ESKİŞEHİR HABER

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sinan Tekin Eskişehir'de konuştu

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sinan Tekin, Eskişehir’de düzenlenen çalıştayda kentin tarım, sanayi ve ekonomi alanındaki durumunu değerlendirerek yerel çözüm vurgusu yaptı.

Abone Ol

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin şu ifadeleri kullandı;

"Genel Başkanımız Mahmut Arıkan’ın sizlere selamını iletmek istiyorum. Kendisi şu an yoğun bir program içerisinde İstanbul’da vatandaşlarımızla buluşuyor. Bütün genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimizle birlikte biz de Anadolu’nun dört bir tarafında kıymetli vatandaşlarımızla hemhal oluyoruz. Milletimizin derdiyle dertleniyor ve bu dertlere çözüm üretme noktasında gayret sarf ediyoruz.

Dün ben Çanakkale’deydim. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yılında Çanakkale’den Edirne’ye giderken Gelibolu ile Keşan arasında Bolayır diye bir belde vardır, hiç gitmişliğiniz oldu mu bilmiyorum. Bolayır biraz böyle tepe bir yerdedir. Orada Avrupa fatihi, Rumeli fatihi olarak geçen Gazi Süleyman Paşa’nın bir mezarı var. Hemen o mezarın yanında vatan şairi olarak bildiğimiz Namık Kemal’in de mezarı bulunuyor. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111. yılında biz de orada denk geldik. Kendilerinin huzurunda, bu vatan için şehit olan tüm şehitlerimiz için bir dua etme imkânı bulduk. Bugün de Cenab-ı Allah lütfetti, şu an Eskişehir’deyiz. Eskişehir, Milli Mücadele’nin Batı Cephesi’nin en kilit noktalarından biridir. Bundan dolayı bizi bugün burada bir araya getirdiği için Cenab-ı Allah’a şükrediyorum.

Ben bu Ortak Akıl Güçlü Şehir çalıştaylarımızdan biraz bahsedeyim. Bugün burada 46. programımızı gerçekleştiriyoruz. Amacımız nedir? 81 ilimizde yerel sorunları yerinde tespit edelim. Kimlerle tespit edelim? O şehirde yaşayan kanaat önderlerimiz, sivil toplum kuruluşu temsilcilerimiz, meslek odası temsilcilerimiz, basın mensuplarımız, akademisyenler ve o şehrin paydaşlarıyla bir araya gelelim. O şehrin sorunlarını onlardan dinleyelim. O sorunlara en güzel çözümü üretecek olanlar da gene orada yaşayan insanlardır diyerek onları dinleyelim ve buradan bir rapor elde edelim. Bu, çalıştayın raporu olsun. Biz bunu 81 ilde yapalım ve böylelikle iktidara hazırlanan bir siyasi parti olarak, Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi olarak 81 ilimizde iktidara hazırlık sürecimizde sorunları yerinde tespit edelim ve bunlara çözümleri vatandaşlarımızla birlikte üretelim. Amacımız budur ve bunun için “Ortak Akıl” dedik ve “Güçlü Şehir” adını koyduk.

Biz illerimize gitmeden önce illerimizin verilerini inceliyoruz. Ben Eskişehir’e üçüncü gelişimdir. Daha önce iki sefer gelişim mesleki faaliyetlerle alakalı olmuştu. Şimdi Fesih Başkanım “İki sefer gelmişsin de bizi hiç görmedin” demesin. Biz o zaman bir adliye ziyareti, mesleki faaliyet için gelmiştik. Siyasi bir çalışma olarak ilk defa geliyorum. Ancak gelmeden önce, bu programlarımıza gelmeden önce o ilin aslında biz bütün verilerini bir elimize alıyoruz. Eskişehir raporlarda nasıl gözüküyor? Bu şehrin tarım noktasındaki durumu nedir? Ekonomi noktasında durumu nedir? Sanayi noktasında durumu nedir? Bunlara bir bakıyoruz. Ondan sonra şehrimizi de bir nebze olsun tanımış oluyoruz. Bu raporlarla katılımcılardan alacağımız bilgiler tutuşuyor mu, onu da gözlemlemiş oluyoruz.

Eskişehir bir taraftan bir tarım şehridir. Gerçekten baktığınız zaman 24.000 kayıtlı çiftçinin olduğu, 5,5 milyon dekar tarım alanının olduğu, 3,4 milyon dekar mera alanının olduğu ki malum hayvancılık için çok önemlidir. Türkiye’de şeker pancarı üretiminin %7’sinin gerçekleştiği; gerçi Sosyal İşler Başkanımızla bugün kahvaltıda beraberken “Eskişehir’de şeker pancarını bitirdiler” dediler. Gerçekten de bitirmişler ama bitmiş hali de baktığınız zaman %7; bu iyi bir rakamdır. Demek ki zirve olduğu dönemde şeker pancarı noktasında Eskişehir ne haldeymiş, bunu da onun sözünden anlamış oluyoruz. Mısırda ülke üretiminin %6’sı, soğanda %6’sı; sebzecilik noktasında özellikle Sarıcakaya ve Mihalgazi bölgesi 500.000 tonun üzerine çıkmış bir üretim kapasitesiyle aslında Eskişehir’imizi bir tarım şehri olarak tanımlayabiliriz, ifade edebiliriz.

Eskişehir bu tarımsal üretimi yapıyor ancak burada eksik olan şey nedir? Artılarını koyalım, eksilerini de ortaya koyalım. Üretiyor ancak bu ürettiği ürünü maalesef işlemiyor. Üretiyor ama bunu markalaştıramıyor; verilerden, raporlardan bunu görüyoruz. Dolayısıyla bu üretimden arzu edilen katma değer maalesef ki ortaya çıkmıyor ve bundan dolayı ciddi bir gelir kaybı oluşuyor. Ekonomi noktasında baktığımızda 2026 yılı başı itibarıyla aylık 130 milyon dolar civarında bir ihracat var. Dolayısıyla Türkiye’nin önemli sanayi şehirlerinden bir tanesi olduğunu ifade edebiliriz. Malum biliyorsunuz ihracat noktasında çok sıkıntılar varken, birçok ilimizde ihracat rakamlarında düşüşler varken, Eskişehir’de bunun artış ortaya koyması önemli bir durumdur. Açılan firma sayısı, kapanan firma sayısından fazladır; bu da artı ve iyi bir durumdur. Ancak bir taraftan da bakıyoruz, karşılıksız çeklerde de ciddi bir artış vardır. Yani üretim var, evet doğru ama karşılıksız çeklerdeki sayının artışta olmuş olması demek finansal bir kırılganlığın Eskişehir’de yaşanıyor olduğunu gösteriyor.

Sanayide 1000'in üzerinde tesislerin olması da Eskişehir'in artılarından birisi olarak ifade edilebilir. Dolayısıyla bizim öngörümüz, şimdi sizlerden de dinleyeceğiz, Eskişehir bir tarım ve sanayi merkezi haline gelebilecek potansiyelde olan bir şehrimiz. Peki, yeni dönemde Eskişehir'in ne yapması lazım?

Sadece artık günümüzde üretmek yetmiyor, üretimin biçimi çok önemli bir hale gelmiş durumdadır. Yeni dönem aslında dijitalde dönüşümün yaşandığı, yeşil kalkınmanın gerçekleştirildiği, girişimciliğin önem arz ettiği ve insan odaklı büyümenin önem arz ettiği bir dönemdir kıymetli arkadaşlar. Evet, insan odaklı büyüme... Üretebilirsin, çok fazla gelir elde edebilirsin ama o şehrinde, o ülkende gelir dağılımında adaletsizlik varsa, bir kişiye 9, 9 kişiye bir pul düşüyorsa şairin ifade etmiş olduğu gibi burada insan odaklı bir büyümenin olduğunu maalesef ki söyleyemeyiz.

Bizim en önemli devlet düsturlarımızdan bir tanesi nedir? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Dolayısıyla günümüzde yarış, yani güçlü şehir olma, daha güçlü şehir olma yarışı aslında sadece üretimde değil üretimin biçimiyle alakalı olduğunu ifade edebiliriz. Dolayısıyla artık günümüzde daha az kaynakla daha çok üretim yapan, daha az enerjiyle daha verimli üreten, daha yüksek katma değer oluşturan şehirler aslında daha güçlü şehir olacaktır.

Bir diğer husus, ben bugün hızlı trenle geldim İstanbul'dan buraya. Geldiğimde hani kafamda hep şey vardı; Eskişehir bir üniversite şehri, hani gençlerin yoğun olduğu bir şehir olarak kafamda bir algı vardı. Gerçekten de trenden indiğim gibi gördüm. Gerçekten Eskişehir bir öğrenci şehri, bir gençlik merkezi olarak ifade edebiliriz. Dolayısıyla Eskişehir'in de en büyük gücü aslında insan kaynağıdır diyebiliriz. Bu şehir sadece öğrenciyi yetiştirip mezun eden değil, onları üretime katan, girişimciliğe yönlendiren ve teknolojiye yönlendiren bir şehir olması gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor.

Biraz önce insan unsurundan bahsettik ve il başkanımız çok güzel konulara burada temas ettiler, başlıkları ifade ettiler. Şimdi biz her gittiğimiz ilde şunu söylüyoruz: Bakın, insanı yaşat ki devlet yaşasın. Turgut Cansever'in biliyorsunuz kendisi çok önemli bir hem filozof da diyebiliriz yani bir felsefeci ve mimar, esas mesleği de mimarlık... Turgut Cansever'in bir sözü var. Diyor ki: "Şehirleri imar ederken nesilleri ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesiller imar ettiğiniz şehirleri harabe eder." Biraz tekerleme gibi zor söyleniyor Fevzi Başkanım, bir daha söyleyelim. Ne diyor? "Şehirleri imar ederken nesilleri yani gençleri ihya etmezseniz, yani onları maddi ve manevi olarak ihya etmezseniz o ihmal ettiğiniz nesiller gelir sizin o cansiperane her türlü fedakarlıkla oluşturmuş olduğunuz o güzel şehri maalesef ki harabe edebilirler."

Bu nokta en önemli hususlardan birisidir kıymetli katılımcılar. Biz bence, okuduğum raporlardan ve şimdi sizleri dinleyeceğim, sizlerden alacağım ifadeler de bu hedeflerin oluşmasında bir katkı sağlayacak ama şu an itibarıyla bence Eskişehir için hedef; tarımda verimlilikten katma değere geçiş, sanayide düşük teknolojiden yüksek teknolojiye geçiş, finansal yapının güçlendirilmesi, gençlerin üretime dahil edilmesi ve şehir ekonomisinin daha dirençli hale getirilmesi hususlarında Eskişehir'imizde yapılması gereken çok şey olduğunu düşünmekteyim. Hedefi bu şekilde koyabiliriz diyorum.

Tabii ki bu ekonomi, tarım, sanayi vesaire bunlardan bahsettikten sonra bizim önemli hususlardan bir tanesi de Eskişehir'in deprem bölgesi olması hasebiyle kentsel dönüşüm, depreme hazırlık ve bununla birlikte tüm şehirlerimizi adeta bitiren uyuşturucu meselesi ve maalesef ki Birleşmiş Milletler raporlarında da bu geçiyor, Türkiye çok ciddi bir su stresi yaşayan bir ülke... Bakın yarın Konya'da olacağım. Konya'da ciddi, aynı Eskişehir gibi ciddi, daha fazla belki Eskişehir'den su kıtlığı yaşayan bir bölge... 2050 yılına kadar çok ciddi problemlerin su noktasında problemlerin oluşabileceği ifade ediliyor. Raporlar bunu söylüyor. Ciddi obruk oluşumları var. Elhasıl şimdi biz sizi dinlemeye geldik. Bu konuları konuşacağız. Sizlerden isteğimiz her başlıkta ve biraz önce il başkanımızın ifade ettiği başlıklarda bize hem sorunları hem de çözüm ne olabilir, buna ilişkin sizlerden bilgilerinizi almak istiyoruz. Bunları da bir rapor haline getirip bunu gerek Meclis'te gündeme getirmek hem de parti politikalarımızın oluşturulması noktasında önemli bir doküman olması hasebiyle sizlerden bilgilerinizden istifade etmek istiyoruz diyorum. Bizi bu güzel ortamda bir araya getiren başta il başkanımız olmak üzere kıymetli il sosyal işler başkanımız ve tüm teşkilatımıza çok teşekkür etmek istiyorum."