Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan şu ifadeleri kullandı;
"Yıl 1998. Türkiye'nin en büyük partisi, o dönemki en büyük partisi, en fazla oy alan parti Refah Partisi kapatıldı. Refah Partisinin kapatılan Genel Başkanı Sayın Necmettin Erbakan hocamız bir cümle kullandı, dedi ki, "Bu alınan karar bizi mutsuz etti, hukuksuz ama bir yargı kararı var, bir hukuk kararı var. Biz bu yargı kararına uyacağız, önümüzdeki siyasi mücadelemize devam edeceğiz." dedi.
Dün Özgür Özel de bir açıklama yaptı takip edebildiğim kadarıyla. Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüklerini, önümüzdeki dönemde kurultaya gitmekle alakalı görüşme trafiği olduğunu söylediler. Ben bu trafiğin hayırlı bir şekilde bitmesini önemsiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin en önemli siyasi partilerinden biri. Sağlıklı bir şekilde siyasete devam edebilmesi, Türkiye siyasetinin geleceğiyle alakalı, Türkiye'deki demokrasiyle alakalı önemli bir durum. Bu süreci kazasız, sıkıntısız bir şekilde atlatabileceklerini, Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel bir araya gelerek bir yol haritası inşa edebileceklerini ben düşünüyorum. Sayın Özel, Kılıçdaroğlu ile bir araya geldiğinde bizim de onunla bir araya gelmemizde bir beis yok ki hukuk şu anda Sayın Kılıçdaroğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanı olduğunu söylüyor. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz böyle bir karar var. Bu bayramın, kalplerde yumuşamaya vesile olan bu bayramın bu sıkıntıyı da Cumhuriyet Halk Partili kurmayların bir araya gelerek, bu bayramı bir fırsata çevirip çözebileceklerini ben ümit ediyorum.
Cumhuriyet Halk Partisinin yetkili kurulları var. Merkez Yönetim Kurulu var, Parti Meclisi var, Yüksek Disiplin Kurulu var ve kurultayı var. Cumhuriyet Halk Partisinde kararlar bu kurullarda alınır. Karar alma süreçleri kişilere bağlı değildir. Kişiler kendi başlarına karar alamazlar. Alınan kararlar her zaman parti hukukuna ve tüzüğüne uygun olmak zorundadır. Biz bu kurallara her zaman saygı duyduk ve bundan sonra da saygı duymaya devam edeceğiz.
Bu süreçte hepimizin sorumlulukları var. Partimizin geleceği, ülkemizin geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu yüzden adımlarımızı atarken çok dikkatli olmak zorundayız. Birlik ve beraberliğimizi koruyarak bu zorlu süreci hep birlikte atlatacağız. Tartışmaların partimize zarar vermesine asla müsaade etmeyeceğiz. Kurultay delegelerimizin özgür iradesiyle en doğru kararı vereceğine olan inancım tamdır. Herkesin bu sürece olumlu katkı sunmasını bekliyorum.
Baskın seçimi biz her zaman bekliyoruz. İktidar veriyi iyi kullanan partilerden biri. İktidar yetkilileri her gün önüne kamuoyu yoklamaları geliyor. Ne zaman ki iktidar ve ortakları %50'ye yaklaştığı an bu bazen erken seçim olur, bazen baskın seçim olur, bazen zamanında seçim olur. Her zaman bir baskın seçimi biz bekliyoruz ki en son çıkartılan Varlık Barışı Yasası, mutlan hadiseleri, parçaları bir araya getirdiğimizde seçim çok uzak değil.
Seçimlerle alakalı her zaman ifade ettim. Burada bir kez daha ifade ediyorum: "Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimini kim kazanır?" tartışmasından çıkıp "Türkiye nasıl kazanır?" sorusuna cevap aramadığımız müddetçe yine, eee, çözümü yanlış yerde arayacağımız iddiasındayız. Saadet Partisinin önerisi şu: "Kimle kazanırız?" değil, "Türkiye nasıl kazanır?"ı partilerin bir araya geldiğinde yaptığı toplantılarda, ittifak görüşmelerinde konuşması gerekiyor. Biz oradayız, eee, bir kişisel tartışmalar üzerine, eee, girmek istemiyoruz.
Bir televizyon ekranında, eee, biz adayımızı açıkladığımızda 86.000.000 insan "Oh be!" diyecek deyince bazıları dedi ki ya "Böyle bir insan var mı?" dedi. Ya elbette yok. Bunu ben bilmeyecek bir insan değilim. Bunun insan fıtratına aykırı bir durum. Orada vermek istediğim mesaj; "Türkiye nasıl kazanır?" sorusuna doğru cevap verdiğimiz takdirde seçimin ertesi günü pazartesi sabahı 86.000.000 insan, o cumhurbaşkanı o koltuğa oturduğunda "Oh be!" diyecek. Ben bu cumhurbaşkanına oy vermedim ama bu adil davranacak, bu liyakate önem verecek, bu toplumdaki kutuplaşmayı, toplumdaki ötekileştirmenin önüne geçecek icraatların altına imza atacak cümlesini kuracak bir cumhurbaşkanını inşa etmemiz gerekiyor. Ahmet olmuş, Mehmet olmuş bu tartışmaların bugün için ben gereksiz olduğunu, ilkelerin, prensiplerin ve hangi ilkelerle Türkiye'yi yönetirsek Türkiye kazanır onun cevabını aramamız gerekiyor.
Aile mefhumu, çok beka meselesi var, eee, şeyde. Tarım dedim, savunma dedim. Aile mefhumu da bunlardan bir tanesi. Gerek dünyadaki nüfusun azalması gerek ülkemizdeki nüfusun azalması nüfusun azalmasına rağmen işsizliğin artması bir taraftan da. İki tane çelişkili durum var.
Bugün iktidar bu işin çözümünü lansman toplantılarda, ışıltılı salonlarda toplantı yapmakta arıyor. Çözüm orası değil. Ahlaki ve manevi anlamda eğitim müfredatımızı güncellemediğimiz müddetçe yanlış mesajlarla, yanlış eğitim metotlarıyla gençlerimizi eğittiğimiz müddetçe aile mefhumunu yüceltemeyiz. Bu işin yolu, ahlaki değerleri tekrar gençlerimize doğru metotlarla aktarmaktan geçiyor. İşte Şanlıurfa'daki, Kahramanmaraş'taki hadise hep beraber hepimizin içini acıttı. Her biri bizim bir evladımız olabilirdi. O hissiyatla yaklaşmamız gerekiyor. Aynı olayların yaşanmaması için ahlaki eğitimin, ahlaki değerlerin çocuklarımıza, gençlerimize, büyüklere vermemiz gerekiyor. Nereden başlamak gerekiyor? İdarecilerden başlamak gerekiyor. İdareci doğru bir şekilde hareket edip topluma örnek olmak zorunda. Genç şunu söylüyor: "Ya koskoca adamlar bunu yapıyorsa ben de yapabilirim o zaman." diyor. Bize örnek olmak bize rehber olması gereken insanlar gayriahlaki duruşu ortaya koyuyorsa ben niye koymayayım diye o gençler yanlışa sapıyor. Eee, bunun önüne geçmenin yolu toplumda ne kadar bu siyasetçi olur, bu STK olur, bu kanaat önderi olur, bu sosyal medya fenomeni olur herkesin A'dan Z'ye örnek bir duruş ortaya koyması gerekiyor.
Her sabah takip ediyorsunuz. Sizler vasıtasıyla öğreniyoruz. Uyuşturucu operasyonları yapılıyor. Şurada şu kadar uyuşturucu taciri yakalandı, şurada şu kadar uyuşturucu kullanıcısı yakalandı; artist, şarkıcı, türkücü her gün toplanıyor. Peki bir gün uyuşturucu baronu yakalandı haberlerde okuyabildik mi? Bir türlü oraya giremiyoruz. Niye? Baronların önemli siyasilerle fotoğrafları olduğu için biz alt taraftaki sivrisineklerle mücadele ediyoruz. Uyuşturucuyla mücadele etmenin yolu bataklığı kurutmaktır. O bataklığı kurutmadığımız müddetçe, o baronları alıp içeriye atmadığımız müddetçe sivrisinekleri her gün sabah toplamanın bir anlam ifade etmediğini de görmek, kabullenmek gerekiyor."