ESKİŞEHİR HABER

Ali Özçelik: "Bağımsız Maden-İş bizim kardeş sendikamızdır"

Nakliyat-İş Sendikası Şube Başkanı Ali Özçelik, 1 Mayıs sürecine dair eleştirilerini sıralayarak sendikal tutumlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Abone Ol

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Nakliyat-İş Sendikası Eskişehir Anadolu Şube Başkanı Ali Özçelik şu ifadeleri kullandı;

"Türkiye genelinde ve başta Eskişehir olmak üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu, emeklilerin sorunları, doğa alanlarının katledilmesi gibi konularda sessiz kalınmasıdır. Yine kastettiğimiz Türk-İş Konfederasyonu aslında, bunu da açıkça söylemekte bir beis görmüyoruz. İşçi sınıfının hafızası çok da basit bir hafıza değil aslında. Biraz geçmişe dönüp baktığımızda Uzel Makine işçilerinin bir tazminat mücadelesi olmuştu. Bunlar Türk-İş’e bağlı üyelerdi. Yine çok yakın bir zamanda, hemen akabinde Real Market işçilerinin mücadelesi yaşandı. Türk-İş üyesi olmalarına rağmen yaşanan bir mağduriyet söz konusuydu. Çok yakın zamanda sizlerin de beraber dâhil olduğumuz Migros depo işçileri de yine Türk-İş üyesiydi. Herkesin son süreçte aslında diline pelesenk ettiği Doruk Maden işçileri de yine Türk-İş’e bağlı üyelerdi.

Bizim tam olarak karşı çıktığımız şey DİSK olarak bir yıl boyunca ya da Türkiye genelinde ve Eskişehir’de emeklilerle ilgili, kendi üyeleriyle ilgili, işçi sınıfının çıkarlarıyla ilgili tek bir söz söylemeyen, tek bir harekette bulunmayan, tek bir açıklama yapmayan ya da gereğini yapmayan bir anlayışın 1 Mayıs’ta, 1 Mayıs’ın öznesi hâline getirilmesini kabul etmiyoruz. Tam olarak karşı çıktığımız şey budur, tertip komitesine de eleştirimiz budur. Dolayısıyla 1 Mayıs elbette ki hiç kimsenin tekelinde olan bir gün değildir. 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Ancak burada bir ayrımın olması gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla alanlarda olan, mücadele eden, sendika olmanın gereğini yapan ya da halk örgütü, dernek olmanın gereğini yapan herkesle 1 Mayıslarda en güçlü bir şekilde, en birleşik bir şekilde birlikte olmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki 1 Mayıs’ı da bu şekilde organize etmeyi düşünüyoruz.

Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen maden işçilerine de DİSK olarak sessiz kaldığımız yönünde eleştiriler var. Biz demokratik yapılarız. Yani DİSK yönetimi eleştirilemez diye bir anlayışımız yok. Elbette ki DİSK yönetimi de eleştirilebilir. DİSK’e bağlı 11 sendikamızın bir dayanışma eylemi oldu zaten, biz de oralarda bulunduk. Ama burada herkes şu işi kaçırıyor: DİSK neden Doruk Maden işçilerine ziyarete gitmedi diye konunun özünden uzaklaşıyoruz. Doruk Maden işçileri Türkiye Maden-İş üyesiydi arkadaşlar. 2 yıl önce biz buradaki bütün heyetle Mihalıççık’ta arkadaşları ziyarete gitmiştik. Dayanışma ziyaretine gitmiştik ve destek açıklaması yapmıştık. Yine o dönemde de aslında maden işçileri kendilerini madene kilitlemişlerdi ve Türk-İş Genel Başkanı gelip onları oradan çıkartmıştı.

Ancak Ankara’ya yürüyen işçiler Türk-İş üyesi işçiler değil ki; Bağımsız Maden-İş üyesi işçiler. Türk-İş ile bir alakaları yok. Hatta sendika bile değiller, eylem yapanlar Ankara'da. Yok, yok, yani son dönemde Türkiye Maden-İş üyesi olmayabilirler ama bu işin başlangıç noktasından itibaren biz oraya da gittik ve işçi arkadaşlarla da görüştük. Bu arkadaşlar Türkiye Maden-İş üyesiydi ancak sahip çıkılmadığı için bir arayış içerisinde Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğüyle mücadele ettiler. Elbette ki Bağımsız Maden-İş bizim kardeş sendikamızdır. Her anlamda görüşüyoruz ve irtibat hâlindeyiz. Onların başarıları hepimizin yüreğine aslında su serpmiş oldu. Umarım bu başarıların devamı tüm sektörlerde gelir.

DİSK olarak genel tutumumuz 1 Mayıs’ın en güçlü şekilde, en birleşik ve kalabalık kitlelerle kutlanması yönünde bir ilkemiz var; yaklaşımımız bu yöndedir. Ancak tertip komitesinin ilk oluştuğu andan itibaren, az önce söylediğimiz konulardan kaynaklı, bu işin dörtlü üzerinden yani DİSK, KESK, TMMOB ve Tabip Odası üzerinden yürümesi gerektiğini ve tertip komitesinin bu dörtlü tarafından organize edilmesi gerektiğini söylemiştik. Bununla ilgili tartışmalarımız ya da ayrışmalarımız vardı. Daha sonra arkadaşlarımız bu işin bizim hassasiyetlerimiz çizgisinde olumlu sonuçlanacağı konusunda güvence vermişlerdi. Bu şekilde aslında biz tekrar özveride bulunduk, fedakârlıkta bulunup ortak ve birleşik bir 1 Mayıs’ın gerçekleşmesiyle ilgili sorumluluk almıştık. Ancak dediğim gibi tertip komitesindeki diğer örgütlerimiz maalesef bu hassasiyetlerimizi çok anlayamadılar ya da biz anlatamadık. Bundan dolayı böyle bir sorun yaşandı."