CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım şu ifadeleri kullandı:

“Asıl soru şu: Belediyeler neden taşınmaz satmak zorunda bırakılıyor. AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç’un açıklaması ne yazık ki ekonomik gerçekleri görmezden gelen, Tepebaşı Belediyesi’nin hizmetlerini değersizleştirmeye çalışan klasik bir algı siyasetidir.

Öncelikle şunu açıkça ifade edelim. Tepebaşı Belediyesi’nin taşınmaz satışları keyfi, gizli ya da hesapsız işlemler değildir. Bu satışlar belediye meclisi kararları, yasal mevzuat ve kamu denetimi çerçevesinde yapılmaktadır. Elde edilen kaynaklar da belediye bütçesine girerek yine Tepebaşı halkına hizmet olarak dönmektedir. Eğer ortada kamu zararına, usulsüzlüğe ya da hukuka aykırı bir durum olduğunu iddia ediyorsanız, sosyal medya cümleleriyle değil, belgeyle konuşacaksınız.

Bugün asıl sorulması gereken soru şudur. Belediyeler neden taşınmaz satmak zorunda bırakılıyor?

Çünkü Türkiye’de yerel yönetimler ağır bir ekonomik baskı altındadır. Merkezi iktidarın ekonomi politikaları nedeniyle belediyelerin maliyetleri her geçen gün artmakta, akaryakıttan elektriğe, doğalgazdan asfalta, personel giderlerinden temel hizmet maliyetlerine kadar bütün kalemler katlanarak büyümektedir.

Sayın Tunç’un “Ne yeni bir eser, ne kalıcı bir hizmet, ne de vatandaşın hayatına dokunan bir yatırım var” sözleri ise Tepebaşı’nın son 27 yılda geçirdiği dönüşümü bilmemekten ya da bilerek görmezden gelmekten başka bir şey değildir. Bunu söylemek bile ayıptır.

Tepebaşı’nın dününü hatırlayan herkes çok iyi bilir. Bu ilçede bir spor sahası bile yoktu, sosyal yaşam alanları bir elin parmaklarını dahi geçmiyordu, mahallelerin altyapısı yoktu. Akşam saatlerinde Şirintepe’de, Çamlıca’da, hatta Bağlar’da bile sokaklar sessizleşir, kent yaşamı erkenden biterdi.

Bugün ise Tepebaşı’nda başınızı nereye çevirseniz Ahmet Ataç’ın sosyal belediyecilik anlayışının izlerini görürsünüz. Belde evlerinde kadınların, çocuk merkezlerinde çocukların, gençlik merkezlerinde gençlerin, Alzheimer konukevlerinde yaşlıların, spor alanlarında 7’den 70’e tüm Eskişehirlilerin, kültür sanat merkezlerinde yurttaşların hayatına dokunan bir belediyecilik modeli vardır.

Tepebaşı bugün yalnızca binalarla değil, insanın hayatına değen, mahalleyi canlandıran, kente kimlik kazandıran hizmetlerle büyümüştür. O kadar büyümüştür ki dünyada ilk küresel model olarak gösterilmiştir. Tepebaşı Belediyesi dünyada küresel model olarak gösterilen bir belediyedir. İşte belki de AKP’lilerin hazmedemediği tam olarak budur. Nasıl durduracaklarını bilemedikleri için kamuoyunu yanıltmak, algı siyaseti yapmak, Bizans oyunları oynamak en iyi yaptıkları iştir. Mesele, Sayın Tunç’un göstermeye çalıştığı gibi “satıyorlar ama hizmet etmiyorlar” meselesi değildir.

Gerçek şudur. Tepebaşı Belediyesi, merkezi iktidarın belediyeler üzerinde yarattığı ekonomik baskıya rağmen hizmet üretmeye devam etmektedir.

AKP temsilcilerinin önce şu gerçeği görmesi gerekir. Bu ülkede belediyeleri ekonomik olarak sıkıştıran, maliyetleri her gün artıran, halkı da yerel yönetimleri de yoksullaştıran düzenin sorumlusu CHP’li belediyeler değil, yıllardır ülkeyi yöneten merkezi iktidardır.

“Kamu hassasiyeti” dersi vermeye çalışanların önce kendi iktidarları döneminde satılan fabrikaların, limanların, arazilerin, kamu kurumlarının ve Cumhuriyetin birikimlerinin hesabını vermesi gerekir.

Tepebaşı Belediyesi elindeki olanakları halk için kullanmaktadır. Kaynak üretiyor, hizmeti sürdürüyor, sosyal belediyecilikten vazgeçmiyor. Sayın Tunç’a tavsiyemiz şudur. Tepebaşı Belediyesi’ni karalamak yerine, belediyeleri taşınmaz satmak zorunda bırakan ekonomik düzeni sorgulayın. Hizmeti hedef almak yerine, yerel yönetimlerin kaynaklarını eriten merkezi politikaları konuşun. Eskişehir gerçeği görüyor. Tepebaşı halkı da kimin algıyla, kimin hizmetle konuştuğunu çok iyi biliyor."