CHP Grup Başkanı Özgür Özel şu ifadeleri kullandı;
"Partimiz kurulduğu günden beri tarih boyunca Sivas Kongresi'nden bugüne çok zor günler geçirdi. Mallarına el kondu. Partinin kapısı kapatıldı. Partinin genel başkanları hapse atıldı, il başkanları suikasta uğradı, şehit edildi. Bu partiye her kötülük yapıldı ama hiç kimsenin gücü Cumhuriyet Halk Partisine yetmedi.
Tarihte ilk kez, tarihte ilk kez Cumhur, Cumhurbaşkanlığında bir partinin genel başkanı otururken, 24 yıl boyunca her seçimi kazanmışken, hiç seçim kaybetmemişken, bu ses Cumhuriyet Halk Partisi, bir partili cumhurbaşkanını yendiği için, yapılacak ilk seçimde iktidar olacağı için bir güç devleti elinde tutan kötücül bir akıl Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar umuduna, Türkiye'de seçimle iktidarı değiştirme umuduna, yani cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığa müdahale etmekte, Türkiye'nin 1. partisi Cumhuriyet Halk Partisinin başına seçilen genel başkanı değiştirip atama yapmaya kalkmaktadır, kayyum getirmektedir.
Keşke, keşke birilerinin söylediği gibi bu mesele Cumhuriyet Halk Partisinin iç meselesi olsa. Keşke bu mesele parti içi bir tartışma olsa. Meseleyi doğru görelim, doğru şekilde ortaya koyalım. Bu mesele Cumhuriyet Halk Partisinin iç meselesi değildir. Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir. Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan'la milletin meselesidir.
Meydan alabileceğini aldı, doldu taştı, yollar taştı. Sesimizin gidemeyeceği mesafelere ulaştı. Bir tarafta binalar... Bir tarafta, bir tarafta size rağmen polisle, Adalet ve Kalkınma Partisinin kanunsuz emirleriyle polisle ele geçirilen bina var. O binanın önünde AK Parti'den destekle, TGRT'den kampanyayla, önünde, önünde A Haber'in, TGRT'nin canlı yayın yaptığı, Türkiye'nin 4 bir yanından parayla, parayla, gündüz tarlada çalışacak olanları dahi yevmiyesini verelim, yemeğini verelim, paranı verelim diye taşımayla göstermelik bir cılız kalabalıkla meşruiyet arayışı var. Bir tarafta milletin ta kendisi var. Milletin ta kendisi var.
O yüzden mukayese kabul etmez, kıyas kabul etmez. Bir tarafta ele geçirilmiş binalar, bir tarafta partisine, ülkesine sahip çıkan milyonlar var.
O yüzden şunu, şunu herkes bilsin. Şunu herkes bilsin; biz, biz, ben değil, sadece biz değil, biz hepimiz Cumhuriyet Halk Partisini 47 yıl sonra iktidar yapanlarız, 1. parti yapanlarız. Biz, biz, Adalet ve Kalkınma Partisini kurulduğu günden beri ilk kez yenen kadrolarız.
Biz kaybeden, kaybetmeye alışmış CHP değil, kazanan CHP’yiz. Biz atanmış değiliz; biz, seçilmiş CHP’yiz.
Herkes şunu adı gibi bilsin ki AK Parti asla demokratik bir seçimi bundan sonra kazanamayacağını biliyor, asla kazanamayacağını biliyor. Bu aziz milletin onları istemediğini biliyor. Bu yüzden Türk milletinin iradesine karşı savaş açmış olanlar, AK Parti'nin kara düzenini savunanlardır.
Geçen sene 19 Mart günü 15,5 milyon kişinin oy verdiği, 25 milyon kişinin imza verdiği Cumhurbaşkanı adayımız gözaltına alınıp tutuklandığında buna bir darbe demiştim ve 1 yıldır hep birlikte 19 Mart darbesine direndik, direnmeye devam ediyoruz.
Herkes şunu bilsin ki saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi değildir, milletin iktidarı değiştirme kararı saldırı altındadır. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. İktidarı değiştirmek isteyen tüm siyasi partiler, onların seçmenleri saldırı altındadır. İşte bu yüzden bu meseleyi Cumhuriyet Halk Partisinin meselesi görmeyen, o atanma siyasetine direnen ve Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışma gösteren tüm siyasi partiler tarihin en doğru yerinde durmaktadırlar.
Niye başımıza geliyor derseniz, bu saldırılar, bu saldırılar, bu sabotajlar, bu yargı darbesi, bu görülmedik işler, bir tek şey istenmiyor, bir tek şey isteniyor. Burada, Türkiye'de iktidara yürüyen bir Cumhuriyet Halk Partisi değil, iktidarla yürüyen bir Cumhuriyet Halk Partisi istiyorlar.
Size andolsun ki yemin ederim ki iktidar yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğim, asla.
Türkiye'de yıllardır planlanan kendi siyaset kurgusunu bozmak istemiyor. O yüzden değişmeyen aktörleri, siyasetçileri millete dayatıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisindeki değişimi, gençleşmeyi, kadınların önünün açılmasını, her yaştan kadroların genciyle, tecrübesiyle birbirini ezmeyen, birbirine güç veren anlayışla yaptıkları siyasetini hazmedemiyorlar, hazmedemiyorlar.
Biz, bu müessese nizamın çarkına 2 yerde çomak soktuk. Birincisi, birincisi bu düzende Türkiye'de seçimle genel başkan değişmez. Atatürk kalksa gelse bu delege düzeniyle genel başkanı değiştiremez denilen yerde Atatürk'ün kendini değil, fikrini, fikrini, mücadelesini, onun azmini sahiplenenler Cumhuriyet Halk Partisinde kurultayı kazandılar.
İkincisi, ikincisi AK Parti yenilemez, 13 sefer seçim oldu, hep Tayyip Erdoğan kazandı, AK Parti yenilmezdir diyenlere karşı Cumhuriyet Halk Partisi, hep birlikte bütün demokratlarla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisini yendik ve müessese nizamın tekerine çomak soktuk.
Şimdi, buradan açıkça ifade ediyoruz. Kimse bu milleti de bu devleti de küçük görmesin. Bu milleti emir eri sanmasın. Bu devleti partisinin düzeninin sanmasın. Bu millet de bu devlet de Türkiye'nin kurucu partisine sahip çıktı, bundan sonra da çıkacaktır.
Bugün, bugün burada partimize yapılan 21 Mayıs darbesinden sonra, 24 Mayıs günü partiye yapılan vicdansız saldırıdan sonra bugün buraya gelenler, tarihin doğru tarafında duruyorlar demek kifayetsizdir. Bugün bu meydana gelenler, tarihte yerini alacak demek kifayetsizdir. Bugün bu meydan, tarihi yazmaya gelmiştir, tarihi yazmaya gelmiştir.
Türkiye'nin 4 bir yanından toplama, Türkiye'nin 4 bir yanından toplama bir kitleye parti emekçilerini zorlayarak bahçeye indirmeye rağmen bu meydanın, bu meydanın küsuratı bile orada yoktur. Bu meydan tarihin ta kendisidir.
Buradan açıkça söylüyorum, açıkça söylüyorum, diplomasız Erdoğan, diplomasız Erdoğan, mazbatasız genel başkan istemektedir. Buna izin vermeyeceğiz.
Mahkemenin, Tayyip Erdoğan'ın kurduğu yargı kollarının talimatıyla dünya hukuk tarihinde olmayan, Türkiye siyasi tarihine bir kara leke olarak kazınan butlan kararı kimseye genel başkanlık meşruiyeti vermez. Yargının butlan kararıyla Cumhuriyet Halk Partisine mazbatasız bir genel başkan olmaz, yakışmaz, oturamaz.
Buradan bir kez daha dilimizde tüy bitene kadar söyledik. Son nefesime kadar da söyleyeceğim. Gerçekten bu ülkeyi seven, bu iktidarı değiştirme umuduna gönül veren hiç kimsenin 1 gün dahi partinin kurultayını geciktirmeye hakkı yoktur. Derhâl kurultay yapılmalıdır.
Buradan açıkça sesleniyorum. Hangi delegeyle istiyorsanız, son delegeyle, önceki delegeyle, daha önceki delegeyle, hangi delegeyle istiyorsanız derhâl bir kurultay yapın, partiyi seçilmiş bir genel başkana kavuşturun. Cumhuriyet Halk Partisi atama kabul etmez.
Gördünüz. Bütün il başkanlarımız burada. Hoş gelmişler. Seçilmiş ilçe başkanları, seçilmiş il başkanları, belediye başkanları, üyeler. Kimse butlan istemiyor. Bir atanmışı istemiyor. Türkiye'nin demokrasisinin teminatı bu partidir. Derhâl kurultayını istiyor.
Buradan sizin huzurunuzda söylüyorum. Benim, benim bu partiyi nasıl gözeteceğimi taahhüt ettiğim kırmızı kitapta Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanının ve cumhurbaşkanı adayının tüm üyelerimizin oyuyla seçilmesi gerektiğini söylemiştik. Geçen sene 23 Mart'ta ilk sözümüzü tuttuk. Cumhurbaşkanı adayını ön seçimle belirledik.
Hiçbir bahaneye sığınmadan şimdi bir kez daha söylüyorum. Ben her delegeyle yarışa varım ancak kurultay tarihini ilan edin. Kurultay olmadan 15 gün önce Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerine sandık koyalım. 2 milyon üyeyi çağıralım. Genel başkanlığın kim olacağına 2 milyon Cumhuriyet Halk Partili karar versin.
Metni okumayı ve takibi kolaylaştıracak şekilde, konuşmanın akışına ve konu bütünlüğüne göre şu şekilde paragraflara ayırabiliriz:
O sandıktan kim çıkarsa o sandıktan kim çıkarsa resmi kurultaya o kişinin genel başkan adaylığında gidelim. Yani hem kurultaydan korkmuyorum ama gerçek bir enerji için bütün üyelerle birlikte genel başkanlık için ön seçim istiyorum. Sözüm sözdir. Eğer eğer Manisa'da 2015 ön seçiminde %84 oy alarak tüm zamanların ön seçim rekorunu kırmıştım, eğer bu ön seçiminde %85'in altında oy alırsam göreve talip olmayacağım.
Burada tarihi bir fırsat var. Bu kaostan, bu türbülanstan Cumhuriyet Halk Partisi yıpranarak değil, güçlenerek, şaha kalkarak, iktidara koşarak gidebilir, koşarak gidebilir. Bunun için aklıselimin harekete geçmesi lazım. Aklıselimin harekete geçmesi lazım. Bakın parti meclisi toplanacak. Çoğunluk sizde yok. Vicdan hakim, partililik hakim, toplayamıyorsunuz, vazgeçiyorsunuz. AK Partinin önünün partinin bayramlaşmasının bir kalabalık olabilmesi için yapılanları hep birlikte gördük. Tekrar etmek istemiyorum, utanıyorum, kahroluyorum.
TGRT'deki tipler hatırlayın, hepimize hepimize hepinize vakti geldiğinde her hakareti yapan, her haysiyet suikastını yapan TGRT'deki tipler, Muğla'ya vasi atanmışlar. Partiye partiye TGRT'den basın basın sözcüsü partiye TGRT'den basın danışmanı atamışlar. Adam sadece ve sadece bir tek amaç var, bir tek amacı var. Cumhuriyet Halk Partisini yıpratmak için günde 2 kere, 3 kere her türlü rezaleti göze alıyor, partiyi yerin dibine sokacak iftiralar atıyor. Cumhuriyet Halk Partisi bunları hak etmiyor, bunu size yaptırmayacağım.
Ömrü boyunca ömrü boyunca CHP'ye sövmüş bir anlayışı, parti düşmanı bir anlayışı, Cumhuriyet Halk Partisine her kötülüğü yapmış olan bir anlayışı partinin koridorlarına sokmak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün babaevine sokmak, canlı yayında TGRT'ye teşekkür etmek dünyanın en en en ayıp işidir. Şöyle söylüyor, şöyle söylüyor. Güya bu partinin milletvekili yaptığı birisi TGRT'ye diyor ki canlı yayında bütün süreç boyunca katkılarınız unutulamaz, iyi ki varsınız. Bu sözü söyleyen nasıl Cumhuriyet Halk Partili olabilir?
Bütün belediye başkanlarımıza hep birlikte itibar suikastı yapanların ağzını kendi söylemi yapanlar bu partiyi yönetemez. Geçen sene ön seçimde sandık başına ben de gittim, Genel Başkanım da gitti, Mansur Başkanım da gitti, önceki Genel Başkan da gitti. O gün Ekrem Başkana oy verirken TGRT, hırsızlara sahip çıkıyorsunuz diyordu. Şimdi sırf parti içi iktidar için TGRT'nin sözleri benimsenip nasıl belediye başkanlarımızı partiden atmaya, disipline vermeye kalkarsınız? Yazıklar olsun.
Mansur Yavaş bizimle birlikte doğru yerde durmuyor tarihin doğru yerinde, bizimle birlikte demokrasi tarihimizi yazıyor demokrasi tarihimizi.
Bundan önce bundan önce Mansur Başkanla ilgili zaman zaman sosyal medyada gerçek olmayan kabartmalar yapılıyor, gerçek olmayan kışkırtmalar yapılıyor. Buradan açıkça ilan ediyorum. Mansur Başkan bugüne kadar ne yaptı, ne adım attı, ne açıklama yaptıysa bilgim dahilindedir. Bundan sonra da ne yapacaksak birlikte yapacağız.
Artık genel merkezimize 24 Mayısta yapılan saldırı ve ona verilen refleks tarihi bir milattır. O tarihten öncesi vardır, sonrası da olacaktır. O tarihten önce hataya düşenler vardır, eyvallah. O tarihten önce hata yapıp butlandan sonra, saldırıdan sonra doğru yerde olanların hepsi buradadır, buradadır. Başımızın üstündedir.
Tarihin en büyük, en büyük kucaklaşmasına tarihin en büyük kucaklaşmasına, kenetlenmesine ihtiyaç var. Bunun için buradayız. Bize bina değil yürek lazım. Burada mısınız?
Genel merkezden meclise doğru yaptığımız yürüyüşle köhneleşmiş bir anlayışı geride bıraktık. O yürüyüşle AK Partinin kara düzenini geride bıraktık. O yürüyüşle AK Partinin kara düzeninden medet umanları geride bıraktık ve hedefimizi Gazinin kurduğu meclis yaptık. Hedef iktidardır.
Artık saflar netleşmektedir. Otokratlar bir tarafta, demokratlar bir taraftadır. Ben demokrasiye sahip çıkan, dayanışma gösteren tüm sendikalara, tüm meslek kuruluşlarına, tüm sivil partilere, sivil toplum örgütlerine ve tüm siyasi partilere yürekten teşekkür ediyorum.
Vakit birleşe birleşe kazanma, vakit birleşe birleşe Türkiye'yi iktidara taşıma vaktidir. Birleşe birleşe kazanacağız. Birleşe birleşe kazanacağız.
Bu cendereden bu partiyi çıkarmak için hukuki mücadele, siyasi mücadele ve canımızı, bedenimizi ortaya koyarak fiziki mücadeleye var mısınız. Bakın, öyle bir yerdeyiz ki, öyle bir yerdeyiz ki ya biz duracağız, teslim olacağız, onlar kazanacak, Türkiye kaybedecek ya da bir kez daha hep birlikte çekinmeden, korkmadan, teslim olmadan biz kazanacağız. Var mısınız.
.Tarihi bir yürüyüşü başlatıyoruz. Var mısınız. Buradan bir adım geri adım atmadan hep birlikte yürümeye var mısınız. Bu iktidar yürüyüşünde teslim olmamaya var mısınız. Ben size iktidar için mücadele vadediyorum. Var mısınız. O zaman bu yürüyüşe, bu iktidar yürüyüşüne bu meydandan başlayarak tarihe geçmeye değil, tarihi yazmaya hazır mısınız. Birlikte, benimle birlikte Anıtkabir'e yürümeye var mısınız. Hep beraber yürüyecek miyiz. Bu adım, Türkiye'nin iktidar yürüyüşünün ilk adımıdır. Yürüyelim arkadaşlar."