ESKİŞEHİR HABER

Utku Çakırözer Sincan Cezaevi'nde tutukluları ziyaret etti

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Sincan Cezaevi'nde ziyaret ettiği tutukluların aktardığı iddiaları kamuoyuyla paylaştı.

Abone Ol

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında tutuklanan isimleri Sincan Cezaevi'nde ziyaret etti. Çakırözer, aralarında TEMA gönüllüleri, akademisyen, avukat, gazeteci ve sivil toplum temsilcilerinin bulunduğu tutuklularla yaptığı görüşmelerin ardından cezaevinde kendisine aktarılan açıklamaları kamuoyuyla paylaştı.

Açıklamaya göre, NATO Zirvesi öncesinde "eylem yapma ihtimali" ve "örgütlerle ilişki" iddiaları gerekçe gösterilerek düzenlenen operasyonlarda gazeteciler, avukatlar, akademisyenler, dernek üyeleri ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı, birçok kişi ise tutuklandı. Utku Çakırözer, Sincan Cezaevi'nde TEMA gönüllüleri Birgül Öztekin, Gülbanu Yürür ve Selçuk Tuğrul Körüklü'nün yanı sıra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, gazeteci Yıldız Tar, Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukat Semra Demir ile Halkevleri GYK üyesi Hediye Doğan Yıldırım'ı ziyaret etti.

Cezaevi çıkışında açıklama yapan Utku Çakırözer, "NATO zirvesi bahanesiyle hiçbir suçu olmayan insanları potansiyel protestocu diye sabaha karşı kapıları kırıp, evleri basıp tutuklamışlar. Sadece toprağı ve doğayı savunan TEMA gönüllüsünden, on yıllarını eğitime vermiş hocalara, hak arayan avukattan, dernek üyesine yüzlerce insan hiçbir ilgileri olmayan örgütlerle suçlayıp cezaevine koydular. Bu akıl dışı tutuklamalar kabul edilemez. Hukuksuzca zindanda tutulan bu insanlar derhal serbest bırakılmalı." ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Emel Memiş ise cezaevindeki koşullara ilişkin açıklamasında, "17 yıldır gururla ders verdiğim Mülkiye'deki öğrencilerimden ve meslektaşlarımdan koğuşuma destek mektupları yağıyor. Uluslararası İktisatçılar Kongresi ile Uluslararası Feminist Ekonomistler Derneği gibi dünyanın saygın kurumlarından da cezaevine dayanışma mektupları ulaştı. Eşit bir yaşam ve doğa sevdası için verdiğim haklı mücadelenin, böylesi bir hukuksuzlukla ödüllendirileceğini asla tahmin edemezdim. 6 kişilik koğuşta 12 kişi kalıyoruz. Kalabalık nedeniyle yerde yatmak zorunda kalan, aynı yatakta iki kişi uyuyan arkadaşlarımız var. Bu haksızlıklar karşısında geleceğe olan umudumuzu koruyoruz." dedi.

TEMA gönüllüsü Gülbanu Yürür de, "Ben 64 yaşındayım. Tam 20 yıl boyunca Başbakanlık Teftiş Kurulu'nda bu devlete onurumla, gururumla hizmet verdim. Yıllarca devlete hizmet ettikten sonra bugün böylesine ağır bir şekilde, 'terörle' suçlanmak bana çok ağır geliyor. Bizim siyasetle, yasa dışı yapılarla hiçbir alakamız yok. Ben TEMA gönüllüsüyüm. Emeklilik sonrası kendimi tamamen doğaya adadım. Sorguda önümüze hiç bilmediğim, adını dahi aklımda tutamadığım örgüt isimleri konuldu ve bunlar bize soruldu. Kemiklerimde deformasyon var ve sağlık durumum nedeniyle dışarıda sürekli tıbbi takip altındaydım." ifadelerini kullandı.

Bir diğer TEMA gönüllüsü Birgül Öztekin ise, "Ben 65 yaşındayım ve bu ülkeye tam 30 yıl boyunca İngilizce öğretmeni olarak hizmet ettim. 2012 yılında emekli olduğum günden bu yana da TEMA gönüllüsü olarak çalışıyorum. Okul okul gezerek çocuklara ağaç sevgisini, doğayı korumayı, toprak sevgisini anlatıyorum. Bizim tek derdimiz budur. Yaşadıklarımıza bir anlam veremiyoruz. Bir an önce bu hukuksuzluğun bitmesini bekliyoruz." diye konuştu.

Halkevleri GYK Üyesi Hediye Doğan Yıldırım da evine gece saatlerinde operasyon düzenlendiğini belirterek, "Gece saat 03.30'da evimiz çok sayıda jandarma tarafından basıldı. Hayatım boyunca hiç bilmediğim, adını dahi duymadığım TKP/ML adlı bir örgüte üye olmakla suçlanıyorum. Kronik rahatsızlıkları olan 63 yaşında bir kadınım. Hastalıklarım nedeniyle günde bazen 4, bazen 7 farklı ilaç kullanmak zorundayım. Eşim şu an tedavi görüyor. Onun bakımını evde oğlumla birlikte ben yapıyorum. Hiçbir ilgimizin, bilgimizin olmadığı yapılarla bizi ilişkilendirmek istiyorlar. Bunu asla kabul etmiyoruz. Biz sadece bu ülkenin eşit, özgür ve demokratik bir ülke olmasını istiyoruz." dedi.

Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukat Semra Demir ise cezaevindeki koşulları anlatarak, "Cezaevinde, en temel hakkımız olan habere ulaşma hakkımız engelleniyor. Bize gazete verilmiyor, radyo verilmiyor. Dışarıda ne olup bittiğinden tamamen habersiziz. Kimimizi Ethem Sarısülük anmasında, kimimizi Gezi'de, kimimizi 8 Mart'ta veya 1 Mayıs'ta, kimimizi ise Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile madencilerin haklı eylemlerine destek verirken fotoğraflayıp fişlemişler. O görüntülerden bizi 'potansiyel protestocu' belirlemişler. 'Bunlar yarın NATO'yu da protesto eder' diye tamamen hukuka aykırı bir şekilde 'önleyici tutuklama' yapıyorlar. Evlerimizin kapıları kırılarak içeri girildi, ailelerimiz yerlere yatırılarak ters kelepçe takıldı. Benimle aynı koğuşta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nden bir anne ve kızı birlikte tutuklu bulunuyor. Böyle insafsızlık olmaz." ifadelerini kullandı.

TEMA gönüllüsü ve akademisyen Selçuk Tuğrul Körüklü de, "Benim hayatım botanik. TEMA gönüllülerini gezdirdim, istekleri üzerine Nallıhan'a gittik, bozkır endemik bitkilerini gördük, inceledik. 27 yıldır öğretim görevlisiyim. Ankara Üniversitesi Herbaryumu Sorumlusuyum. Evimize sabah 05.00'te jandarmalar geldi, ne olduğunu anlamadım, polisi aradım. Nezarete gittiğimde TEMA'cıları görünce anladım. TKP/ML üyesi olmakla suçlanıyorum. Bunun açılımını bile bilmiyorum. Astım hastayım. Günde 6 ilaç alıyorum." dedi.

Gazeteci Yıldız Tar ise gözaltı ve tutuklanma sürecini anlatarak, "Sabaha karşı baskın yaptılar. Nezarette ifadem alınırken ellerinde hiçbir şey yoktu. Sadece kimlik bilgilerimi sordular. Başka soracak soru bulamayınca jandarma savcıyı aradı. Az sonra muhtemelen Google'dan buldukları iki soru geldi. Birinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı Aile Yılı'nı eleştirdiğimiz bir söyleşiyi sordular, diğerinde de 'soy ismin niye Tar' diye sordular. Sonra da TKP/ML üyesi diye tutukladılar." ifadelerini kullandı.