Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz şu ifadeleri kullandı;
"Değerli basın mensupları, değerli hemşerilerimiz, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ne yazık ki ülkemizde gerçek anlamıyla bir bayram ya da kutlama havasında değil, bir hatırlatma ve mücadele günü olarak geçer. Siyasal tarihimizde bir gün yoktur ki herhangi bir gazetecimizin içeride olmadığı bir tabloyla karşılaşalım.
Bu acı gerçek; basın özgürlüğünün kağıt üzerinde kaldığını, düşünceyi, gerçeği ve halkın haber alma hakkını savunan gazetecilerin sistematik baskı altında tutulduğunu açıkça göstermektedir. Basın özgür değilse toplum da özgür değildir. Gazetecilik suç değildir, susturulamaz, kriminalize edilemez. Halkın adına soru soran, gerçeğin peşinden giden basın emekçileri demokrasinin ve ifade özgürlüğünün bizatihi kendisidir. Bu duygu ve düşüncelerle Çalışan Gazeteciler Günü'nüzü en içten dileklerimle kutluyorum.
SUSUZLUK KONUSU
Gürhan Albayrak bizi eleştirmiş. Kar ve yağmurla barajlar doluyor zaten. Şu an Eskişehir'de herhangi bir su sıkıntısı yok ama genel anlamda Türkiye'nin iklim krizinden kaynaklı olarak bir su sıkıntısının olabilme ihtimali hepimiz tarafından öngörülüyor. Bugüne kadar tedarik edildiği gibi mevcut imkanlarla bugünden sonra da tedarik edilecektir. Lakin hem iklim krizi anlamında hem buna ilişkin merkezi iktidarın genel su sorununu ve iklimle ilgili önümüzde karşılaşmamız muhtemel gelen sorunları çözmek adına yine bir zafiyet içinde olduğunu da görüyoruz. Bence burada belediye kadar merkezi iktidarın da, belediyelerimiz kadar merkezi iktidarın da bu soruna el atıp bu sorunu görmezden gelmeyerek ileriye dönük planlamaları ve buna ilişkin çalışmaları da bir an önce yapması gerekir diye düşünüyorum.
YILMAZ BÜYÜKERŞEN DAVASI
Bir avukat, bir hukukçu olarak ifade etmek isterim ki zaten ortada bir dava vardır. Yani savcı iddianameyle cezalandırılmasını istemiş ve bir yargı süreci başlamıştır. Bu yargı süreci devam ederken bir de mütalaa vermiştir. Yani iddia makamı, cezalandırılma istemiyle dosyayı mahkemeye gönderen iddia makamı, yine cezalandırılması istemiyle bir mütalaada bulunmuştur. Sanki ortada verilmiş bir mahkeme kararı varmış, sanki Yılmaz Büyükerşen Hocaya o dosya kapsamında bir ceza verilmiş gibi bir algı yürütülüyor. Bunu bir kere yerli yerine oturtmak lazım. Ortada dosya kapsamında ciddiye alınabilir aslında bir gelişme mevcut değildir. Ceza istenirken ceza istenmeye devam edilmiştir. Kararı mahkeme verecektir. Süreci takip ediyoruz. Bu Yılmaz Hocanın yalnız bırakılması gibi bir yorumla olmasını da açıkçası abesle iştigal olarak karşılıyoruz.
Yılmaz Büyükerşen hocamız yalnız değildir, sonuna kadar hepimiz yanındayız. Bunun neden çıkartıldığını, neden tartışma konusu yapıldığını da biliyoruz. Çok net olarak ifade ediyorum; kamuoyunda ince sitemler içeren, özellikle Kazım Başkanla Yılmaz Hocanın bir tartışması oldu. Buna ilişkin daha önce de açıklama yaptık. İddia ederek söylüyorum; böyle bir durum vuku bulur, bir cezalandırma cihetine gidilirse buna Kazım Kurt da çok ciddi şekilde tepkisini gösterir. Hiçbirimiz Yılmaz Hocanın tırnağına taş değsin istemeyiz. Yılmaz Hoca Eskişehir ile özdeşleşmiş, 25 yıldır bu şehre hizmet etmiş ve 25 yılın sonunda Eskişehir'de ve bütün Türkiye'de saygın bir konumda, Eskişehirlilerin gurur duyacağı bir konumda görevini bırakmış, hepimizin de gurur duymaya devam ettiği önemli bir siyasi figür ve aktördür. Böyle yargılamalar üzerinden onu yıpratmaya bugüne kadar kimsenin gücü yetmemiştir. Yılmaz Hoca ilk defa yargılanmamaktadır, belki son da olmayacaktır. Ama önemli olan halkın vicdanında, kamunun vicdanındaki yargılamadır. Bu hususta da Yılmaz Hocanın başı açık alnı diktir. Hepimiz de onun yanındayız.
Yargısal süreci bizzat ciddiyetle, hassasiyetle takip ediyoruz. Mütalaanın verilmesine de bir cevap vermeyi açıkçası hukuki cihette de siyasi cihette de konunun bu şekilde kamuoyuna gelmesi açısından da doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim. Ortada bir mahkeme kararı olmadığını, sadece bir mütalaa olduğunu, savcının cezalandırılma talebiyle mütalaa verdiğini, bunun da hukuki literatürde normal olduğunu, asıl olanın mahkemenin kararı olacağını söylemek isterim. Bu hususta Yılmaz Hoca hakkında daha önce de bir beraat kararı olduğunu, bu beraat kararına ilişkin yargısal süreç sonucunda bozmadan sonra yargılamanın devam ettiğini, hukuki öngörüm olarak da yargılama sonunda yine beraat edeceğini öngörerek bu husustaki açıklamayı yapmış olayım. Kamuoyuna bu şekilde gelmesini, sanki bir ceza cihetine gidilmiş gibi Yılmaz Hocanın yıpratılmaya çalışılmasını, bizzat konunun kamuoyunda bu şekilde tartışılmasını doğru bulmadığımı da bir hukukçu olarak, hukuki literatürde ifade etmek istiyorum.