Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Derneği Başkanı Mehmet Ektaş şu ifadeleri kullandı:

“Nafaka konusu, uzun yıllar nafaka ödenmesi konusu, kamuoyunu yıllardan beri, özellikle erkekleri yıllardan beri rahatsız eden bir tartışma konusu olarak devam ediyor. Kadınlar ve kadınları temsil eden sivil toplum kuruluşları, özellikle kadın mağduriyeti üzerinden yapılmak istenen düzenlemelere karşı çıkıyordu. Hükümet birkaç kez uzun süreli nafakayı ortadan kaldırmak, bu konuda bir düzenleme yapmak için adım atmıştı ancak her adımda tepkiler nedeniyle geri çekilmişti.

En son bir davaya konu olan sürekli nafaka isteminin anayasaya aykırılığı ile ilgili mahkemenin Anayasa Mahkemesine müracaatı sonucunda Anayasa Mahkemesi bunu anayasaya aykırı buldu. Uzun süreli nafaka ödemesinin, hem evlilik kurumunu sonlandırmış eşler arasındaki bağı devam ettirerek bu bağdan kaynaklanan huzursuzlukların iki tarafı da rahatsız etmeyi sürdürdüğüne hem de bir tarafa haksız maddi külfet yüklemenin orantılı olmadığına karar verdi. Ayrıca hükümete bu konu ile ilgili yeniden düzenleme yapılması konusunda bir süre verdi.

Kamuoyunda bunun sürelere bağlı olarak yeni bir düzenleme yapılacağı, evlilik süresini temel alan bir sistem getirileceği yönünde bir beklenti var. Bu beklenti daha önceki aşamalarda da sürekli gündeme getiriliyordu. Ben bu beklentinin bu şekilde gerçekleşmesi halinde yine hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacağını düşünüyorum.

Halen ülkemizde kadınlar maddi açıdan özgür değiller. Erkekler kadar rahat iş bulamıyorlar, gelir sahibi olamıyorlar. Evliliklerin sona ermesinde erkeklerin kusurluluk oranları kadınların kusurluluk oranlarından çok daha fazla. Bu nedenle zayıf durumda kalan kadının halen korunması gerektiğini, onlara pozitif ayrımcılık yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle evlilik süresine bağlı bir nafaka sistemi yerine; eşlerin ekonomik durumları, yaşları, evliliğin sona erdiği tarih itibarıyla kaç yıl sürdüğü, geride çocuk kalıp kalmadığı, çocuk kalıyorsa velayetin kimde olacağı ve mal paylaşımının nasıl sonuçlanacağı gibi birçok farklı faktörün birlikte değerlendirilerek hakkaniyetli bir karar verilmesi konusunda hakimlere takdir yetkisi tanıyan bir düzenleme yapılmasından yanayım.

Yani bir kadın düşünün; 30 yıl evli kalmış, çalışmamış, bütün emeğini ve gücünü eve adamış. Böyle bir kişiye 15 yıl nafaka bağlanıp sonrasında kesilsin demek hakkaniyetli değildir. O kadın 30 yıldan sonra kendisine geçim kaynağı sağlayacak bir iş bulamaz, kendine yeni bir hayat kuramaz. Kaldı ki nafaka, düşük miktarlarda olduğunda zaten tek başına hayatını idame ettirmesine de yetmez. Bu adaletsiz olur.

Bunun yanında 2 yıl evli kalmış bir kişiye örneğin 5 yıl nafaka ödenmesi de çok adil değildir. Evlilik zaten çok kısa sürmüştür. Yaşı gençtir ve gerekli çabayı gösterdiğinde ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilecek imkanları bulabilir.

Bu nedenle süreye bağlı bir sistem kurmak yerine diğer faktörleri esas alan, kadınların haklarını ve toplumdaki dezavantajlı konumlarını da göz önünde bulunduran bir usul belirlenmesi gerektiğini değerlendiriyorum.”