genel başkan yardımcılarınızla ilgili yeni yeni birtakım iddialar ortaya çıkıyor.

Bu iddiaları ortaya atan, itiraf edenlerin de hepsi yine sizin kendi partilileriniz. En yetkili insanlarınız veya onların çocukları ortaya çıkıp konuşuyorlar. 'Bunları AK Parti yaptırıyor, baskı altındalar, konuşmak zorundalar.' diyorsunuz.

Yani böyle bir ithamla, böyle bir bakış açısıyla bu olayların içinden çıkamazsınız. Onun için eski genel başkanınız, Sayın Kılıçdaroğlu, 'Arınacağız, arınmamız lazım.' dedi. Ya adamı hain ilan ettiniz. Bunu anlamıyorum. Arınmaktan niye korkuyorsunuz? Onu anlamadık.

Onun için olaylara sağduyulu yaklaşmak lazım. Kendi içinizdeki bu problemlerin, bu olumsuz iddiaların üstünü örtmek için işte bir fon buldunuz, oradan bir Fatma Hanım'ı yakaladınız. Onunla bütün her şeyi örtmeye çalışıyorsunuz. Örtemezsiniz. Çünkü her gün bir yerden bir patlak çıkıyor. Her gün bir yerden bir patlak çıkıyor.

Bunları söyleyince de bazı arkadaşlar rahatsız oluyorlar. Rahatsız olmayın. Bu Türkiye'nin bir gerçeği. Türkiye için de üzülerek söylüyorum, sizin de gerçeğiniz. Bundan rahatsız olmanıza da gerek yok.

Arınacaksanız arının. Güzelce her şey ortaya çıksın. Kim ne yaptıysa, yanlışlık yaptıysa, yediyse, içtiyse, çaldıysa, çırptıysa, ahlaksızlık yaptıysa gereken ceza verilsin.

Öyle bunları örterek, 'Ya emekli şöyle oldu, ya pazarlar böyle oldu.' diyerek olmaz. Önce kendinize bakın, ondan sonra da oturup konuşalım.

Külliye ile ilgili daha fazla konuşmaya gerek yok. Yasal olan neyse yapılacaktır. Siz de takip ediyorsunuz. Şunu da söylüyorum. Yani belediyenin bu konuda bu hale düşmesini biz istemiyoruz. Bir belediye meclis üyesi olarak üzülüyorum.

Ama bunu kendiniz takip edeceksiniz. Kalkıp da 'Siz yaptınız, il başkanınız baskı yaptı.' gibi söylemleri kabul etmiyoruz. Bundan dolayı da gereken neyse yasal çerçevede her şey yolunda devam edecektir.”