İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı;
"Biliyorsunuz, bugün Dünya Kadınlar Günü. Salona girerken kadın sayısının yüksek bir oranda olduğunu görünce ziyadesiyle memnun ve mutlu oldum. Bütün kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü'nü tebrik ediyorum. Daha güzel günlerde buluşmayı temenni ediyorum.
Konuyla ilgili İYİ Parti Genel Merkezi, Genel Başkan Yardımcımız, Kadın, Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Kevser Ofluoğlu'nun öncülüğünde dün bir panel düzenlenmişti. Konusu; Kadın, Hayat ve Adalet. Kadının ekonomik, sosyal, siyasi ve akademik hayattaki yerini, karşı karşıya bulunduğu problemleri, o problemlerin çözümüne yönelik projeleri konuşmamız gerekirken bugün Türkiye'de maalesef kadın cinayetlerini, tacizleri ve tecavüzleri konuşuyoruz.
400'e yakın, ki istatistiki verilere göre konuşuyorum, 391 kadınımız geride bıraktığımız 2025 yılı içerisinde katledilmiş. Bu cinayetleri işleyenler hiç yabancılar değil; tanıdıkları tarafından katledilmişler. Ya eski eşleri tarafından ya nişanlıları tarafından ya ağabeyleri ve babaları tarafından ya da sevgilileri tarafından hayattan koparılmışlar. 1934 yılında bütün dünya uyurken kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilen Türkiye'de bugün kadınların güvenlik sorunlarının konuşulmaması gerekir. Bu, Türkiye'yi yönetenler açısından utanılması gereken bir durumdur.
"İlk işimiz ne olacak?" diye soruyorlar bana gazeteciler rastladıklarında ya da birtakım programlara katıldığımda. "Bu ülkeyi yönetmek size nasip olursa ilk icraatınız ne olacak?" diye soruyorlar. Ben de diyorum ki; "İlk icraatımız, Türkiye'yi bu ceberrut rejimden kurtaracak ve Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nden parlamenter demokratik sisteme geçiş için adım atmak olacak." diyorum.
İkinci yapacağımız iş de hiç tereddütsüz olarak bir gece yarısı kararnamesiyle çıkılan İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden geri dönmek, kadınlarımızın hak ve hukuklarını korumak için ilk adımı atmak olacaktır diyorum. Bu vesileyle kendi gücü ve emeğiyle ayakta kalan kadınlarımıza selam olsun. İyi ki varsınız, iyi ki bizimle birliktesiniz diyorum.
Biliyorsunuz, Türkiye tarihinin en zorlu dönemlerini yaşıyor. Etrafımız adeta ateş çemberi. Irak'ta olanları geçmişte yaşadık. Suriye'de olanları bugün yaşıyoruz. Ayrıca İran'da olanları da birlikte müşahede ediyoruz.
Çevremizdeki jeopolitik riskleri her zaman doğru okuduk ve her zaman haklı çıktık. Bizi ayakta tutan milli kimliğimize ve üniter yapımıza sıkı sıkıya sarılmanın gerekliliğine her zaman işaret ettik. Etrafımızda olup bitenlere baktığınızda Türkiye'yi bugün kendi kendine ayakta tutan ülke olma vasfıyla bizi baş başa bırakan şeyin, esas itibarıyla üniter devlet yapımız ve vatandaşlık tanımımız olduğu gerçeğiyle buluşuyoruz.
O nedenle vatandaşlık tanımımızın, üniter devlet yapımızın tartışma konusu edileceğini bildiğimiz komisyonlara katılıp başkaları gibi komisyonculuk oynamadık. Türk milletinin değerlerini, Türk milletinin doğrularını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin geleceğini savunarak tartışılmazların tartışma masasına yatırılmasına izin vermedik.
Türk kimliği, vatan bütünlüğü, Türk vatanı, Türk devleti ve büyük milletimizi gölgesi altında barındıran Türk bayrağının sonuna kadar savunucusu olduğumuzu dosta ve düşmana müştereken gösterdik.
Biliyorsunuz, Türkiye tarihinin en zorlu dönemlerini yaşıyor. Etrafımız adeta ateş çemberi. Irak'ta olanları geçmişte yaşadık. Suriye'de olanları bugün yaşıyoruz. Ayrıca İran'da olanları da birlikte müşahede ediyoruz.
Çevremizdeki jeopolitik riskleri her zaman doğru okuduk ve her zaman haklı çıktık. Bizi ayakta tutan milli kimliğimize ve üniter yapımıza sıkı sıkıya sarılmanın gerekliliğine her zaman işaret ettik. Etrafımızda olup bitenlere baktığınızda Türkiye'yi bugün kendi kendine ayakta tutan ülke olma vasfıyla bizi baş başa bırakan şeyin, esas itibarıyla üniter devlet yapımız ve vatandaşlık tanımımız olduğu gerçeğiyle buluşuyoruz.
O nedenle vatandaşlık tanımımızın, üniter devlet yapımızın tartışma konusu edileceğini bildiğimiz komisyonlara katılıp başkaları gibi komisyonculuk oynamadık. Türk milletinin değerlerini, Türk milletinin doğrularını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin geleceğini savunarak tartışılmazların tartışma masasına yatırılmasına izin vermedik.
Türk kimliği, vatan bütünlüğü, Türk vatanı, Türk devleti ve büyük milletimizi gölgesi altında barındıran Türk bayrağının sonuna kadar savunucusu olduğumuzu dosta ve düşmana müştereken gösterdik.
Gittiğimiz yerlerde görüyoruz. Tavrımız, meşrebimiz ve uygulamalarımız münasebetiyle milletin takdir ve teveccühüne mazhar olduğumuzu gözlemliyorum. Gittiğim her yerde bana ve dava arkadaşlarıma; dik durun, duruşunuzu bozmayın, memleketin hakkını hukukunu savunmaya devam edin, şehit ailelerini ve gazilerimizi incitecek davranışları yaşama geçirenlere karşı mücadelenizi sürdürün, Türkiye'nin aşılması icap eden büyük problemlerini aşmak için gecenizi gündüzünüze katarak çalışmaya devam edin diyor milletimiz. Biz sizi anlıyoruz ve sizi anladığımızı Allah'ın izniyle sandıkta göstereceğiz diyorlar.
Sizlerin neleri başardığınızı görüyoruz diyorlar. İYİ Parti olarak kurulduktan sonra Türkiye'de nelere şahit olduk, biliyoruz diyorlar. En azından diyorlar küçük bir örnek istiyorsanız İYİ Parti kurulduktan sonra Adalet ve Kalkınma Partisi hiçbir seçimde tek başına iktidar olamadı diyorlar. Bu İYİ Parti'nin başarısıdır ve tarihe kazınacaktır diyorlar.
Ayrıca özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçtikten sonra onlarca parti kuruldu. Ama Türk siyasetinde parlamentoda grubu olan tek siyasi parti İYİ Parti diyorlar. Biz millet olarak bu başarıyı görüyoruz, acaba İYİ Partililer de görüyor mu diyorlar. Şimdi ben size soruyorum; siz kurulduktan sonra Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidar olamadı ve üzerinize binlerce oyun oynanmasına rağmen hâlâ girdiğiniz 2 seçimden de başarıyla çıktınız ve aziz milletimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil eden bir parlamento grubu kurdunuz. Kendinizi başarılı buluyor musunuz değerli dava arkadaşlarım? Başarılı olduğunuza inanıyor musunuz?
Kirletilen siyasete rağmen Allah'a şükürler olsun ki üzerimize sıçrayan bir çamur yok. Operasyonlara, tuzaklara uğradık ama mücadelemiz nesillere örnek teşkil etti. Kendinizle iftihar ediyor musunuz değerli dava arkadaşlarım? Travmalarla karşı karşıya bırakıldık. Tuzaklardan elbette ki etkilendik. Ama travmalar nasıl insan yaşarsa bedeni güçlendiriyorsa siyasi yapıları da güçlendirir. Üzerimize oynanan her oyundan, kurulan her tuzaktan, yapılan her operasyondan güçlenerek çıktık. İşte bu salon, büyük bir meydan görüntüsü veren bu salon, onun örneklerinden biridir. Bu güzelliği inşa ettiğiniz için kendinizle iftihar ediyor musunuz değerli dava arkadaşlarım?
Ben görüyorum ki övünüyorsunuz. Gittiğiniz her yerde başınız dik dolaşıyorsunuz. Siz benim başımı yere eğdirmediniz, ben de defalarca sizin başınızı yere eğdirmeyeceğim diye and içtim. Buradan tekrar sesleniyorum, başınız bulutlara kadar dik olsun değerli dava arkadaşlarım. Türkiye'nin yaşadığı ağır şartlara bakarak İYİ Parti'ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu aşikârdır. Ekonomi malumdur. Vatandaşlarımız zor durumdadır. Emeklimiz, dar ve sabit gelirlilerimiz, yetimlerimiz ve dullarımız tencerelerini kaynatamama tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dedeler, aile büyükleri bayramda torunlarına harçlık verememenin mahcubiyeti içerisindedirler.
Sanayi büyük istihdam kayıpları yaşamış, yeni kayıplarla karşı karşıya bırakılmıştır. Sanayicinin finansmana erişememesi durumu ülkede üretimi zorlayan bir boyuta erişmiştir. Tarlalarımız her geçen gün artan maliyetler yüzünden ekilemez olmuştur. Çiftçilerimiz toprağa düşürdükleri terin karşılığını alamayacak duruma düşürülmüş ve çiftçilikten çekilmek mecburiyetinde bırakılmıştır. Gençlerimiz geleceğe dair olan umutlarını yitirmiştir. Kendi geleceklerini başka ülkelerin kapılarında aramak gibi bir durumla karşı karşıya bırakılmıştır.
Şimdi Türkiye'nin aşması icap eden bunca problem varken, vatandaşın devletle barıştırılması artık mecburi hale gelmişken, bu yürümeyen ekonomik planın, planlamanın ve programın yeniden düzenlenmesi icap ederken; kadınlarımıza güvenlik vadedilmesi, gençlerimize umut vadedilmesi, çiftçimize toprağa düşürdüğü terin karşılığını alabilmesinin sözünün verilmesi, esnafın faizlerden, hacizlerden, stopajlardan kurtulmasının önünün açılabilmesi için büyük işler yapmaya talip bir siyasi kadronun ortaya çıkması gerekmektedir.
İşte o kadro İYİ Parti kadrosudur. Artık kurumsallaşmıştır, her alanda proje üretecek hale gelmiştir. Türkiye'nin bütün sorunlarını aşabilecek plan ve projeleri yaşama geçirecek kudrete erişmiştir. Öyleyse siyasi geleceğimiz ne olacak diye endişe etmemize asla ve kata mahal yoktur. Ben size hedefimizi açıklıyorum. İYİ Parti'nin hedefi sadece siyasete tutunmakla sınırlı değildir. İYİ Parti'nin hedefi bu ülkeyi yönetmektir, yani iktidar olmaktır. Bayrağı İstanbul'da kaldırıyorum, onun için buradayım ve sizler için seferberlik ilan ediyorum.
Vakit gelmiştir, artık ülkeyi yönetmeye talip olmanın zamanı gelmiştir. Küçük işlerle uğraşmamızın da gereği yoktur. Bakın biz Türkiye'nin hangi meseleleriyle uğraşıyoruz, bir doğru biçimde değerlendirin. O meselelerin aşılması için gecemizi gündüzümüze katarak neler yapıyoruz, onu doğru bir biçimde anlayın. Türkiye'nin jeopolitik riskleri var, o riskleri bertaraf etmek üzere yapması gereken işler var, onlara hazırlanıyoruz. Ezcümle iktidara hazırlanıyoruz.
Ama etrafımızda birileri var, onlar başka işlerle uğraşıyor. İYİ Parti'ye yapılan operasyonlar, kurulan tuzaklar da devam ediyor. Adam milletvekilliğine aday oluyor, beklediği sırayı bulamayınca istifa ediyor. Kişi il başkanlığına aday oluyor, kazanamayınca istifa ediyor. Kişi genel başkanlığa aday oluyor, kazanamayınca istifa ediyor. Siyaset sabır, sebat ve inat işidir. Bana küçük hesapların büyük adamları asla lazım değildir değerli dava arkadaşlarım. Bana büyük hedeflerin inanmış, iman etmiş kadroları lazımdır.
Büyük Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz. Ben size soruyorum, Türkiye'nin size ihtiyacı var, bize ihtiyacı var. Ben buradayım, siz de benimle var mısınız?
Çıkacağımız yolculuk, onun bunun lokomotifine vagon olmak yolculuğu değildir. Benimle iktidar için yollara düşmeye hazır mısınız?
Çürütülmüş, bölük pörçük hale getirilmiş, kirletilmiş siyasetin yeniden inşa edilmesi icap etmektedir. Türk siyasetinin merkezini benimle birlikte inşa etmeye, onun temelini atmaya, onun çatısını çatmaya var mısınız değerli dava arkadaşlarım?
Son bulsun teslimiyet, yıkılsın zillet, yaşasın cumhuriyet, yaşasın millet diye yollara düşmeye var mısınız?
Siz varsanız ben de buradayım. Canım da kanım da terim de bu büyük millete ve Türkiye Cumhuriyeti'ne feda olsun. Yolunuz, yolculuğunuz kutlu ve mübarek olsun. Alnınız, bahtınız ve yolunuz açık olsun.
Başkaları gibi hiç yalpa yapmadan, hiçbir laftan ve sözden taviz vermeden yürüyoruz. Kim ne derse desin, biz sonuna kadar Türk milleti diyeceğiz. Kim ne derse desin, sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti diyeceğiz. Kim ne yaparsa yapsın, vatanı böldürmeyecek, bu bereketli topraklara Türk vatanı diyeceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin eşit ve onurlu vatandaşlarıyla yolculuğumuzu sürdüreceğiz. Bu yolculukta bana yoldaş olan her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bakın, iş olsun diye konuşmuyorum. İktidarın doğduğu ufka bakıyor ve İYİ Parti'nin güneşini görüyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyor, Yüce Allah'a emanet ediyorum."