GÜNDEM

Müsavat Dervişoğlu’ndan sert açıklamalar: “Türkiye kayyumlar cumhuriyetine dönüştürülmek isteniyor”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, son siyasi gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada hukuk, demokrasi ve yargı tartışmaları üzerinden iktidarı eleştirdi.

Abone Ol

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı;

"Çağımız belirsizlik çağı diye isimlendiriliyor. Bizim yaşadıklarımız ise bu çağ içerisinde ancak bir utanç dönemi olarak tarif edilebilir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle sistematik sistematik hale gelen bir utanç dönemidir bahsettiğim. Şayet aksi olsaydı 30 yıllık Bilgi Üniversitesi 2 satırlık bir Cumhurbaşkanı kararnamesiyle kapatılıp birkaç gün sonra yeniden açılmaz, aksi olsaydı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi kapılarının kırılarak içeriye zorla girilmesine, mahkeme kararıyla bir partiye genel başkan tayin edilmesine biraz olsun şaşırırdık. Ancak şaşırmadık çünkü bu aşamayı çoktan geride bırakmış durumdayız. Aslında neye şaşıracağımızı da şaşırmış durumdayız. Haksızlıklara şaşırmıyoruz, adaletsizliklere şaşırmıyoruz, yolsuzluklara şaşırmıyoruz, ahlaksızlıklara şaşırmıyoruz, yargının vesayetine şaşırmıyoruz, milletin beklentilerinin hilafına alınan gece yarısı kararlarına şaşırmıyoruz, milletin hukuki mi yoksa siyasi mi olduğu diye tartıştığı kararlara ve sabah operasyonlarına şaşırmıyoruz. Velhasıl bize olağanüstülüğü olağan diye kanıksatmaya başladılar. Daha ne olacak da şaşıracağız acaba diye kendi kendimizi sorguluyoruz. Bu, tam bir çürümüşlük halidir ve içinde bulunduğumuz yüzyılda Türkiye'nin hak ettiği bir durum değildir.

Bizler milletimizin iradesinin üzerinde başka bir irade tanımayan, adaletin ertelenemez bir hak olduğuna inanan İYİ Partililer olarak son günlerde yaşananları büyük bir endişe ile takip ediyoruz. Üniformalı darbe dönemlerini aratmayan, hatta belki de maalesef aratan olaylara şahitlik ediyoruz ve cumhuriyetimizin geleceği açısından da çok büyük bir endişe taşıyoruz.

Çünkü bugün orta yerde, üzülerek ifade ediyorum ki sözgelimi bir cumhuriyet vardır. Cumhuriyetimiz maalesef bir kayyumlar cumhuriyetine dönüştürülmek isteniyor. Birinin milliyetçilere, bir başkasının Atatürkçülere, bir terör hükümlüsünün de Kürtlere kayyum atandığı bir düzen arayışıdır bu. Bu sayede Sayın Erdoğan da kendisini ebediyen Türk devletine kayyum olarak tayin etme hevesi taşımaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında Cumhuriyet Halk Partisine yapılan operasyon, Türkiye'yi yönetenlerin hem çaresizliğini hem de bir sonraki adımını göstermektedir. Bu, bir siyasetsizlik durağıdır. Türk milletinin değiştirilemez, devredilemez ve tartışılamaz hakkı olan tercih yapma hakkının dahi elinden alınabileceği bir yola itilmek istenmekteyiz.

Bizler bugün başımızı kuma gömmüyorsak, selden kütük kütük kapmanın derdine düşmüyorsak sebebi İYİ Partinin kuruluş süreci, ilkeleri ve değerleridir. Bu süreçten doğan sorumluluklarımızdır. Dahası bugüne kadar dile getirdiğimiz endişelerin ve yaptığımız uyarıların her birinin adım adım gerçekleşmiş olmasıdır. Bizler sadece kendi tarlasını değil, memleketin her karış toprağını dert edenleriz. Dün böyleydik, bugün böyleyiz, yarın da böyle olacağız. Derdimiz kendimiz değil, milletimiz olmaya devam edecek.

Aziz milletim, vesayet ile mücadele ettiğini iddia ederek milletimizin teveccühüne mazhar olan AK Parti iktidarının yargı vesayetiyle ayakta kalmaya çalıştığının farkındayız. Ancak Türk milletinin olanları sessizce takip ettiğinin, yeri ve zamanı geldiğinde devletine ve cumhuriyetine bunları yaşatanları şaşmaz iradesiyle cezalandıracağının da bilincindeyiz. Unutulmasın ki darbeler, hukuksuzluklar yaşamış olan bu ülkede son sözü daima büyük Türk milleti söylemiştir. Bunca derdin, bunca sıkıntının ortasında ocağını tüttürmeye çalışan milletimiz, siyasi çalkantıların ve hukuksuzluğun sebep olduğu bedellere mahkum ve mecbur değildir. Demokrasimizin ve hukukun yaşadığı her sarsıntı milletimizin sofrasını küçültmekte, ülkemizin geleceğine yeni ipotekler koydurmaktadır.

İktidar partisi dışında hemen tüm siyasi partilerin ortaklaştığı bir husus var ki o da Cumhuriyet Halk Partisinin Türk siyasetinin önemli bir kurumu ve parçası olduğu gerçeğidir. Siyaseten kimi zaman ayrılsak da böyle bir kurumsal yapının ağır hasar görmesine asla razı olamayız. Bu yaklaşımımız, demokratik ahlakımızın bir gereğidir. Biz, siyasi rakiplerini çeşitli yol ve yöntemlerle imha etmek yerine onlarla yarışmayı tercih eden bir siyasi iklimin inşa edilmesinden yanayız. Demokrasi dışı her girişimi reddedip kınamamızın da asıl gerekçesi budur. Bu kapsam içinde dün milletimizi üzen gelişmelerin yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisinde ortaya çıkan tüm sorunların kurumsal bir bütünlük içinde aşılacağına olan inancımızı ifade etmek isterim. 150 yıllık demokratik birikimimiz ve tecrübelerimizle bu olumsuz dönemin asgari hasarla atlatılacağına yürekten inanıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti, Türk milleti de kendinden olmayana karşı bile adalet aşığı bir millettir. Yaratılan kaosu aşmadaki en önemli gücümüz de budur. Bu yüzden gidişattan endişeliyiz ama gelecekten asla umutsuz değiliz. Kurulduğu günden bu yana her türlü ayak oyunlarına ve tuzaklara maruz kalmış İYİ Parti'nin Genel Başkanı olarak inançla ifade etmek isterim ki Türkiye'nin her sorunu aşacak ve her kırılmayı onaracak evlatları da tecrübesi de mevcuttur.

Hem iktidara hem kurumlarımıza hem de meselenin taraflarına çağrımız odur ki milletimiz rahatsızdır ve bir an önce çözüm beklemektedir. Bu konuda herkesin üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmesi ertelenemez bir mecburiyettir. Yargıyı bağımsız, demokrasiyi güçlü kılmanın yolu milletimizin geçmişte yaşanan kötülüklere karşı aldığı tavrı hatırlatmaktan geçmektedir. Unutmayın ki bu milletin sabrının da bir sınırı vardır ve milletin sandıkta attığı demokrasi tokadı başka hiçbir şeye benzemez.

Artık ekmek büyümüyorsa kardeşlerimizin lokmasına göz dikerek doyamayacağımızı, kapımız kirliyse komşu kapısını kirleterek temizlenemeyeceğimizi görmek zorundayız. Komşusu açken tok yatmamakla övünen bir milletin mensubuysak komşumuz ağlarken gülemeyeceğimizi de idrak etmek mecburiyetindeyiz.

Ben Müsavat Dervişoğlu olarak yurttaşı olmaktan gurur duyduğum bu Cumhuriyeti, mensubu olmakla şeref duyduğum Türk milletini, her geçen gün tartışmalı hale getirilen demokrasimizi bütünleşik bir muhalefet anlayışıyla hak ettiği bir yere taşıyabileceğimizi biliyorum.

Bizi bir araya getirecek akli ve ahlaki değerlerle birlikte milli ve manevi hasletlerimiz de bellidir. Bayramlar da işte bu hasletlerin bir yüzüdür. Kardeşliğin, merhametin, helalleşmenin, huzurun ve ortak geleceğe inanmanın adıdır bayramlar. Biz bu yüzden milletimizin bayramını bile gölgeleyen bu karanlık siyaset anlayışını kökünden reddediyoruz.

Bir bayram daha endişe, bir bayram daha gerilim, bir bayram daha sefalet yaşamak kaderimiz olmamalıdır. Dileğimiz ve mücadelemiz her yurttaşımızın huzurla, güvenle ve adalet duygusuyla bayram yaşayacağı bir Türkiye içindir.

Bu günler geçtiğinde akıllarda haklı ile haksızın, adalet ile adaletsizliğin, demokrasi ile tek adamlığın, monarşik heveslerle cumhuriyetin kavgası kalacak ve bu kavgayı mutlaka her şeyin en güzelini hak eden Türk milleti kazanacaktır.

Bu inanç ve düşünceyle aziz milletimizin ve sizlerin mübarek bayramınızı şimdiden tebrik ediyor, iyiliklere ve güzelliklere vesile olmasını temenni ediyorum.

Feti Yıldız Bey'i geçmişten de tanırım. Bu sürecin davul zurna çalınarak gelindiğini herhalde yeni anlamış. Ayrıca bu mesajın kamuoyuna değil de iktidar ortağı olarak bizzat Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a götürülmesi gereken bir süreç olduğunu anlamakta zorlanmış, öyle görüyorum.

Ama güzel şeyler de temenni etmiş olsalar o güzelliklerin de sağlanabilmesine vesile olamadıkları dönemler yaşanıyor. Ortada yasa var, anayasa var. Bu ülkeyi yönetenlerin yani iktidar sahiplerinin öncelikle yasalara ve mevcut anayasaya uymalarını temin edecek adımları atmaları gerekir diye düşünüyorum ama Milliyetçi Hareket Partisi tarafından gelen çağrı ve temenniler, genellikle bakıldığında çok fazla karşılık bulmuyor. Şimdi bunun örneklerini verirsem bazı şeyler gölgede kalır, o sebeple burada sınırlı tutayım.

Yani olacak ve olmayacak şeyleri sıklıkla talep ederseniz olacak şeylerin ya da olması gereken şeylerin engellenmesine de sebep olursunuz. Öcalan canisini Meclise çağırırsanız getiremezsiniz örneğin. Ahmetler makamlarına Selahattin yuvasına dönsün der de yapamazsanız, bunu gerçekleştiremezseniz olmaz. Abdullah Öcalan'a statü arar da bulamazsanız bu kadar yanlışlığın içinden ya da yaratılmış bataklığın içinden güzel şeyler çıkmaz.

Onun için siyaseten sorumluluk makamında ve söz söyleme makamında bulunanların ifadelerine özen göstermeleri lazım. Güvenilirlilerini yitirenlerin memleket yararına temennileri de ciddiye alınmaz hale gelmiştir. İşte o sebeple İYİ Parti olarak ve şahsen ben, her zaman siyaseti ve devlet yönetmeye talip olanları ciddiyete davet etmişimdir. Çizginiz doğru olacak ki söylediğiniz makbul olsun. Problem, yani söylenenin makbul olmamasını temin eden şey çizginin doğru olmamasıdır. Doğru çizgi arıyorlarsa gelsinler bize baksınlar."