Makina Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Başkanı Nergis Uygun şu ifadeleri kullandı;
“Ben bir makine mühendisiyim. Biz mühendisler; bir ülkenin sanayisini kuran, üretim süreçlerini geliştiren, teknolojiyi tasarlayan, fabrikalarında, şantiyelerinde, laboratuvarlarında ve kamu kurumlarında ülkenin geleceğini inşa eden meslek insanlarıdır.
Ancak bugün mühendislerimizin önemli bir bölümü yaşam mücadelesi vermektedir. Mühendislik eğitiminin, sorumluluğunun ve taşıdığı mesleki risklerin karşılığı olan çalışma koşulları ve ücretler ne yazık ki mühendislerimizin beklentilerini karşılamaktan çok uzaktır.
Mühendisler yoksullaştırılırken ülke kalkınamaz. Bugün mühendislerimizin bir bölümü, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanmaktadır. Yıllarca üniversite eğitimi alan, mesleğinde uzmanlaşan, projelerde sorumluluk üstlenen, insanların can ve mal güvenliğinden sorumlu olan mühendislerin açlık sınırına yakın ücretlerle çalıştırılması kabul edilebilir değildir.
Mühendis emeğinin değersizleştirilmesi yalnızca mühendislerin sorunu da değildir. Bu durum aynı zamanda ülkenin geleceği açısından ciddi bir sorundur. Çünkü genç bir mühendis, aldığı eğitimin ve yaptığı işin karşılığını alamadığında mesleğinden uzaklaşmakta, başka alanlara yönelmekte veya yurt dışında çalışma arayışına girmektedir.
Böylece ülkemiz, yetiştirdiği nitelikli insan gücünü kaybetmektedir. Bugün genç mühendislerimiz iş bulma kaygısı yaşamaktadır. İş bulanların önemli bir bölümü ise düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda ve mesleki sorumluluklarının karşılığını alamadan çalışmaktadır.
Bir ülke, genç mühendislerine gelecek sunamıyorsa geleceğini de güvence altına alamaz. Gençlerimize, ‘Bu ülkede okuyacaksın, mühendis olacaksın, üreteceksin ve insanca yaşayabileceksin’ diyebilmeliyiz.
Bir diğer temel sorun ise sanayimizin üretim kapasitesinin ve mühendislerin çalışma alanlarının daralmasıdır. Mühendislik ile üretim arasında doğrudan bir bağ vardır. Üretim yoksa mühendislik alanları daralır. Ar-Ge yoksa mühendis işsizleşir.
Yatırım yoksa teknoloji gelişmez. Teknoloji gelişmezse dışa bağımlılık artar. Makine, enerji, elektronik, otomotiv, savunma, kimya ve daha birçok alanda kendi teknolojimizi geliştirmek; yalnızca ekonomik bağımsızlık açısından değil, ülkemizin geleceği açısından da zorunluluktur.
Türkiye’nin ihtiyacı, tasarlayan, üreten, geliştiren ve ihraç eden bir sanayi yapısıdır. Bunun yolu da mühendislik bilgi ve birikimine yatırım yapmaktan geçmektedir.
Mühendislerin özlük hakları güçlendirilmelidir. Kamu kurumlarında çalışan mühendisler açısından da önemli sorunlar bulunmaktadır. Mühendislerin aldıkları eğitim, üstlendikleri sorumluluk, yaptıkları işin niteliği ve mesleki riskleri özlük haklarına yeterince yansıtılmamaktadır.
Ek ödemeler, tazminatlar, kariyer ve uzmanlık hakları yeniden ele alınmalı. Kamuda yükselmeler liyakata dayalı olmalıdır.
Buradan açıkça ifade ediyoruz: Mühendis ucuz iş gücü değildir. Mühendislik yalnızca bir diploma değildir. Mühendislik; bilgi, emek, sorumluluk ve geleceği kurma mesleğidir.
Mühendislerin emeğinin değersizleştirildiği, genç mühendislerin gelecek kaygısı yaşadığı, sanayinin yeterince üretemediği ve ülkenin dışa bağımlılığının arttığı bir ekonomik yapı sürdürülebilir değildir.
Bizler; üreten, kendi teknolojisini geliştiren, mühendisine değer veren ve emeğin karşılığını aldığı bir Türkiye istiyoruz. Bunun için Yan Yana Üreten, Sanayileşen ve hakça bölüşen bir Türkiye’yi birlikte kuracağız.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.”





