Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı;
"Ayvalıkgücü Belediyespor maçını ben gerçekten kazanacağımız inancıyla izledim. Kazanmamız gerekiyordu. 35 bin kişinin büyük bir coşkuyla desteklediği bir takım, sezon boyunca çok iyi futbol oynamış, çok goller atmış bir takım, Ayvalıkgücü Belediyespor gibi bir takımı 3-5 gol atarak elemesi lazımdı. Bu işin doğası buydu. Ama Türkiye'de futbol özel değil, futbol bağımsız değil. İşte federasyonların tutumları, tavırları belli. Sezon başından bu yana Eskişehirspor'un kendiliğinden kaybettiği puanlar ayrı ama rakiplerinin aldığı puanlar çok farklı bence. Burada bir lobi eksikliği olduğunu vurgulamak istedim ben orada. Eğer bu sağlansaydı hakemler daha objektif olurdu, biz daha rahat maçlar kazanırdık. Tepkim ondandı. Ama sistematik olarak baktığınız zaman Eskişehirspor'un bugünkü yapıya farklı bir gözle bakması gerektiğini düşünüyorum.
Ya çok paranız olacak, parayla bu işi halledeceksiniz ya da inancınız olacak, bir ruh yaratacaksınız, o ruhla bu işi gerçekleştireceksiniz. Bizde ikisi de yok. İkisi de olmadığı için olmadı.
Fethi Heper, Nihat Atacan, Ender Konca zamanında, 11 oyuncunun 8'i, 9'u Eskişehirliydi. Dolayısıyla evine giderken akrabasını görüyordu, kahveye giderken tanıdığını görüyordu, utanıyordu. Onun için içinden gelerek oynuyordu. Şimdi öyle değil, profesyonel. İşte vermişiz amatör oldukları halde bir çuval parayı, şu anda lig bitti çekip gittiler. Seneye bir daha aynı takımı kuracaksınız, tekrar bu böyle olmamalı. Ya öze döneceğiz, oynayan oyuncuları, antrenörleri Eskişehirli yapacağız ve onları utandıracağız ya da başka türlü şeyler düşüneceğiz. Onun için tepkim oradaydı.
Biz ortaokul yıllarındayken İstanbul'da 8-10 tane profesyonel kulüp vardı ve Eskişehirspor da her hafta İstanbul'a maça gelirdi. O maça geldiği zaman biz de giderdik, tanıdıklar geliyordu, onları görüyorduk ve maçı da izliyorduk. Bugünkü Beşiktaş stadı o zaman Mithatpaşa stadıydı. Mithatpaşa stadından maçtan çıktıktan sonra arabalı vapurla Üsküdar'a geçiliyordu, Üsküdar'dan Eskişehir'e gidiyorlardı; bizim okul da oradaydı. Biz futbolcuları beklerdik. Futbolcular maçtan sonra çıkarlardı, işte Kabataş iskelesinden vapura binip Üsküdar'a geçerken biz onlarla sohbet ederdik. Onlara ne, yani ne sohbet edecek çocuk, biz sadece sorardık onlar kendi aralarında konuşur gülüşürlerdi. Biz öyle Eskişehirsporluyuz yani çakma falan değil.
Bu işin doğrusu yapılmalı. Ben taraftar gözüyle bakıyorum ve bunun da gerçekten Süper Lig'de oynayan bir takımımız olsa Eskişehir'in turizmine de çok ciddi katkı vereceğini düşünüyorum. Mustafa Denizli buraya teknik direktör olarak geldiği zaman 3 tane büyük gazete Mustafa Denizli için Eskişehir'e muhabir göndermişti. Mustafa Denizli ne yaptı ne etti diye takip ediyorlardı. Yani bu bile Eskişehir'e ciddi bir katkıdır diye düşünüyorum ve o nedenle Eskişehirspor'un desteklenmesi gerektiğini vurguluyorum.
Eskişehirspor ile ilgili yapılan yanlış değerlendirmelere karşı Futbol Federasyonuna çok dilekçeler yazdım. Hakem atamalarının yanlışlığını, gözlemci raporlarının insanlarla paylaşılması gerektiğini vurguladım. Cevap vermediler. Bilgi Edinme Kanunu'na göre yeniden başvurduk, yine vermediler. Bir üst kurula itiraz ettim; sonunda belli bir kısmının alınabileceğine, bir kısmının da verilemeyeceğine karar verdiler. Dava açtım. Dolayısıyla bu mücadeleyi birilerinin yapması lazım.
Eskişehir'de sanki bu tür itirazları kavga eden, kavgacı pozisyonunda bir tek Kazım Kurt yapar gibi bir algı var ama öyle değil. Esnaf odaları itiraz edebilmeli, Eskişehir Ticaret odası itiraz edebilmeli, Eskişehirspor’un ilgili kurumu itiraz etmeli; ama etmiyor. Neden? Kaderine razı bir toplum. Horlananın yanında durmak lazım. İçimizden gelerek itiraz etmemiz lazım. Ben bu nedenle o itirazları yaptım. Bu yıl da yine bazı itirazlar yaptım ama olumlu cevap alamadık.
Kütahyaspor şampiyon oldu, Eskişehirspor elendi. Şimdi de 52 Orduspor’u çıkaracaklar, karar öyle gibi duruyor. Dolayısıyla bu federasyonlarla bir sezon mücadele etmenin çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Sezonun başında kimi şampiyon yapacaklarsa karar veriyorlar, ondan sonra diğerleri figüran gibi dolgu malzemesi oluyor.
Bu böyle olmaz, demokrasi oraya da şarttır. Sporda bağımsız federasyonlar olmadığı sürece bu tür olumsuz kararlar her zaman olur. Avrupalı bizi niye kıskansın, niye beğensin? Bu noktada orada farklı bir sektör var ama Türkiye'de daha farklı bir anlayışla bu iş gidiyor. Yanlış olan odur."





