ESKİŞEHİR HABER

Yavuz Ağıralioğlu: "Hayalini kurduğum Türkiye için alın terini dökeceğim"

Yavuz Ağıralioğlu yaptığı konuşmada siyaset, hukuk, ekonomi ve CHP’ye yönelik tartışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı;

"Şimdi artık yaşlanma hattına geldik. Bizim hayatımızın idealizme adanmış 35 yılının içerisinde devletin hazinesini doldurmak vardı. Memleketin duasına konu olacak bolluk berekete imkan olmak, çocuklarımızın hayali olmak, üretimi planlamak, eğitimi planlamak, adaleti ayağa kaldırmak, memleketi abad etmek, bir masal ülkesini inşa etmek hissemize düşseydi biz bu kadar asabı bozuk adamlar olmazdık. Bu olmayınca ne oluyor biliyor musunuz? İcraatınız yok, devlet edemiyorsunuz, hükümet edemiyorsunuz, icraatta bulunamıyorsunuz. Kitaplarda yazdığınız güzel güzel, hikmetli işlerin eserini veremeyince bu sefer kendi arkadaşlarınıza sarıyorsunuz. Kavga ediyorsunuz. Asabı bozuk, canı sıkkın adamlar oluyorsunuz.

Cumhuriyet Halk Partisi değil, bütün muhalefetin asabı bozuk. Ben şimdi parti kurunca bunu daha çok, daha net gördüm. Sebebi şu. Asabı bozuk seçmenin, insanların asabı bozuk. İş adamına diyorsunuz ki işler nasıl. Kahırlı herkes. İnsanlara nasılsın diyemiyorsun. Memleketin geleceği ile ilgili ümidiniz var mı diyorsun, bir felaket tellalı dinliyorsun. Çocuklara denk geliyorsun, diyorsun ki nasılsınız. Umudumuz yok diyorlar. İş adamına denk geliyorsun, diyorsun ki berbat durumdayız. Herkesin asabı bozulmuş. Asabı bozuk toplum haline gelince siyasetçilerin de asabı bozuluyor. Dolayısıyla ben birkaç şeyi bir arada yapmaya çalışıyorum. Bir taraftan siyasetin güvenilebilir bir liman haline gelmesini istiyorum. Diğer taraftan muhalif kanalları seyrederseniz memleket berbat oldu. Hükümet kanalını izlerseniz abad oldu. Ne abad oldu ne berbat oldu, sadece kötü yönetiliyoruz. Bir tarafa bakarsanız maaş veremeyecek durumdayız, battık, bitti, yandık, memlekette yirmi beş yıldır hiçbir şey olmuyor deniyor. Bunun sonu şuraya gidiyor. Bu 24 yıldır memlekette hiçbir şey olmayan bir partiye millet oy veriyor. Millete de hakaret ediliyor. Memlekette iyi şeyler de oluyor. Kıymetli şeyler de oluyor. Bir tarafa bakarsanız da memlekette hiç kötü bir şey yok, abad oldu, uçuyoruz deniyor. Uçmuyoruz. Ne uçuyoruz ne göçüyoruz, kötü yönetiliyoruz. Sadece daha iyi yönetilsek bugün karşı karşıya olduğumuz sorunları yaşamayacaktık. Siyasetçilerin şunu bilmesi lazım. Siz bir şey deniyorsunuz. Sizin bu denedikleriniz insanların yirmi beş yıllık birikimini götürüyor. Sen bir şey deniyorsun. Ben bir kur korumalı mevduatı deneyeyim diyorsun. Biz sizin deneme tahtanız mıyız? Sen bir şey deniyorsun, yirmi yıllık birikimini götürüyorsun. İnsanlar bir daha o birikimi ele geçirene kadar çalışıyorlar, ölüyorlar. Yani sizin deneme maliyetlerinize insanlar hem birikim kaybediyorlar hem de hayatlarının son demlerini iyi geçirmek istedikleri sevdikleriyle hiç görüşemeden, toparlamaya çalışırken ölüyorlar. O yüzden şöyle bir şeyden bahsediyoruz. Memleketi toparlayacağız, siyaseti toparlayacağız, insanların hissiyatını toparlayacağız. Yaka paça olmadan siyaset konuşacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi neden kavgalı sorusunun cevabı bu işte. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi de eskiden asabı bozuktu. Rövanş duygusundan şimdi memleketin ne kadar hasar aldığını görüyor musunuz? Ben çektim siz de çekin mantığı vardı. Tayyip Bey'i en çok millet ne zaman sevdi? Bazı belediye başkanlarımız var, böyle sosyal mecraya görüntüleri düşüyor, esnaf ziyaretleri düşüyor. Niçin onlar seviliyorlar? Ne diyorlardı. Biz insanları nasıl seviyoruz mesela. Ortalamamızı söylüyorum. Biz insanları nasıl seviyoruz? Mesela şöyle sevdiğimiz biri var mı? Çok iyi bölüyor, harika. Harika kızıyor, öyle bir kızıyor ki, bir bağırıyor ki bana, çok seviyorum ben bunu diyen var mı? Çok kalp kırıyor, ben en çok bunu seviyorum diyen var mı? Çok anlayışsız, ben şimdiye kadar bunun kadar anlayışsız bir adam görmedim, bayılıyorum buna diyen var mı? Yok. Tayyip Bey'i, siyaseti, siyasetçileri en çok ne zaman sevdiler? Empati duygusu yüksekken sevdiler. Kendine oy vermeyenlerin hukukunu gözetirken sevdiler. Kendi hasımlarına adalet vaat ederken sevdiler. Kendi düşmanları gördüklerine hikmetle davranırken sevdiler. Kalbi yumuşakken, sözü yumuşakken, yüzü tebessümlüyken sevdiler. Biz abus çehreli insanları seviyor muyuz? Canı sıkkın adamları seviyor muyuz? Ne kadar güzel, acayip kızıyor, gerçekten bunu çok seviyorum diyen var mı? Çok öfkeli bir adam, bayılıyorum buna diyen var mı? Yok. Bizim milletimiz tebessüm edeni sever, nezaket edeni sever, merhamet edeni sever. O yüzden ben şuna bakıyorum. Siyasetin vazifesi de budur. Cumhuriyet Halk Partililerin asabı bozuk. Biraz alınganlık eder misiniz hükümet olarak, bu milletin asabı niye bozuk, bu millet bize niye canı sıkkın, çocuklarımız niye küskün diye düşünmek lazım.

Şu anda hali vakti yerinde olanlar da şikayet ediyor. Son 25 yılda kazanacağını kazanmış olan da şikayetçi. Şimdi oraya geldik. Artık bu şikayetin konusunu ve muhasebesini yapmak zamanı geldi. Nedir bu? Ben şimdi basın toplantılarında konuşuyorum. Diyorum ki, Sayın Cumhurbaşkanının devri iktidarında hudutsuz, limitsiz imkanlarla para kazananlar dahi mutsuzlar. Onlar dahi paralarını velinimet bildikleri Cumhurbaşkanımızın yönettiği ülkede tutmuyorlar. İstatistiklerden takip etsinler, net hata noksandan takip etsinler. Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla zengin olabilmiş, onun verdiği işlerle para biriktirebilmiş, hatırı sayılır servet sahibi olmuş insanlar Cumhurbaşkanımıza ve vizyonuna vefa göstermiyorlar. Seninle kazandık, bu ülkede tutalım demiyorlar. Kendi kazandıkları parayı velinimet saydıkları Cumhurbaşkanımızın ülkesi diye bildikleri yerde tutmuyorlar. En çok kızdıkları ülkelere götürüp paralarını yatırıyorlar. Parayı kazanmışsınız ama mutlu değilsiniz. Para sizde ama mutlu değilsiniz. İşiniz var ama mutlu değilsiniz. İmkanlarınız var ama mutlu değilsiniz. Ülkede hukuk falan yok duygusunun en çok siz hissedeni olmalısınız ki paranızı bu ülkede tutmaya güvenmiyorsunuz. Demek ki ülkeyi ne güvenli hale getirmiş ne mutlu hale getirmiş hukuk. Hukukun olmadığı memleketlerde paranız da olsa mutlu olamıyorsunuz, imkanınız da olsa huzurlu olamıyorsunuz. Adalet lazım.

Cumhuriyet Halk Partisi arınmalı mı sorusuna gelirsek, bu arınma parantezine ben hatırı sayılır laflar ettim. Devlet Beyimiz hediye etti Türk siyasetine bunu yine. Onun hediyeleri üzerinden ben alanı çok genişletmeyi çok seviyorum. Herkes arınsın. Herkes arınsın. Ben alanı genişletiyorum. Güzel, aşıklar atışması gibi yani. Devlet Beyimiz bize hikmetli hikmetli şeyler söylüyor, ben onu genişletiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi arınmalı ama şaşırıp hükümet de arınır yani. Herkes arınsın. Herkes arınsın rüşvetten, yolsuzluktan, torpilden, iltimastan, israftan. Arınalım hukuksuzluktan, eğitimde muhtevasızlıktan, bu sokaklarımızın güvensizliğinden arınalım, sınırlarda arınalım. Hadi buyurun arınma konuşalım. 24 yıllık kudretli iktidarın da arınmasını konuşalım. Hadi bismillah başlayalım. Herkes kendinden, kendinizden başlayın derler ya, buyurun başlayalım. Arınalım, hep beraber arınalım. Siyaset ilkesizlikten arınsın. Bir seçimi Öcalan'a söverek kazanıp, öbür seçimi Öcalan'ı överek kazanmayalım, arınalım. İlkesizlikten arınalım mesela. Tasarrufla başlayıp israfla bitmiş, tevazuyla başlamış kibirle bitmiş durumlardan, kibirden arınalım, israftan arınalım.

Kamuda lale yönetimde sülale dönemi diye bir paranteze girdiler, lale döneminden sonra ikinci dönemimiz Allah'ın izniyle yani. Bir arınalım bürokraside, bu arada Cumhuriyet Halk Partisi de arınsın. Bu arada Cumhuriyet Halk Partisi arınmasın mı? Arınsın, herkes arınsın, hepimiz arınmalıyız. Tasavvuf arınsın, tarikatlarımız arınsın, cemaatler arınsın, devlet arınsın, arınalım. Biz Türk milleti olarak arınalım. Buna kim mihmandarlık etsin? Aslında yöneticilerimiz mihmandarlık etsin. Yani Türk siyasetinin ümit ufkunda 24 senedir duran, memleketi abad etme sözü olan, biz adaletle ülkeyi kalkındıracağız diyen meşalemiz olsun, arındırsın bizi o zaman.

Siyasette Kemal Bey'in istinat edeceği bir ahlaki yer arama hassasiyeti onun için meşru bir istektir. Bir şey diyeceksiniz, buradaki varlığınızın bir şeye istinat etmesi lazım, bir şeye dayanması lazım. Arındıracağım hassasiyetini karşılık bulduğunuz yere kadar taşıyabilirsiniz. Neden arındıracaksınız siz? Kirlilikten, yolsuzluktan, hırsızlıktan, ahlaksızlıktan. Bunlardan arındıracaksınız. Bunu yapmak için size bu yolu açan hukuksuzluktan da arınmayı düşünüyor musunuz? Normalde temiz niyetlerle vasıtaların ahenkli olması lazım. Bak hikmetli bir söz söyleyeyim, böyle tasavvuf sohbetine dönsün. Kâbe'ye gitmek niyetiyle Amerika'ya giden uçağa binerseniz, benim niyetim çok halis deseniz bile niyetinizin halisliğine rağmen Kâbe'ye gidemezsiniz.

Niyetlerinizi de vasıtalarınızı da uyumlu hale getireceksiniz. Niyetiniz temizse, niyetiniz temizse kurtarmıyor sizi. Hukuk arındıracak, adalet arındıracak.

Zaten buna diyoruz ki bu Türkiye'de arınma dediğiniz şeyi, seçmen iradesini de siyasetin sopa olarak kullanıldığı, yargının sopaya dönüştürüldüğü şeyden arındıracaksınız. Demokrasiyi de arındıracaksınız, hukuku da aslında siyasetten arındıracaksınız. Şimdi bir taraftan diyorsunuz ki Kemal Bey, sen bu CHP'yi arındır. Bunu yaparken de siz siyaseti kirleterek yapıyorsunuz bunu, yargıyı kirleterek yapıyorsunuz. Yahut yargıyı gölgede bırakarak yapıyorsunuz. Dolayısıyla ben bu mevzuda böyle genel geçer birtakım ithamları CHP'ye parantezleyip kenara çekilmeyi doğru bulmadığım için söylüyorum. Yani burada mevzu şu; mutlak butlan kararını yanlış buluyoruz. Yüksek Seçim Kurulu kararlarının boşa düşmesini demokrasimiz ve millet iradesi anlamında çok hasarlı ve ayıp görüyoruz. Bu arada ahlaki olarak sorgulanması gereken, ceza hukukunun konusu olan bütün rüşvet, yolsuzluk, suiistimal ne varsa hepsinin sonuna kadar takip edilmesini istiyoruz. Bunu sadece CHP için değil, her parti için istiyoruz, her parti için. Belediye başkanlarının birtakım tehditlerle ayartılıp, önce içeri alınacaklar diye tehdit edilip sonra kendilerine geçince pürpak hale gelmesini doğru bulmuyoruz. AK Parti ismini şöyle kullansın istemiyoruz; bize gelen aklanır. Böyle istemiyoruz. Özlem Çerçioğlu'na yapılan ortada, Burcu Köksal ortada. Ben anamızın sütü falan bilmem, ben şunu bilirim.

Ben hükümet taşlamaya çalışmıyorum. Bir ilke hattında duruyorum. Ben milletin olabildiği kadar nezaketini muhafaza ederek, ilkesinden ayrılmama hassasiyetiyle, önünde ona hizmet etme yemini olan evladıyım. Ben böyle hükümeti utandırmaya falan çalışmıyorum. Diyorum ki; yahu, 2026 yılındayız, koca bir milletiz, koca bir devletiz. Bak, sululuk kaldıracak durumda değiliz. Sizin büyükşehir belediye başkanlarınızdan yedi tanesine el çektirdiniz, yargıladığınız bir tane belediye başkanınız yoksa siz milletinize dönüp "Biz CHP'yi arındırmaya çalışıyoruz" diyemezsiniz kardeşim, diyemezsiniz. 24 yıldır ülkeyi yönetiyorsanız, yönettiğiniz ülkede yolsuzluk diye bir kriteri uluslararası standartlarda siz aldığınız yerden aşağılara doğru taşımışsanız, bu kriterlere uygun bir sorgulamanın bir tane AK Partili öznesi yoksa Allah'ın kuluna inandıramazsınız.

Peygamber kızı Fatıma olsa emri, sizin konuşmalarınızda, kürsülerinizde zenginlik olsun diye dilinize düşüreceğiniz bir şey değildir. Dönün kendinize bakın. Ben sizin hakkınızı, hukukunuzu savunurum diyorum. Şöyle savunurum; yedi tane büyükşehir belediye başkanınızı siz kendi iradenizle demişsiniz ki bunları ayırıyoruz, yolsuzluk yaptılar diye. Bir tanesine hesap sormadınız, bir tanesine. O zaman siz demiş oluyorsunuz ki AK Parti'ye gelenler yahut AK Parti'de olanlar, yahut AK Parti'de yolsuzlukla suçlananlar, yolsuzluk kastıyla dinlenebiliyorlar. Muhalefette olunca dinlenmeniz Silivri'de oluyor yahut hapislerde oluyor, iktidara geçince makamlarda dinleniyorsunuz. Makamlarda dinlenemeyenlerin evlatları bakanlıklarda dinleniyor. Bak, bu sululuk kaldıracak durumda değiliz derken kastettiğim şey bu.

Siyaset ilkeyle yapılır. Tayyip Bey'in mesuliyeti şudur; millet onu şu yüzden iktidara getirmiştir. Yaşadıklarını yaşatma bize, gördüklerini gösterme bize, evlatların rencide edilmişse başkalarının evladını rencide etme, sen şiir okudun diye zindana girmişsen kimse fikrinden dolayı zindana girmesin, partin kapatılmışsa parti kapatma, yolun kesilmişse yol kesme, sana parmak sallanmışsa kimseye parmak sallama, sana kızılmışsa sen kimseye kızma. Cumhurbaşkanımız biraz yanlış anlamış olabilir mi milletin mesajını? Başına gelen her şeyi milletin başına getirdi gibi bir şey mi çıkardı acaba buradan?

O yüzden Tayyip Bey'in vazifesi, AK Parti'nin vazifesi şu; ahlaklı olarak vadettiği şeyleri tutması lazım. Benim burada şöyle yapma, ben senin soruların beni mecbur etmeye çalıştığı yeri görüyorum ama problem şu.

Niyetini sorgulamıyorum. Sadece anlıyorum ki şöyle yapmam lazım. Bir orta yol bulmalıyız. Yani şahısları konuşmadan hukuku, partileri konuşmadan Türk siyasetinin önümüzdeki dönem ufkunu konuşmalıyız biz, konuşabilmeliyiz.

Şu anda Türk siyasetinin en mühim sorunu ne biliyor musunuz? Hiçbir meselesini konuşamıyor. Avantaj kolluyorlar. Siyasette o yüzden başta bir şey söyledim, sizin kalbinize emanet ediyorum bunu. Ben arkadaşlarımla beraber burada duruyorum. Ben aslan gibi siyaset yapıyorum, bak, sırtlan gibi değil. Sırtlan şu; CHP bölünsün bana ne düşerse, CHP'ye yargı, bana ne, yargıda hukukta bir boşluk varmış, ne halleri varsa görsünler, yesinler birbirlerini. Böyle "yesinler birbirlerini" diyerek ülke yönetilmez, böyle siyaset yapılmaz.

Bak ben nasıl yapıyorum biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partisi'ne yekparelik diliyorum, AK Parti'ye istikamet diliyorum, Milliyetçi Hareket Partisi'ne vakar diliyorum. Bütün bunların hakkında ben burada şöyle duruyorum, bak aslan gibi duruyorum. Diyorum ki ben şöyle bir Türkiye hayali kuruyorum arkadaşlarımla. Bu hayalini kurduğum Türkiye alın terini dökeceğim. Yekpare durun, sizin kalbinize talibim. Böyle siyaset yapıyorum.

Millet bekliyor ki ora yıkılsın, bura dağılsın, bura bana ne, oradan bana ne. Böyle siyaset yapılmaz. O yüzden.