ESKİŞEHİR HABER

Tevfik Yıldırım'dan Serhat Tunç'a yanıt; "Siyasi polemik yaratma çabası"

Tevfik Yıldırım, Sayıştay raporları üzerinden Tepebaşı Belediyesi hakkında yapılan açıklamalara ilişkin hukuki çerçevede değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Av. Tevfik Yıldırım şu ifadeleri kullandı;

"Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve Sayıştay raporları üzerinden yürütülen tartışmalar, hukuki zeminden kopuk, siyasi amaçlarla yönlendirilen ve kamuoyunu yanıltmayı hedefleyen bir noktaya taşınmıştır. Özellikle AKP Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç tarafından dile getirilen açıklamalar; denetim sürecinin kapsamı ve sınırları göz ardı edilerek, kesinleşmemiş bulgular üzerinden algı yaratmaya yönelik, hukuki temelden yoksun beyanlardır.

Öncelikle açıkça vurgulamak gerekir ki Sayıştay raporları, siyasi tartışmaların malzemesi yapılamaz. Sayıştay denetimleri; idarenin mali işlemlerinin ve faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu değerlendirmeye yönelik teknik ve idari süreçlerdir. Yargı aşaması tamamlanmamış, kesinlik kazanmamış denetim bulguları üzerinden suçlama yöneltilmesi; masumiyet karinesine ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır.

Tepebaşı Belediyesi’ni hedef alan bu söylemler; kamu yararını esas alan bir yaklaşımı yansıtmadığı gibi, Tepebaşı halkının gerçek ve öncelikli sorunlarına çözüm üretme iddiası da taşımamaktadır. Aksine, ülke genelinde derinleşen ekonomik krizin ve merkezi yönetimin yanlış politikalarının sonuçlarının yerel yönetimler üzerinden perdeleme çabası olduğu görülmektedir.

Ülkemizin en ağır ekonomik dönemlerinden birinden geçildiği bu süreçte; asgari ücretlilerin, emeklilerin ve esnafın içine sürüklendiği yoksulluk tablosu görmezden gelinirken, merkezi yönetimin “tasarruf” gerekçesiyle belediyelerin mali olanaklarını daraltan uygulamalarına sessiz kalanların bugün kamu yararı söylemiyle ortaya çıkması inandırıcı değildir.

Tepebaşı Belediyesi; sosyal belediyecilik anlayışı, üretimi ve paylaşımı önceleyen politikaları, dayanışmayı güçlendiren uygulamaları ve en zor ekonomik koşullarda dahi halkının yanında duran hizmet anlayışıyla, uzun yıllardır Türkiye genelinde örnek gösterilen bir yerel yönetim olmuştur.

Mevzuat hükümleri açıktır. İdarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak ya da fiilen kullanılamaz hale getirecek biçimde denetim yapılması hukuken mümkün değildir. Buna rağmen denetim sürecinde idarenin takdir yetkisinin fiilen askıya alınmaya çalışılması, denetimin hukuki sınırlarının aşıldığına ilişkin ciddi kuşkular doğurmaktadır.

1994 yılında kurulan Tepebaşı Belediyesi, bugüne dek girdiği tüm denetimlerden hukuka uygunluk çerçevesinde çıkmıştır. Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Ataç ve görev yapan hiçbir kamu görevlisi hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı, kamu zararı tespiti ya da kişisel sorumluluğa dayalı bir borç yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Beş dönemdir Tepebaşı halkının güvenini kazanarak görev yapan bir belediye başkanının ve yıllardır aynı kurumsal sorumluluk anlayışıyla çalışan deneyimli kamu görevlilerinin, hukuki dayanaktan yoksun iddialarla zan altında bırakılması kabul edilemezdir. Bu tutumun gerekçesini ve amacını kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyoruz.

İş bu siyasi polemik peşinde koşanlar açısından gelinen noktada dağ fare doğurmuştur. Beklenti içerisinde oldukları hiçbir somut ve kesinleşmiş sonuç ortaya çıkmamış; aynı iddialar, yeni ve bağlayıcı bir hukuki tespit bulunmaksızın, sonuçsuz kaldığı halde sürekli biçimde gündemde tutulmaya çalışılmıştır.

Hukuki denetime, şeffaflığa ve hesap verebilirliğe olan bağlılığımız tartışmasızdır. Ancak hukukun araç haline getirilmesine, yetki sınırlarının aşılmasına ve siyasi saiklerle yürütülen algı operasyonlarına karşı da sessiz kalmamız beklenmemelidir.

Tepebaşı Belediyesi ve Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Ataç, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuka uygunluk, şeffaflık ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda görevini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

Tepebaşı Belediyesi’nin 2024 yılına ait mali rapor ve tabloları incelendiğinde; Sayıştay raporunun “Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular” bölümünde belirtilen sınırlı alanlar dışında, mali tabloların tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bu durum, kamuoyuna yansıtılmak istenen karalama söylemlerinin aksine, mali tabloların genel güvenilirliğini teyit eden resmi bir değerlendirmedir.

Kamuoyunu yanıltmaya ve kurumları yıpratmaya yönelik bu tür girişimler, hukuki bir sonuç üretmekten uzak olup siyasi polemik yaratma çabasından öteye geçmemektedir."