ESKİŞEHİR HABER

Mehmet Ektaş: "Öcalan’a Özgürlük mitingleri Türkiye Cumhuriyeti’ne ve hukuka başkaldırıdır"

Mehmet Ektaş, hafta sonu yapılması planlanan mitinglere ilişkin açıklama yaparak organizasyonların hukuka aykırı olduğunu savundu.

Abone Ol

Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Derneği Başkanı Mehmet Ektaş şu ifadeleri kullandı:

“DEM Parti ve iş birlikçilerinin hafta sonu Muş, Mersin, Diyarbakır ve İstanbul’da düzenleyeceklerini kamuoyuna duyurdukları “Öcalan’a Özgürlük” mitingleri açıkça Türkiye Cumhuriyeti’ne ve hukuka başkaldırıdır.

Mitingin isimlendirilmesi dahi DEM Parti ve iş birlikçilerinin meseleye nasıl yaklaştıklarını göstermektedir. Ne istiyorlarmış? Öcalan’a özgürlük istiyorlarmış. Özgürlük, esir olana, özgürlüğü hukuka aykırı olarak elinden alınan kişilere istenir. Öcalan bu sıfatta mıdır ki kendisine özgürlük bahşedilsin? Öcalan, yakalandığı Şubat 1999 tarihine kadar devletine ve milletine karşı işlediği suçlardan hüküm giymiş bir mahkûmdur. Bir mahkûm için ancak af dilenebilir ki bu dahi Türk milletinin vicdanında kabul görmez.

Öcalan, yaklaşık elli binden asker, polis, sivil, öğretmen, mühendis ve ne yazık ki bebeklerin katledilmesine emir vermiş bir canidir. Bu nedenle Öcalan, 29 Haziran 1999’da yapılan son duruşmada ayrılıkçılık ve vatana ihanet nedeniyle oy birliği ile idama mahkûm edildi. Karar, 25 Kasım 1999’da Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı. Mahkemenin gerekçeli kararında, Öcalan’ın eylemlerinin şiddeti, yoğunluğu ve sürekliliği ile içinde bebek, çocuk, yaşlı ve kadınların da bulunduğu binlerce insanın öldürülmüş olması ve ülke genelinde ciddi tehlike oluşturması nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesinde düzenlenen cezai sorumluluğu kaldıran veya azaltan nedenlerden yararlandırılmasının uygun görülmediği açıklandı. 2002’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin idam cezasını kaldırması sebebiyle Öcalan’ın cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.

Ancak bu teröristbaşının suçları, AKP iktidarlarının aymazlığı nedeniyle hapishanede de devam etti. Teröristbaşı, kendisiyle görüş izni verilen avukatları, aile yakınları, PKK’nın siyasal uzantısı olan partinin milletvekili ve sair yöneticileri ile yaptıkları görüşmelerde, yazdığı kitaplarında PKK terör örgütünü yönetmeye devam etti ve etmektedir.

PKK’nın Türkiye’de üstlendiği bilinen en son büyük çaplı silahlı eylemi, 23 Ekim 2024 tarihinde Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde bulunan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) merkez yerleşkesine yönelik gerçekleştirilen, 5 yurttaşımızın şehit edildiği ve 22 yurttaşımızın yaralandığı saldırıdır. Bu saldırıdan dahi PKK lideri olarak Öcalan’ın sorumluluğu vardır.

Yani Öcalan, yakalandığı Şubat 1999 tarihinden bu güne kadar geçen süreçte PKK terör örgütü yöneticiliğinden de yargılanması gereken kişidir.

PKK terör örgütünün başı olan Öcalan için özgürlük mitingleri yapılamaz. Çünkü bu mitingler, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’na göre terör örgütü propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik, yasalara uymamaya tahrik ve suç için anlaşma gibi suçları oluşturmaktadır. Konusu suç oluşturan, suç işlenmesi konusunda açık ve yakın tehlike bulunan, kamu düzenini bozucu mitingler hak kullanımı değildir, açıkça yasaklanma nedenidir. Anayasa’nın 14’üncü maddesinde de temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamayacağı hususu düzenlenmiştir.

Bu mitinglerin yüreklendiricisinin sözde milliyetçi Devlet Bahçeli’nin olması esef vericidir. Yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı’nın sessizliği de bu mitinglerin yapılmasını ve kamuoyu oluşturulmasını desteklediği şeklindeki kaygıları haklı çıkarmaktadır. Terör sorununu çözmüş hiçbir ülkede örneği olmayan bu mitingler ile teröristbaşı Öcalan meşrulaştırılarak ülkenin bütünlüğünü, barışını ve huzurunu bozacak yasal ve anayasal değişiklik girişimlerine toplumsal zemin hazırlanmasının hedeflendiği görülmektedir.

Şanlı ordumuz ve diğer devlet kuruluşlarımızın amansız mücadelesiyle yok olma sürecine giren PKK terör örgütüne hangi ad altında olursa olsun can suyu vermeye çalışanlar tarih ve bağımsız yargı önünde hesap vermekten kaçamayacaklardır.

“Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağına, Anayasa’ya, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalacağına” yemin etmiş başta Cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanı’nı, ilgili tüm yetkilileri ve adli-idari makamlarda bulunan sorumluları görevlerini yapmaya, anılan mitingleri yasaklamaya ve sokak eylemlerine izin vermemeye davet ediyoruz.”