Odunpazarı Belediyesi YENİ Parti Meclis Üyesi Uğur Yıldız şu ifadeleri kullandı;

"Kurşunlu Külliyesinin kapısına gittiğimizde haksız ve hukuksuz olan tahliye işleminin yapılmayacağına, bu yanlış karardan dönüleceğine dair içimizde bir umut taşıyorduk. Şehrimizin kültürel, sosyal ve tarihi hayatı için son derece önemli olan bu külliyenin karanlığa gömülmeyeceğine, devlet aklının galip geleceğine, adaletin bu sefer tecelli edeceğine ve şehrimize bu kötülüğün yapılmayacağını düşünüyorduk.

Ama 2024 yerel seçimleri sırasında söylenen bir cümlenin karşımızda duvar gibi durduğunu, o söze hizmet eden bir bürokrasi yapısı içerisinde üzerimize gelindiğini, aslında bu talimatın seçim çalışmaları sırasında bir kere verildiğini ve geri alınmadığını, ancak da siyasi hedefleri olan bürokratların bu emre uyarak vazifelerini yerine getirdiklerini gördük.

O cümleyi bir kere daha hatırlarsak aynen şu sözleri söylemişti: Bir gerçeği sizlere şu anda söylüyorum. Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa, o şehre herhangi bir şey gelmez, Hatay'a geldi mi, Hatay şu anda garip kaldı.

Bu cümleler bizden olmayana hizmet etmiyoruz demenin bir itirafıydı. O gün vatandaş oyla tehdit edilmiş, hizaya getirilmeye çalışılmış, AKP'li yöneticilere ve bürokratlara da açıkça gereğini yapın emri verilmişti.

Geçen günde yaşadığımız bu sözlerle yapılması istenenlere paraleldir. Verilen tahliye kararının siyasi olmaktan başka hiçbir yanı yoktur. Silkeleme, çalıştırmama ve alan daraltma politikaları her gün, her fırsatta devam etmektedir.

Bizim Odunpazarı Belediyemizle beraber Beyoğlu, İstanbul Büyükşehir, İzmir ve Bursa büyükşehir belediyeleriyle Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında yaşanan bu uyuşmazlıkların siyasi saikle ortaya çıkarıldığını biliyor ve görüyoruz. Eğer bunun aksı söyleniyorsa, yok öyle değil deniyorsa, AKP yönetimindeki belediyelerin kullandığı vakıflara ait taşınmazlarda böyle tahliye kararları alınıp alınmadığını, tahsis şartlarına aykırı kullanılan yerlerin boşaltılıp boşaltılmadığını, kaç yerde tahsis şartına aykırı kullanım tespit edildiğini ve ne gibi işlemler yapıldığını öğrenmek istiyoruz.

Biz bunların kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanmasını, birinci ağızdan cevaplanmasını istiyoruz. Çünkü bunları basından öğrenemiyoruz. Habere, haber yapma ve haber alma özgürlüğüne konan sansürlerden bu konularla ilgili haberlere erişim engeli getirilmesinden dolayı bunların vakıflar tarafından açıklanmasını bekliyoruz.

Bu süreç içerisinde yaşanan başka bir hususa değinecek olursak, Adalet ve Kalkınma Partisi Eskişehir İl Başkanının açıklamalarını ve mecliste sözcü konumunda bulunan Berkeme'yi okuttuğu metni büyük bir hayret ve üzüntüyle dinledik. Mülkiyet hakkı üzerinden vakıfları ile belediyemiz arasındaki ilişkiyi basit bir kiralama gibi düşünmesini, külliyenin kullanım konusunu basit bir konut kiralamasıyla karşılaştırmasını şaşkınlıkla dinledik.

Toplanan kira ve ödenen kirayı belediyenin orada yaptığı hizmetleri dışarıda bırakarak anlatmasını ve hesabı buna göre yapmasını utaranak dinledik. İl başkanının yaptığı hesap iş bilmemezlik hesabıdır. Bu hesap hizmet etmeyi unutmuş, ranta odaklamış zihniyetin hesabıdır. Bu hesap Eskişehir'den vazgeçmiş, Eskişehir'i yönetemeyeceğini bilenlerin en son 15 sene evvel belediye yönetmişlerin hesabıdır.

Bu hesap size bir şey olmayacak diye külliye esnafını kandırmaya çalışan, dükkanlarına giden yolları kapatan, çok değil, az bir zaman sonra işlerini azaltarak zarar ettirip dükkanlarını kapatmak zorunda bırakacakları esnafa kurdukları tuzak hesabıdır.

Bu hesap geçim derdinde olmayanların, iş yerlerini kaybetme korkusu yaşamayanların, evinde çorba nasıl kaynadı kaygısını taşımayanların hesabıdır. Bu hesap Odunpazarı Belediyesinden aldıkları yerleri harabeye çeviren, parktan anneleri kovan, yine milletin parkında habercilerin üzerine yürüyenlerin hesabıdır.

Ve gelinen noktada külliye Odunpazarı Belediyesinin, Odunpazarı esnafının Eskişehir halkından alınmış, kapatılmış ve karanlığa gömülmüştür. Bu talih şu anda ülkemizin nasıl ve ne biçimde yönetildiğinin resmidir.

Bir hususta maalesef demek istiyorum, bunu da yine üzülerek söylüyorum. Bu şehir için karar alan, yönetimde bulunan ve söyleyecek sözleri olan Adalet ve Kalkınma Partili siyasetçiler maalesef içlerinde bulundukları siyasi yapının adalet anlayışıyla hareket etmiş, Eskişehir'in bir yöneticisi ve vatandaş olmanın üzerlerine yüklediği sorumlulukla talebin karşısında duramamış ve çözüm üretememişler.

Ankara'da oturan bakanı, Kütahya'daki bürokratı buraya hiç gelmeyen birini eşimi ama Eskişehir içinde Adalet ve Kalkınma Partili bir yönetici meclisimizden bir meclis üyesi acaba gidip orada bir esnafı, külliye içinde bulunan bir kiracıyı dinlemedi mi? Buradaki tüm müzeler kapatılıyor ama siz yerinizde kalacaksınız dediğinde ne cevap aldın? Oranın temizliği, bakımı ve asayişi ile ilgili bir plan paylaştı mı?

Sayın başkanım, herkesin her şeyi bildiği ama her şeyden habersiz gibi davrandığı bir sürecin sonunda külliye kapandı ve bölge karanlığa gömüldü. Demek ki bu topraklarda milletin daha çekeceği çile varmış. Bugün kapısına kilit vursa da, ışıkları sönse de, biz külliyeden ve hakkımızı savunmaktan vazgeçmiyor, haksızlığın karşısında durmaya devam ediyoruz."