Atatürkçü Düşünce Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Mehmet Avci şu ifadeleri kullandı:
Malum, beklemediğimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altından geçmeyeceğini düşündüğümüz bir çerçeve yasa yaklaşık milletvekillerinin 2/3’sinin evet oyuyla geçti. Dün de söylediğimiz gibi bugün de aynı şeyi söylüyoruz. O gün o çerçeve yasaya evet diyen milletvekillerinin biz kanından şüphe ediyoruz. Konuya, cümleye böyle başlayalım.
Şimdi Pervin Buldan şöyle bir açıklama yaptı. Silahsızlaşma ve siyasallaşma alt kurulunun başkanlığına 50.000 yurttaşımızın katili, eli kanlı, bebek katili, cani bir adamın başkanlık edeceğini söyledi. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı, Türk milletine mensup olduğunu beyan eden herkes için acıdır.
Çünkü siz teröristi devlet memurlarının başına başkan edecek seviyeye kadar getirdiyseniz artık burada bir meşruiyet sorunu vardır. Bunu tartışmak gerekir. Çünkü bu artık bir barış isteminden ziyade hukuk devletinin altına dinamit koymaktır. Çünkü hukuksuzlaşmış bir yapıyı siz bir teröriste peşkeş çekmeye kadar çevirdiyseniz burada artık şapkayı öne koyup tartışmak gerekmektedir.
Türk milleti bunu vicdanen reddediyordur. Bunu sokaktan, kahvehanelerden, pazardan, insanlardan sorduğunuzda bu milletin gerçek sahibi, bu devletin gerçek sahibi olan Türk milleti, Öcalan’ın hiçbir şekilde muhatap alınmaması gerektiğini ısrarla beyan etmiştir.
Ama gelinen noktada iktidar ve iktidara çanak tutan yapılar ısrarla Öcalan’a bir statü verme ihtiyacı hissetmektedir. Ona verilen statü bellidir. Eli kanlı, bebek katili bir teröristtir. Terörizmin başıdır ve ona bu unvandan başka verilebilecek bir unvan milletin vicdanında hesap verilemez.
O yüzden bunun bir an önce geri çekilmesi gerektiğini ve böyle bir atama veya tayinin veya kabulün bir an önce siyasi partiler tarafından reddedilmesi gerektiğini düşünüyorum.
İkinci sorunuz gazilerimize yapılan müdahaleler. Acı bir durum. Bu ülkede şu an bir teröristbaşının statüsünün ne olacağını konuşuyoruz. Arkasından o teröristbaşının kurduğu yapılanmanın verdiği zarardan dolayı canlarını, uzuvlarını kaybeden yurttaşlarımız, yani gazilerimize bu ülkenin koruma görevi verilen polisler, askerler tarafından önlerine set çekilerek haklarını aramalarına dahi izin verilemez bir ülke seviyesine geldik.
Gazilik mertebesi, hani Anadolu tabirinde bir söz vardır, “Şehidin şahididir gazi.” diye. Artık bu yapılanlar hem toprak altındaki şehidimize hem o şehidin şahidi olan gazimize büyük alçaklık seviyesine gelmiştir.
Gazilerimizi muhatap almayan bir iktidar, teröristi muhatap alır hale gelmiştir. Bu artık katlanılabilecek bir seviye değildir.
O gün orada destek vermeye giden Şehit Anneleri Derneğimiz de vardı. Şehit Anneleri Derneği Başkanımız Pakize Annemiz orada bir açıklama yaparken, birçoğunuz da bunu görmüşsünüzdür, bir polisimizin gözünden yaşlar süzülüyordu.
Getirilen nokta, belki o polisimiz şunu düşünüyordu Pakize Annemin o konuşması sırasında: “Bu kadın benim annem de olabilirdi.”
Ve o kadar acı bir hale geldik ki Mecliste övgüler düzülen bir teröristbaşı, eli kanlı bir katil ve onun yapılanması, diğer yandan onu bitirmek için mücadele edip uzuvlarını kaybeden gazilerimiz. Ve iktidar mensupları tercihini ne yazık ki terörden, teröristten veya teröre destek verenlerden yana gösterip bu ülkeyi korumak adına uzuvlarını kaybeden, belki ailelerini kaybeden, evlatlarını kaybeden gazilere, şehit yakınlarına karşı tarihsel bir ayıp etmiştir.
Bu tarihe bir kara leke olarak geçecektir. Bu ülkenin bekası için canını veren, evladını yitiren ailelere karşı büyük haksızlık edilmiştir.
Bir an önce Meclis çatısı altında gazilerimizin haklarının en doğru şekilde verilmesini biz de talep ediyoruz. Yapılan bu müdahalelerin bir dahaki sefere yapılmamasını talep ediyoruz.
Terörsüz Türkiye adı altında, analar ağlamasın adı altında bir propaganda yürütürken şehit analarını ağlatan, şehit analarına müdahale ettiren bir yapıyı vicdanen de kamu karşılığında da halk nezdinde de Türk milleti olarak da reddediyoruz.
Benim bu konulardaki görüşüm bu denli olmuştur. Derneğimizin bu konudaki her zamanki bakışı üniter birliğimizdir, dil birliğimizdir, laik devletimizdir. Bizim bu konudaki her zaman duruşumuz devletten yanadır. Devletin bekası, devletin devamlılığı, devletin geleceğidir.
Ve buradan milletimize bir kez daha sesleniyoruz. Çare Atatürkçü düşüncededir. Çare Kemalist idealizmdedir.
Her geçen gün saldırıların arttığı bir yerde biz yeniden Mustafa Kemal’in bize gösterdiği ilim ve fenin öncülük ettiği, aklın ve bilimin bize rehberlik ettiği bir sistemde bu sıkıntılardan, bu problemlerden kurtulacağız.
Ve buna uyduğumuzda da bu ülkede barış da olacaktır, bu ülkede analar da ağlamayacaktır, bu ülkede şehitlerimiz, gazilerimiz gereken yerde gereken haklarını da alacaktır.
Milletimiz müsterih olsun. Zor zamanlar geçiriyoruz ama bizler varız. Bizler var olduğumuz sürece de hem bu ülkede hakkını alamayan, ezilen, bu ülkenin bekası için mücadele eden herkesin hakkını savunmaya da devam edeceğiz.





