ESKİŞEHİR HABER

Fesih Bingöl Eskişehir'de herkesin konuştuğu sıkıntılı yıkım sürecini değerlendirdi

Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl, yıkım süreçlerinde teknik kurallara uyulmadığını ve yetkili firmaların işi taşeronlara bıraktığını söyledi.

Abone Ol

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl şu ifadeleri kullandı;

"Ben Türkiye’yi dolaşıyorum. Bazı yerlerde kentsel dönüşüm ve kentsel yenileme yapılması gerekiyor. Buna ihtiyaç var. Ekonomik ömrünü doldurmuş binaların yıkılıp yeniden yapılması gerekiyor. Ancak bu süreçte hem tekniğin önerdiği yöntemler hem de çevreye zarar vermemek açısından Türkiye’de çeşitli usuller geliştirildi. Bu şekilde yapılmalı.

Şunu da belirtmek isterim: Bu binanın ön kısmı, caddeye bakan bölümü, brandayla kapatılmak yerine çelik güvenlik kolonlarıyla çevrilerek tamamen kontrol altına alınabilirdi. Ayrıca binanın üzerine küçük bir kepçe yerleştirilir. Bu kepçe vinçle kaldırılır ve bina parça parça, çok düşük seviyede, çevreye toz bile vermeden yavaş yavaş yıkılır. Bu sırada sürekli sulama yapılır. Bu işlem bir günde tamamlanabilir. Sekiz katlı bir bina bir günde yıkılabilir.

Yıkım tamamlandıktan sonra bölgede sadece bir gün trafik kapatılabilir. Trafiğin kapatılması zaten gerekli. Öndeki çelik güvenlik bariyerleri yavaş yavaş kaldırılır. Birkaç araç ve kepçeyle, çevreye fazla zarar vermeden enkaz taşınabilir. Bu yöntem uygulanabilirdi ancak burada maalesef teknolojiye uygun hareket edilmedi. Belediyeler de bu duruma müdahale etmedi, oysa etmeleri gerekirdi. Bu şekilde farklı sorunlar ortaya çıkabilirdi. Neyse ki ciddi bir sorun yaşanmadı.

Sonuç olarak bu işin usul ve esasları Bakanlık tarafından belirlendi. Yıkımı yapacak firmalar da Bakanlık tarafından seçildi. Bu firmaların gerekli ekipmanlara sahip olması gerekiyor. Ankara ve İstanbul merkezli bazı firmalar bu yetkiyi aldı ve ciddi bir makine parkına sahipler. Ancak işi kendileri yapmak yerine taşeronlara verdiler. Asıl işi yapması gerekenler büyük payı alırken, uygulama kısmı yeterli teknolojiye ve ekipmana sahip olmayan kişilere bırakıldı.

Eskişehir’in kentsel yenileme ve dönüşüme ihtiyacı var. Bu tür lokal yıkımlar yapılacaksa, bu işi yapma ruhsatı ve belgesi olan firmalarla çalışılmalı. Eğer süreç bu şekilde yürütülseydi, bu sorunlar yaşanmazdı.

Biz bir yerde yapı denetim hizmeti yürütürken beton dökümü yapılıyordu. Beton pompasının başlığından çıkan yüksek basınç nedeniyle beton, yan binanın duvarına savruldu ve bina bir anda çöktü. İçeride bulunan iki kişi yaralandı. İnsanların evinde uyurken böyle bir durumla karşılaşması ciddi bir sorundur.

Bu nedenle mevcut şartnamede belirtilen mesafelere dikkat edilmesi gerekir. Şartnameye göre iki bina arasında ilk 5 metreye kadar en az 5 santimetre boşluk olmalı. Her kat için de buna 1 santimetre eklenmeli. Sekiz katlı bir yapıda en az 10-12 santimetre mesafe bulunması gerekir. Ancak uygulamada bu mesafelere çoğu zaman uyulmuyor. Bazı durumlarda, mevcut eski binanın duvarından daha zayıf bir duvar yapılarak bundan faydalanılmaya çalışılıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil.

Yan binanın kolonları da çoğu zaman düzgün ve nizami olmuyor. Bu konuyu uzun süredir dile getiriyorum. Geçmişte yapılan binaların rölöve projelerinin, yeni yapı yapılacağı zaman ilgili firma veya belediyenin elinde bulunması gerekir. Belediye bu verilere göre süreci yönetmeli. Ancak arşiv eksikliği nedeniyle bu tür sorunlarla karşılaşılabiliyor.

Avrupa’da, örneğin Almanya ve Fransa’da, benzer şekilde Libya’da da bu tür sorunlar yaşanmıyor. Bunun nedeni, yapıların temelinden çatısına kadar kolon akslarının düzgün şekilde oluşturulmasıdır. Bizde ise kalıp ustaları bu hassasiyete her zaman dikkat etmiyor. Beton dökümü sırasında oluşan yüksek basınç da kaymalara yol açabiliyor. Kolonların düzgün ve doğru aks üzerinde olması gerekir.

Yeni binalarda bu tür hatalar daha az görülüyor. Nadiren 1-2 santimetrelik sapmalar olabiliyor ve bu tolerans sınırında kabul edilebiliyor. Yapı denetim kuruluşları da bu konuya daha fazla dikkat ediyor. Ancak bu durumun statik açıdan yapıya zarar verdiği unutulmamalı.

Bu nedenle yapı denetim birlikleri olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü’nü ziyaret ederek bu konudaki görüşlerimizi ileteceğim. Özellikle yıkım süreçlerinde Bakanlığın daha aktif şekilde sürece dahil olması gerektiğini ifade edeceğim."