ESKİŞEHİR HABER

Mustafa Yıldırım Belbağı'ndan İslam dünyasına anlamlı çağrı

Şuurlu Öğretmenler Derneği Şube Başkanı Mustafa Yıldırım Belbağı, uluslararası gelişmeler ve eğitim sistemi hakkında açıklamalarda bulundu.

Abone Ol

Eskişehir Şuurlu Öğretmenler Derneği Şube Başkanı Mustafa Yıldırım Belbağı şu ifadeleri kullandı;

"Dünya, Trump ve Netanyahu gibi zalimlerin oyun alanına dönmüştür. İsrail’in Gazze ve İran’da sürdürdüğü saldırılar ve ABD’nin bu saldırılara verdiği açık ve koşulsuz destek, artık tartışmasız bir şekilde sadece bir çatışma değil; sistematik bir yıkım ve sindirme politikasıdır. Sivil yerleşimlerin, hastanelerin ve özellikle okulların hedef alınması savaş değil, vicdanın ve insanlığın yok edilmesidir.

İran’da okulların bombalanması sonucu öğretmenlerin ve öğrencilerin hayatını kaybetmesi, bu zihniyetin sınır tanımadığını göstermektedir. Eğitim kurumlarını vurmak, ilkokul çağındaki çocukları katletmek; kalemden, kitaptan ve hakikatten duyulan korkunun en açık itirafıdır. Bu, geleceği karartma girişimidir.

Bugün dünya kamuoyu şunu açıkça görmek zorundadır: İsrail ve ABD’nin söylem düzeyinde savunduğunu iddia ettiği “insan hakları” ve “demokrasi” kavramları, sahada yerini açık bir çifte standarda ve güç merkezli bir hukuksuzluğa bırakmıştır. Güçlü olanın suçunun görmezden gelindiği, mazlumun ise susturulduğu bu düzen, ahlaki meşruiyetini tamamen yitirmiştir.

Batı dünyasının kendi içinden yükselen skandallar da bu çürümüşlüğün başka bir yüzünü ortaya koymaktadır. Jeffrey Epstein olayı, sadece bir suç dosyası değil; yıllarca üzeri örtülen, güçlü isimlerin korunduğu ve çocukların bile korunamadığı bir sistemin ifşasıdır. “Medeniyet” iddiasındaki yapıların en temel insani değerleri dahi koruyamadığı bu tablo, ahlaki iflasın açık göstergesidir.

Bugün karşımızda duran yapı bir medeniyet değil; şık takım elbiseler giymiş, teknolojiyle kuşanmış, “insan hakları” söylemiyle öne çıkan devasa bir pedofilik ve nekrofilik örgütlenmedir. Beyaz Saray’ın koridorlarında yankılanan Evanjelik ayinler, aslında birer “kıyamet provasıdır.” Tanrı’yı kıyamete zorladığını sanan bu sapkın zihniyet, Orta Doğu’yu bir kurban sunağına çevirmiştir.

İşte bu nedenle Gazze’de yıllardır süren soykırım gerçekleştirilmiş, İran’a saldırılar düzenlenmiştir. Bu durum, zalimlere göre bir “savaş suçu” değil, “kutsal bir kehanetin” gerçekleşmesidir. Çocukları öldürmeyi “stratejik başarı” olarak gören bu anlayış artık insani değildir. Bu zihniyet, İncil’i bir silah şarjörü gibi kullanan, Tanrı’yı kendi vahşetine şahit tutan bir ilahiyat maskeli terördür.

Bu öyle bir ikiyüzlülük ki, bir yanda “demokrasi” nutukları atılırken diğer yanda masum çocukların kanı üzerine kurulu düzenler parlatılmaktadır. Gazze ve İran’da bombalar altında can veren çocuklarla, güç odaklarının gölgesinde istismar edilen çocuklar aynı hakikatin iki farklı yüzüdür: İnsanı değersizleştiren, ahlakı araçsallaştıran ve çıkarı merkeze alan bir zihniyet.

Şuurlu Öğretmenler Derneği olarak şu gerçekleri ifade etmek istiyoruz. Batı merkezli eğitim ve ahlak anlayışı iflas etmiştir. Bu sistemler büyük ölçüde akıl, beceri ve performans odaklıdır. Analitik düşünme, verimlilik ve rekabet ön plandadır; ancak vicdan ve kalpten yoksundur.

Eğer bir eğitim sistemi vicdanı öğretmiyorsa, merhameti geliştirmiyorsa ve sorumluluk bilinci kazandırmıyorsa ortaya çıkan insan tipi yalnızca “başarılı” değil, aynı zamanda merhametten yoksun ve zalim olabilir. Millî eğitim yetkililerine sesleniyoruz: Batıcı eğitim sisteminden vazgeçilerek, Gazze’de insanlığın onurunu, vakarını ve vicdanını temsil eden insanların ortaya koyduğu duruş gibi, kendi özümüze ve değerlerimize uygun bir eğitim modeline geçilmelidir.

Orta Doğu’da gelişen olaylara uluslararası kurumların sessizliği ve çifte standartlı yaklaşımı, bu suçlara dolaylı ortaklık anlamı taşımaktadır. Bugün yaşanan hadiselere sessiz kalmak yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda bir taraf olmaktır. Sessizlik, zulmün en büyük dayanağıdır.

Adaletin yerini bulmadığı, çocukların korunamadığı, okulların hedef alındığı bir dünyada “medeniyet” iddiası sadece içi boş bir söylemden ibarettir. İsrail’in elinde tuttuğu Filistinli esirleri idam etme kararına dünya kamuoyu sessiz kalmamalı, vicdan sahibi ülkeler bu kararın uygulanmaması için gereken çabayı göstermelidir.

ABD ve İsrail’in İran, Lübnan ve Filistin halkına yönelik sınır tanımaz saldırılarını şiddetle kınıyor, bu haksızlığın dünya kamuoyu nezdinde cezasız kalmayacağına inanıyoruz. İslam dünyası hem Filistin’e hem de kardeş İran halkına gereken desteği verememiş, üç haftadır kapalı tutulan Mescid-i Aksa’ya tepkisiz kalmış ve etkili yaptırımlar ortaya koyamamıştır. İslam dünyasının nifak ortamından ve ezilmişlik psikolojisinden kurtularak mazlum halkların yanında yer almasını diliyoruz."