Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Avukatı Mert Yedek şu ifadeleri kullandı:

"Alpu Ovası, yargı kararıyla kısa süre önce yeniden Büyük Ova Koruma Alanı statüsüne kavuştu. Ancak bölgede yürütülmek istenen proje yeni değil. Sürecin temeli 2017 yılında başlatılan arama faaliyetlerine dayanıyor. O dönemde başlatılan ÇED süreci kapsamında sondaj çalışmaları gerçekleştirildi, karot örnekleri alındı ve şirket bölgede çeşitli yatırımlar yaptı. Ayrıca faaliyetlerin yürütüldüğü bir merkez de kuruldu. Yapılan incelemelerde cevher tenörünün 0,9 gram olduğu, yani ton başına 1 gramın altında kaldığı belirlendi. Buna rağmen bugün yeni bir ÇED süreci başlatılmış durumda.

22 Temmuz'da Alpu'nun Esence Mahallesi'nde ÇED süreci kapsamında Halkın Katılımı Toplantısı gerçekleştirilecek. ÇED Yönetmeliği gereğince bu toplantılar, halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılımının sağlanması amacıyla düzenleniyor. Ancak daha önce yapılan halkın katılımı toplantılarıyla ilgili görüşlerimiz değişmiş değil. Bu toplantılarda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Bakanlık yetkilileri, şirket temsilcileriyle birlikte projenin olası etkilerini halka anlatıyor. Aynı zamanda projeden olumsuz etkilenmesi muhtemel vatandaşların görüşlerinin alınması ve olumsuz etkilerin en aza indirilmesi hedefleniyor. Yönetmelik açısından bakıldığında bu, ÇED sürecinin usuli aşamalarından biri.

Ancak uygulamada bunun böyle işlemediğini geçmiş örneklerde defalarca gördük. Bunun en yakın örneği Alpu-Kömür projesidir. O süreçte gerçekleştirilen halkın katılımı toplantısında projeye itiraz eden, Sakarya Vadisi'nin, ormanların, mera alanlarının ve tarım arazilerinin zarar göreceğini dile getiren vatandaşlara, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından "Hiç müsterih olun. Terenize, rokanıza, maydanozunuza, ağacınıza zarar gelmeyecek. Suyunuza hiçbir zarar gelmeyecek. Avrupa Birliği standartlarında bir proje olacak." denildi. Ancak daha sonra hazırlanan bilirkişi raporu projeye ilişkin birçok konuda olumsuz tespitler içerdi.

Bu nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün şirket lehine taraflı davrandığını düşündük ve suç duyurusunda bulunduk. Ancak kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmediği için herhangi bir soruşturma yürütülmedi. Bu kararlara yaptığımız itirazlar da reddedildi. Yaşanan bu süreç nedeniyle bugün benzer uyarıları yeniden yapmak zorunda kalıyoruz.

Alpu Ovası, Eskişehir açısından son derece değerli büyük tarım arazilerine sahip bir bölge. Aynı zamanda zengin bitki çeşitliliğine sahip olmasının yanında su kaynakları açısından da hassas bir yapıya sahip. Su fakiri bir bölgede böylesine büyük bir madencilik projesinin hayata geçirilmek istenmesi ciddi riskler barındırıyor.

Proje kapsamında yaklaşık 335 milyon ton kazı yapılması planlanıyor. Bu yönüyle proje, Alpu-Kömür projesinden de daha büyük ve entegre bir çalışma niteliği taşıyor. Faaliyet yalnızca proje sahasıyla sınırlı kalmayacak. Çıkarılacak malzemenin Kaymaz'a taşınması planlanıyor. Daha önce Kaymaz'da yapılmak istenen üçüncü atık barajına ilişkin hukuki süreçte yerel mahkemede dava lehimize sonuçlanmıştı. Ancak Danıştay, gerekçe ortaya koymadan yerel mahkeme kararını bozdu. Bugün de aynı atık barajına taşınması planlanan malzemenin oluşturacağı yol güzergâhı etkileri, toz, gürültü, sağlık ve çevresel sonuçlara ilişkin herhangi bir değerlendirme dosyada yer almıyor.

Temel itirazımız da tam olarak bu noktada bulunuyor. Hiçbir etki değerlendirmesi içermeyen, yalnızca şirket tarafından hazırlanan tanıtım dosyasına dayanan bir sürecin paydaşı olmayacağız. Bu toplantının yalnızca usuli yükümlülüğün yerine getirilmesi amacıyla düzenlendiğini düşünüyoruz. Bu nedenle toplantıda hem usule ilişkin itirazlarımızı hem de mevcut haliyle ÇED sürecinin yeniden başlatılması ve dosyanın revize edilmesi gerektiğine yönelik hukuki görüşlerimizi dile getireceğiz.

Geçmiş deneyimlerimiz, bu itirazların çoğu zaman dikkate alınmadığını ve ÇED sürecinin işlemeye devam ettiğini gösteriyor. Bundan sonraki aşamada Bakanlıktan özel format alınacak, bu formata göre ayrıntılı ÇED raporu hazırlanacak. Ardından paydaşlar belirlenecek ve İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantıları gerçekleştirilecek. Alpu-Kömür sürecinde olduğu gibi Bakanlık bünyesinde yapılacak bu toplantıların ardından proje hakkında ÇED olumlu ya da ÇED olumsuz kararı verilecek.

Biz ise yöre halkıyla birlikte bu sürecin sonlandırılması için itirazlarımızı sürdüreceğiz. Bu kadar eksik bilgiyle halkın katılımının sağlanamayacağını, mevcut toplantının hukuken yok hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini savunacağız. Kent genelinde itiraz dilekçeleri toplayacak, hukuki mücadeleyi de sürdüreceğiz.

Alpu Ovası daha önce yürütülen termik santral mücadelesiyle nasıl korunduysa, bugün de altın madenciliği projesine karşı aynı kararlılıkla savunulacaktır. Bu kapsamda 22 Temmuz saat 10.00'da Esence Mahallesi'nde gerçekleştirilecek halkın katılımı toplantısında yer alınacak."