Kanal 26 ekranlarında konuşan Anahtar Parti Eskişehir İl Başkanı Çağlar Ölce şu ifadeleri kullandı:
“Enflasyon meselesi şu. Şimdi 100 liraya aldığım bir şey haftaya 150 lira oluyorsa burada bir enflasyon, bir hareket var demektir. Fakat 100 liraya aldığım şey 120 lira oluyorsa enflasyonun hızı düşmüştür. Ama hala fiyat hareketleri devam ediyordur.
Yani bu oranlar açıklandığı zaman vatandaşta öyle bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Yine iletişim dilinden bahsediyorum. İşte enflasyon düşüyor, fiyatlar düşüyor gibi bir algı oluşturuluyor. Hayır, fiyatlar yine artıyor, sadece artış hızı yavaşlıyor.
Mehmet Şimşek geldiğinde enflasyonu yüzde 38 seviyesinde devraldı. Ondan sonra bir anda yüzde 80 gibi rakamlara çıktı, zirve dönemi yaşandı. Şu an yüzde 30'lara düştüğünü varsayalım, yuvarlak hesap.
Sayın Mehmet Şimşek'in yerine Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'ndeki birinci sınıf öğrencisini getirsek, vallahi daha başarılı olurdu. Yani Mehmet Şimşek şu an bir başarıdan bahsedemez.
Çünkü yüzde 38 olan enflasyon yüzde 80'e çıkıyor. Yüzde 80'den sanki yüzde 30'a indirmiş gibi, aşağı doğru eğimli grafikler üzerinden bir başarı hikayesi anlatamaz.
Vatandaş, eline geçen aylık sabit gelirinin alım gücünün ne kadar hızlı azaldığını hemen bir sonraki ay markete çıktığında, pazara gittiğinde, kasaptan gıda ürünlerini aldığında, elektriğini, doğalgazını ve kirasını ödediğinde fark ediyor.
Bizim yaratılıştan gelen bazı ihtiyaçlarımız var. Beslenme, barınma, sağlık. Vatandaş artık bu temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geliyor.
Onun haricinde kültür ve sanat etkinlikleri var. Vatandaş bunları da kendisine çok görmesin. Bırakın temel ihtiyaçlarını, bir de kültür ve sanat ihtiyaçları var. Tiyatrosu var, sineması var, tatili var. İnsanların ihtiyaçları var.
Dünya bir köy haline geldi. Teknolojimiz gelişti. İnsanların artık kendilerine de bazı şeyleri hak görmesi lazım.
Vatandaş diyor ki 'Bizim zamanımızda tatil mi vardı, bizim zamanımızda sinema mı vardı, bizim zamanımızda tiyatro mu vardı?' Evet, yoktu belki ama bugün var.
O yüzden devlet sizden vergi alıyor. Herhangi bir kamu kurumunda işlem yaptığınızda harç alıyor veya bir cezai müeyyideye maruz kalıyorsunuz. Devletin sizin vergilerinizden elde ettiği bir gelir var. Bunun karşılığında vatandaşın da bazı şeyleri artık kendisine hak görmesi gerekiyor.
'Bizim zamanımızda şunlar mı vardı, bizim zamanımızda bunlar mı vardı?' diyerek hayatın getirdiği imkanları küçümsememesi lazım.
Üretimi artırmadan enflasyonla mücadele etme şansınız yok. Bu sadece sanayide değil. Sanayide üretimi artıracaksınız, esnafımızın üretimini artıracaksınız, çiftçimizin üretimini artıracaksınız.
Teknoloji altyapısı üzerine çalışan çok genç insanlarımız var. Onların üretim kapasitelerini artıracaksınız ki ancak o zaman enflasyonu baskılayabilirsiniz. Enflasyonun artış hızını ancak o zaman kontrol altına alabilirsiniz.
Şimdi döviz kurlarından dolayı sanayimiz çok muzdarip. Fabrikalar kapanıyor. Organize Sanayi Bölgesi'ne gidin, İmişehir bölgesine gidin. Fabrikaların çoğunun üzerinde satılık veya kiralık tabelaları var.
Sanayicimiz artık konkordato ilan eder hale geldi. Tıkandı, tükendi, bitti sanayicimiz.
Aynı şekilde çiftçimiz de öyle. Şu an Türkiye'de üreten herkes cezalandırılır pozisyonda. Üretimi artırmadan, dediğim gibi, enflasyonu baskılayamazsınız.
Döviz kurlarının hareket etmesi halinde sanayicinin ürettiği malı değerlendirebileceği bir denge var. Sanayici, ürettiği mal iç piyasaya fazla geliyorsa dış piyasaya satar. Orta Asya'ya satar, Afrika ülkelerine satar, Avrupa'ya satar. Oradan döviz girişi olur.
Dövizi yine baskılarsınız. Azalan şeyin fiyatı artar, bollaşan şeyin fiyatı azalır veya sabit hale gelir.
Yani üretim arttığı zaman, iç piyasanın talebinden fazla üretim yapılması konusunda hiçbir korku yaşanmaz. Bizim sanayicimiz kalitelidir, sanayicimiz kabiliyetlidir. Yurt dışında kendisine çok rahatlıkla bir pazar bulabilir.”





