Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı;
"Uluslararası bir savaş kapımızdaydı, savaş sınırımızdaydı. Uzun yıllar bölgede istikrarsızlığın en çok tehlike oluşturduğu ülke olduğumuz için savaşın, sürecin, bölgenin ve dünyanın gittiği yere dair hem Anahtar Parti'nin hem Türkiye'nin yapmak zorunda oldukları vardı.
Biliyorsunuz, İran savaşı bu kadar hengameye, bu kadar kuralsızlığa rağmen çatışma durdu, çatışma durduruldu, ateşkes yapıldı. 10-15 gün mola verildi değerlendirmelerinin arasında yine birtakım fiili uygulamalarla bizi bir oldu bittiyle karşı karşıya bıraktı. Lübnan hariç diyenlerin Lübnan operasyonları, efendim Hizbullah'ın henüz teyit edilmemiş yeni liderine suikast yapıldı diye birtakım bilgiler... NATO'dan Amerika Birleşik Devletleri'nin terörle mücadele koordinatörünün açıklamalarına istinaden birtakım yeni değerlendirmeler ve Türkiye'nin pozisyonuyla alakalı söylenmesi gereken şeyler var.
Birincisi şudur; sürecin başından itibaren çatışmanın dışında kalabilmeyi başarabilmek kıymetlidir Türkiye açısından. Bölgede bu kadar sıcak savaşın, kuralsızlığın bölgeyi huzursuz ettiği zamanlarda Türkiye'nin çatışmaların dışında tutulabilmesi kıymetlidir. Lakin Türkiye bir bölge ülkesidir. Türkiye dünyaya bozulan dengede oyun kurucu olarak yeni düzen ve yeni denge teklif edebilecek bir rol üstlenmelidir. Bölgede İstanbul, dünyanın bozulan dengesine yeni denge teklif etme inisiyatifimizin merkezi haline getirilmelidir, getirilmeliydi. "Dünya 5’ten büyüktür" diyen makul ve haysiyetli bir çıkışın dünyayı altüst eden azgınlığa, keyfiliğe çok daha gür ve güçlü seslerle itiraz edebilmesi gerekir. "Dünya 5'ten büyüktür" diyen ve bunu demeye hakkı olan bir devletin, bir milletin devlet başkanlığı, millet başkanlığı adına söylenen sözlerin peşinden Amerika Birleşik Devletleri'nde 7-8 milyon kişinin "Kral istemiyoruz" diye bağırabildiği; efendim İspanya'nın "İsrail'in azgınlığına kurban gidecek dünya değildir bu dünya" diye itiraz edebildiği; İtalya'nın "Hava sahamızı kullandırmayacağız bu keyfiliğe" diye vicdanen bir yerde hizalanabildiği; İngiltere'nin "Bu savaş bizim savaşımız değildir" diye ikaz edebildiği; Almanya'nın "Biz bu kuralsızlık içerisinde var olmak istemiyoruz" diye konumlanabildiği yerde Türkiye, sesini sadece savaşın dışında kalmak istikametinde değil, bu dünyadaki hakim büyük vicdanın sözcüsü, öncüsü olabilmek noktasına taşıyabilmeliydi.
Biz Amerika Birleşik Devletleri'nde şöyle bir şeyi görmüş olduk bu son keyfi kural tanımazlığın içerisinde. İnsanlığın gözlerinin içine baka baka hukuk tanımazlığın, kural tanımazlığın, keyfiliğin, "istediğimi yaparım" keyfiliğinin, tek adamlığın, güçlü olunca her şeyi yapabilme zannının dünyayı ne kadar huzursuz hale getirdiğini; bir devletin kurumsal kapasitesini ne kadar aşındırdığını; isterseniz dünya gücü de olsanız bu keyfiliğin diplomasinizi ne hale getirdiği; Amerikan diplomasisini kastediyorum; bu keyfiliğin NATO'yu ne hale getirdiği, uluslararası hukuku ne kadar bozduğu, uluslararası huzuru ne kadar altüst ettiğini görmüş olduk.
İran'ın 41 devlet görevlisi, devlet başkanı da dahil öldürülmüş olmasına rağmen kurumsal devlet kapasitesinin ne kadar önemli olduğunu da görmüş olduk. Yani kurtarıcı liderlikten kurtarıcı kurumsal devlete. Kurtarıcı liderlikten "o olmazsa şu olmazsa bu olmazsa" diye insanlara bağlı hale getirilen sistemlerden kim gelirse gelsin, kim giderse gitsin varlığını idame ettirebilecek kurumsal devlet varlığının ne kadar ehemmiyetli olduğunu görmüş olduk. İkaz ediyorum, siyasetin pratiğini kendilerine, siyasetin imkanlarını kendi maharetlerine bağlayan yönetimi ikaz ediyorum. AK Parti kurmaylarını, AK Parti'yi ikaz ediyorum, ihtar ediyorum. "Biz olmazsak ne olacaksınız" demek devletinizi kötü yönetiyorsunuz demektir. "Tayyip Erdoğan olmazsa yıkılırız" demek devletinizin büyüklüğüne itimatsızlık demektir. Kim giderse gelsin, kim gelirse gelsin Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılamaz. Çünkü devlet kapasitesi vardır. 1000 yıllardır bu topraklardayız. Bizi bu topraklarda şahıslar değil; aklımız, kurumlarımız, devlet etme kapasitemiz ayakta tutuyor diyebilmeniz gerekir. Bu kadar yıldır hükümet edip sonra bizi kendi şahsınıza, varlığınıza, hayatınıza bağlı hale getirmeniz vazifelerinizi doğru yapamadığınız anlamına gelmektedir.
Trump'ta muhasebesini yapmak zorunda olduğumuz şey budur. Kocaman bir devlettir Amerika Birleşik Devletleri ama oyuncak olmuş gitmiştir. Yalap şap diplomasiye sebep olmuş, her dediklerini ertesi günü tekzip edecekleri, bir gün öyle deyip bir gün böyle diyecekleri, hiçbir attıkları imzaya, hiçbir bağlı oldukları kurala riayet etmeyeceklerine dair bir keyfilikle hem Amerika'nın hem bölgenin hem NATO'nun hem Orta Doğu'nun hem de insanlığın huzurunu kaçırmışlardır. Öngörülebilir bir dünya teklif ediyor Anahtar Parti. Öngörülebilir bir dünyada hem insanlığa çalışabilir, çatışmaları engelleyebilir, barışı sağlayabilir; hem güvenlik konseptini çatışmalar olmadan engelleyebilir bir vizyon teklif ediyor Anahtar Parti hem de bunun meşalesi olacak bir yönetim mahareti teklif ediyor. Dolayısıyla Türkiye güçlü hale gelmelidir. Güçlü hale gelebilecek Türkiye'nin güç standartları belirlidir. "Efendim savaş bizi teğet geçti, kriz bizi teğet geçti" diye teselli siyasetinden vazgeçilmeli; savaşları engellemek, krizlere rağmen güçle, kudretle ayakta kalabilecek bir yönetim mahareti sergilenmelidir. Buralar ıskalanmıştır. Türkiye, dünyanın türbülansa girdiği, ciddi bir çatışma iklimine doğduğumuz, NATO'nun tartışıldığı, NATO'nun Amerika Birleşik Devletleri'nin elinde oyuncak olma tehlikesinin olduğu bir zamanda, NATO'nun güney kanadını besleyen, NATO'nun güney kanadında attığı bütün imzalara harfiyen yerine getirerek vazifelerini yapabilen bir ülke Amerika Birleşik Devletleri'nin keyfiliğince zora sokulmuştur. Parasını verdiğimiz F-35'ler bize verilmemiş, modernizasyon anlamında anlaşmalarını yaptığımız silahlar bize teslim edilememiş; bölgemizde bizim güvenlik endişelerimizi büyütecek şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin düşmanlarına tırlar dolusu silahlar verilmiştir. Güney kanadını beklediğimiz yerde güney kanadı tehlikeye sokulmuş, Akdeniz'de Mavi Vatan'da varlığımızı, menfaatlerimizi tehlikeye sokacak şımarıklıkla ödüllerle destekler sağlanmıştır. Adalarda ve Yunanistan'daki üslenme, mevzilenme heveslerinin hepsini gördük, gözümüzün önünde bunlar yapılmıştır. Şimdi birtakım değerlendirmelerin içerisinde konuşulan şey şudur; efendim bölgede Amerika Birleşik Devletleri'nin önümüzdeki dönem politik varlığı Türkiye ile NATO üyesi olduğu için çatışamayacağını bildiği için, Türkiye'yi NATO'dan çıkaramayacakları için kendilerinin NATO'dan çıkacağına dair birtakım değerlendirmeler yapılmaktadır.
Biz, olanı biteni gözleyen, olana bitene konumlanabilen, yapması gerektiği her şeyi yapabilmek için elinde imkânı olan bir ülkeyiz. Güçlü siyasete, güçlü devlet yönetimi nezaret etmelidir. Güçlü siyaset güçlü devleti, cephe siyaseti bütün bir memleketi tek cephe yapabilme imkânını oluşturabilmelidir. Memleketinizi yöneteceksiniz, 85 milyonu bir arada tutabilecek bir yönetim mahareti sergileyeceksiniz.
İran'da tartışmalar vardı. Savaştan önce tartışmalar rejim değişikliği diye konumlanan Amerika'nın İsrail'in azgınlığına konu oluyordu. Savaştan İran tek cephe olabilmeyi başarabilmiştir. Tartışmalara rağmen İran lider kadrosunun tamamına suikast edilmesine rağmen İran, rejim değişikliği de dâhil sürecin içerisinde savaştan şu an itibarıyla moral olarak üstün çıkan taraf hâline gelmiştir. Herkes yalapşap açıklama yapıp efendim aslında biz terbiye ettik, Hürmüz Boğazı'nın açılmasını sağladık diyorlar. Hürmüz Boğazı siz saldırmadan da zaten açıktı. Zaten açıktı.
Uranyum zenginleştirme diye daha önce yaptığınız azgınlık, İran'dan önce yaptığınız azgınlık Irak'ta yaptığınızdı. İran'da yaptığınızın aynısını Irak'ta yaptınız. Irak'ta 35 senedir, 36 senedir rehabilitasyonu sağlayamıyorsunuz. Dolayısıyla sizin keyfîliğinizi, sizin kural tanımazlığınızı, sizin kendi attığınız imzalara uymamışlığınızın bedelini insanlığa böyle ödetemezsiniz.
Türkiye, İspanya'dan yükselen sesleri duydu, İtalya'dan yükselen sesleri duydu, İngiltere'nin söylediğini duydu, bölgede olanları gördü. Pakistan'a, Hindistan'a yaptırmaya, Afganistan'a yaptırmaya heves ettiklerinizi gördü. Bu dünya çatışmasında Türkiye kendisine rolü şöyle almak zorundadır: Biz insanlıktan tarafız, biz düzenden tarafız, biz kuraldan tarafız. Biz keyfîliğe karşı nizamdan tarafız. Biz tek adam keyfîliğine karşı uluslararası hukukun çalışabildiği bir düzenden tarafız. Dolayısıyla Türkiye tarafını haktan, hukuktan, nizamdan, düzenden tarafa seçmek zorundadır.
Efendim "Dünya 5'ten büyüktür." diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendisine mektup krizi yaşadığımız için söylüyorum, bütün dünyanın aptallık etme diye Trump'a bağırdığı bir hengâmede Trump'a bu uğradığı hakareti, maruz kaldığı istiskali iade etmesini beklerdim. Yani Trump'a "Aptallık etme, insanlığın sesini duy." deme hakkı vardı. Tayyip Bey'in bu hakkını ıskaladığını düşünüyorum."