CHP Lideri Özgür Özel'i ziyaret eden Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan şu ifadeleri kullandı;
"Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu üyelerimizle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'i bir dayanışma ziyaretinde bulunmak istedik.
Bu dayanışma ziyaretini çok önemsiyorum çünkü Türkiye maalesef hukuk devleti ilkesinden hızla uzaklaşılan bir süreci yaşıyor ve hukukun üstünlüğü ilkesinin artık tamamen üstünlerin hukukuna dönüştüğü bir iklimin içerisine hızla sürükleniyor. Aslında çok uzun zamandır, özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarının Can Atalay ve Tayfun Kahraman lehinde verilen kararların uygulanmaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmaması Türkiye'yi hukuk devleti çizgisinden uzaklaştırmakla birlikte, özellikle İstanbul'da seçilmiş belediye başkanlarına dönük operasyonlar, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlaliyle birlikte aynı zamanda seçme ve seçilme hakkını da ihlal eden yargısal uygulamalar, soruşturma süreçlerindeki ağır hak ihlalleri, masumiyet karinesinin yok sayılması, lekelenmeme haklarının tamamen ihlal, kişilerin itiraflara, etkin pişmanlıklara zorlanarak aslında ceza hukukunun temel prensiplerinin tamamen yok sayıldığı soruşturma süreçlerinin yürütülmesi ve maalesef bu süreçlerin kovuşturma aşamasında da adil yargılanma hakkı ihlalleriyle aynen devam etmesi gibi çok olumsuz bir tablonun içerisindeyiz.
Bu olumsuz tablo, çok üzülerek ifade etmeliyim ki maalesef yargı eliyle siyasetin dizayn edilme çabasını tüm Türkiye'ye göstermektedir ve kamuoyunda da hukuka olan güveni tamamen yok etmektedir. Bizler temel hak ve özgürlüklerimizin korunması konusunda yargıya güvenmek durumundayken maalesef yargının bu hak ve özgürlükleri bizzat sınırlandırdığı bir iklimin içerisinde yaşıyoruz ve şimdi buna Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan Cumhuriyet Halk Partisi'ne yargı eliyle müdahale süreci eklendi. Bakın bu süreç, bizim hukuksal tartışmalarla değerlendirebileceğimiz bir süreç değil.
Seçim siyasetinin, seçim hukukunun uygulanması, seçim kurullarının denetleme ve gözetleme kurulları olarak görev yaptığı kurultaylarla ilgili olarak asliye mahkemelerinin görevli olması vesair gibi tartışmaların çok daha ötesinde bir soruna dikkat çekmek istiyorum.
Bu partinin seçilmiş delegelerinin kendi oylarıyla belirledikleri genel başkanlarını artık yargı eliyle başkalarının belirleyebileceğine ilişkin bir algıyı ortaya koymak istiyorlar. Bu aslında çok partili demokrasinin sonu demektir. Bu demokratik sistemin dibine dinamit koymakla eş değer bir süreçtir. Buna bu ülkede demokrasiye inanan, hukuka inanan, cumhuriyete inanan herkesin ama herkesin hangi görüşten olursa olsun karşı çıkması en temel sorumluluğudur. Biz o sorumluluğumuzu yerine getirmek üzere bugün buradayık. Biz bu ülkenin evlatlarıyız ve bu ülke sahipsiz değil. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin en önemli siyasi kurumlarından birisidir ve onun genel başkanını da bu partiye gönül vermiş insanlar seçerler. Biz o nedenle bu yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi çabasına karşı her zaman olduğu gibi demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün yanında olacağımızı tekrar ifade etmek üzere bugün buraya geldik ve Sayın Genel Başkanımızla da bu görüşlerimizi paylaştık."