Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici şu ifadeleri kullandı;
"Bu sene yağışlı, bereketli bir yıl geçiriyoruz. İşte biz de 2 gündür kendi köyümüzdeyiz, kasabamızdayız, ilçemizdeyiz. Her yer yemyeşil. Aşağı yukarı bu sene neredeyse Türkiye'nin tamamını baharda daha çok gezdik kongrelerimiz vesilesiyle. Her taraf yemyeşil. Ve çiftçilerimizin yüzü gülüyor. İnşallah bu yıl diğer yıllardan daha farklı olarak, daha bereketli, hasadın daha bol olduğu bir yılı inşallah yaşayacağız.
Yağışlar durmuyor ve devam ediyor. Bu yağışlar neticesinde mesela dün ani bastıran yağışlar neticesinde ülkemizin pek çok noktasında sel afetleri, taşkınlar meydana geldi. Bundan etkilenen vatandaşlarımız var, çiftçilerimiz var. Hepsine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Ama elhamdülillah bu sel ve taşkınlardan, şu ana kadar dünkü taşkınlardan bahsediyorum, bir can kaybı haberi almadık. Bu da bizi sevindirdi. İnşallah olmaz diye düşünüyorum. Yağışlar bereket oldu. İnşallah bundan sonra da çiftçilerimizin yüzünü güldürecek şekilde mevsimler normal seyrinde bundan sonra devam eder ve inşallah bol hasatlı, bol bereketli bir yılı çiftçilerimizle birlikte, üreticilerimizle birlikte biz de yaşarız inşallah diyorum.
Bu ülke için üreten, bu ülke için yetiştiren, bu ülke için çalışan, bu ülke için mücadele eden herkese, ister çiftçi olsun, ister imalatçı olsun, ister sanayici olsun, ister öğretmen olsun, ister polis olsun, ister asker olsun herkese şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum. Onlarla bu millet ayaktadır. Onlarla bu ülke bütünlüğünü muhafaza etmektedir. Onlarla bu devlet varlığını devam ettirmektedir. Onun için üreten, çalışan herkese bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz.
Uyuşturucu madde kullanımı maalesef ilköğretim seviyesine kadar düşmüş vaziyette. Sanal bahis işi maalesef ortaöğretim seviyesine kadar düşmüş vaziyette.
Kumar, pek çok kötü alışkanlık ve bunların pek çoğu hep özgürlük adı altında bu ülkeye, bu ülkenin kıymetli insanlarına, gençlerine, çocuklarına dayatıldı. Ve neticede sonuç bu.
Bu, birden ortaya çıkmadı. Bu, onlarca yılın bir sonucudur bunlar. Adeta bir şırıngadan ilaç verir gibi milletimizi, gençlerimizi, çocuklarımızı madde bağımlısı yaptılar, kumar bağımlısı yaptılar ve bahis bağımlısı yaptılar.
Bence önce mücadele etmemiz gereken en önemli noktalardan birisinin de bu olduğunu ifade etmek istiyorum. Devlet güçlüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nin çok güçlü bir emniyet teşkilatı vardır. Çok güçlü bir jandarma teşkilatı vardır. Çok güçlü bir istihbarat ağı vardır. Dolayısıyla da kararlı bir mücadeleyle gerekli yasalar da çıkarılarak kumar, alkol, bahis ve uyuşturucuyla etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.
Anayasamızın 58. ve 59. maddesi bu konuda yöneticilere açıkça bir sorumluluk yüklemektedir. Yöneticilerimiz bu sorumluluğun gereğini hiç çekinmeden, hiç tereddüt etmeden, kim ne der diye bakmadan tavizsiz bir şekilde uygulamalıdır.
Yoksa gençlerimizi kaybediyoruz. İşte kundaktaki çocuklarımız öz babaları tarafından maalesef öldürülüyor, parçalara ayrılıyor. Ve özellikle bu bahisten, kumardan dolayı binlerce, on binlerce aile yok oluyor, intiharlar yaşanıyor. Onun için biz, burada hiç beklenmeden çok süratli bir şekilde yeni yasa değişiklikleri yapılarak bu işe artık dur denmesi gerektiğini ifade ediyoruz.
Devletimiz, ordumuz, güvenlik güçlerimizin çok kararlı mücadele verdiği dönemler oldu. Ama maalesef mücadelenin aksatıldığı, safsaklandığı dönemleri de yaşadık. Eski bir genelkurmay başkanının çıkıp bir canlı yayında, terör eylemleri durunca biz terör bitti zannettik, dediği gibi gaflet ya da ihanet dönemleri de yaşadık.
Yine bu süre içerisinde birkaç kez terör örgütüyle onun elebaşlarıyla ya da sözcüleriyle ya da siyasetteki uzantılarıyla görüşülerek çözümler arandı. Açılım süreçleri yaşandı. Barış gelecek adı altında görüşmeler gerçekleştirildi ama bunların hepsinin sonunda yine PKK ve uzantıları ihanet etti. Çünkü ipleri başkasının elinde. Emperyalistlerin elinde, siyonistlerin elinde, ABD'nin elinde, İsrail'in elinde.
Bu son süreçte de biz sürecin başında ne dediysek bugün 1 yıldan fazla bir süre geçti, aynı noktadayız. Çünkü bizim söylediğimizi haksız çıkaracak herhangi bir gelişme olmadı.
Biz ne dedik? Biz devletimize güveniyoruz ama bu hainlere güvenmiyoruz çünkü bunların tasmasını başkaları tutuyor dedik. Ve geldiğimiz noktada bunun doğru olduğunu görüyoruz.
2, sürecin başında ne dendi? Pazarlıksız, şartsız, müzakeresiz bir şekilde PKK tüm unsurlarıyla silah bırakacak ve bütün uzantıları, yapıları kendini feshedecek. Yani Avrupası da buna dahil, Suriyesi de dahil, İranı da dahil, Iraki da dahil, Türkiyesi de dahil.
Ama geldiğimiz noktada herkese soruyorum. Siyasetçilere, sivil toplum örgütlerine, vatandaşlarımıza, sorumluluk sahibi olan yapılara, olmayanlara, herkese soruyorum. Elinizi vicdanınıza koyun ve deyin. PKK silah bıraktı mı? Bırakmadı. PKK tüm unsurlarıyla yurt içi, yurt dışı kendini feshetti mi? Feshetmedi.
Bu 2 sorunun da cevabı, net silah bırakmadı, net kendini feshetmedi. Peki, hal böyleyken dün DEM Parti eş başkanlarından kadın olan açıklama yapıyor. Bayramdan sonra diyor 7, 8 maddelik bir yasa değişikliği teklifi gelecek ve bu kabul edilecek. PKK silah bırakmadan, kendini feshetmeden çıkarılacak yasa değişiklikler mutlaka ama mutlaka bak, altını çizerek söylüyorum, terörü teröre cesaret verecektir, terör örgütüne cesaret verecektir, onları destekleyenlere cesaret verecektir.
Türkiye, devletimiz, ilgili kurumlarımız, sorumluluk sahibi olan yapılar ilk gün ne söylediyse o sözün arkasında mıh gibi durmalıdır. O da nedir? PKK silah bırakmadan, PKK kendini feshetmeden hiçbir yasal adım atılmayacaktır ve atılmamalıdır. Eğer atılırsa, bir kere daha söylüyorum, bu PKK'yı ve arkasındaki güçleri ve siyasi uzantılarını şımartır. Bu bir taviz gibi görülür. Bu onlara bir meşruiyet kazandırırken Türkiye'nin, Türk ordusunun terörle mücadelesine de bir zafiyet getirir."