CHP Grup Başkanı Özgür Özel şu ifadeleri kullandı;
"Parti olarak zor günlerden geçiyoruz maalesef. Dünya siyaset tarihinde olmayan bir şey oldu. Üzerine yapılan 3 kurultaya rağmen, bugünkü iktidarı rahatsız eden bir muhalefet anlayışımız olduğu için, 47 yıl sonra partimiz 1. parti olduğu için, 24 yıl sonra AK Parti ilk kez yenildiği, ilk kez 2. parti olduğu için hedefe konduk, ağır saldırılar altında kaldık.
Ve bir dizi iftira daha ceza davasında görülmekte ve her biri tel tel dökülmekteyken, bir yandan birileri tuttu ve partinin yönetimini değiştirmeye çalıştı. Bu da siyasi hayatımızda büyük bir travma. Bu konuda dünden, kararın alındığı günden bugüne kadar tüm siyasi partiler bu kararı kınadılar, dayanışma gösterdiler, geldiler, ziyaret ettiler.
Dün İzmir'i, Manisa'yı gördünüz. Manisa'da biz bayramlaşma niyetiyle sokaklarda ilerlerken vatandaşın tepkisini, sahiplenmesini gördünüz. Bundan sonra ümit ediyorum Türkiye siyaseti bu yanlıştan elbette bir şekilde hukuki mücadeleyle kurtulacak, siyasi mücadeleyle kurtulacağız.
Bir şekilde ülkede artık insanların canına tak etmiş. 20.000 lira emekli maaşına emekliler mahkûm edilmiş. Asgari ücretliler bir kira kadar asgari ücret bile almıyorlar. Ya aç kalacaklar ya sokakta kalacaklar. Çiftçilerin durumu herkesten berbat. Ortalama çiftçi geliri yıllık 19.000 liraya düşmüş durumda, borçlar ödenemiyor. Faizin üstüne faiz biniyor, hacizler var. Esnaf kan ağlıyor, gençler umutsuz. Bu şartlar altında bizim bu iktidarı değiştirmek tek çaremiz.
İktidarın değişeceği görülüyor; anketlerle görülüyor, sahada görülüyor, sokakta görülüyor. Bunu en iyi Manisa'nın yerel basını bilir. Bundan 10 yıl önce burada ne kadar güçlüydü iktidar. 10 yıl geçmiş, 10 yıl geçmiş. Vaktiyle Manisa'da %60'larla, %50'lerle seçim kazananlar bugün Manisa'da yoklar, sokakta yoklar. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi yerel seçimlerde %60 oy aldı. En son anketlerde Manisa'da oyu %67 ve Cumhuriyet Halk Partisi bir tarih yazarak ve tüm yoksullar için, tüm işsizler için, tüm emekliler ve tüm emekçiler için tarihin akışını değiştirecek bir zafere doğru giderken, Cumhuriyet Halk Partisi yoksulluğu ortadan kaldıracak bir sosyal devleti inşa etmek üzere bir zafere doğru giderken bir darbe girişimiyle karşı karşıya.
Cumhurbaşkanı adayı ve çok sayıda arkadaşımız cezaevlerinde. Ben buradan Silivri'de, İzmir'de, Türkiye'nin dört bir yanındaki cezaevlerinde sadece Cumhuriyet Halk Partili oldukları ve bu iktidar yürüyüşünden yana oldukları için tutulan tüm arkadaşlarımıza bir kez daha sabır diliyorum, ailelerine metanet diliyorum, ailelerine güç diliyorum.
Bu zor günler geçecek. Şundan herkes emin olsun ki asla ve asla hiçbir gece sabaha kavuşmaksızın bitmez. Asla ve asla kötülük galip gelmez. Asla ve asla iyiler kaybetmez. Haksızlıklar olur ama biz hepimiz hem milletimize inanan hem Allah'a inanan insanlarız. Eninde sonunda millet kazanır, eninde sonunda iyilik kazanır, eninde sonunda dürüstler kazanır. Kim hak ettiyse o kazanır, hak eden hak ettiğini alır. Bu ülkede herkes çok iyi bir yaşam hak ediyor. Bu güzel ülkede kimse bu kadar haksızlığı, yoksulluğu hak etmiyor. Buna itiraz eden bir sosyal demokrat partinin iktidar yürüyüşüne engel olacağız diye bu kadar kötülük, bu kadar haksızlık gerçekten reva değildir, Allah'tan reva değildir. Bunu kimse kabul etmez, biz de buna teslim olmayız. Bundan sonra da mücadelemizi var gücümüzle sürdürmeye devam edeceğiz.
Manisa'ya gelince her zaman huzur buluyoruz, güç topluyoruz. Parti olarak zor günlerden geçiyoruz maalesef. Dünya siyaset tarihinde olmayan bir şey oldu. Üzerine yapılan 3 kurultaya rağmen, bugünkü iktidarı rahatsız eden bir muhalefet anlayışımız olduğu için, 47 yıl sonra partimiz 1. parti olduğu için, 24 yıl sonra AK Parti ilk kez yenildiği, ilk kez 2. parti olduğu için hedefe konduk, ağır saldırılar altında kaldık.
Ve bir dizi iftira daha ceza davasında görülmekte ve her biri tel tel dökülmekteyken, bir yandan birileri tuttu ve partinin yönetimini değiştirmeye çalıştı. Bu da siyasi hayatımızda büyük bir travma. Bu konuda dünden, kararın alındığı günden bugüne kadar tüm siyasi partiler bu kararı kınadılar, dayanışma gösterdiler, geldiler, ziyaret ettiler.
Dün İzmir'i, Manisa'yı gördünüz. Manisa'da biz bayramlaşma niyetiyle sokaklarda ilerlerken vatandaşın tepkisini, sahiplenmesini gördünüz. Bundan sonra ümit ediyorum Türkiye siyaseti bu yanlıştan elbette bir şekilde hukuki mücadeleyle kurtulacak, siyasi mücadeleyle kurtulacağız.
Bir şekilde ülkede artık insanların canına tak etmiş. 20.000 lira emekli maaşına emekliler mahkûm edilmiş. Asgari ücretliler bir kira kadar asgari ücret bile almıyorlar. Ya aç kalacaklar ya sokakta kalacaklar. Çiftçilerin durumu herkesten berbat. Ortalama çiftçi geliri yıllık 19.000 liraya düşmüş durumda, borçlar ödenemiyor. Faizin üstüne faiz biniyor, hacizler var. Esnaf kan ağlıyor, gençler umutsuz. Bu şartlar altında bizim bu iktidarı değiştirmek tek çaremiz.
İktidarın değişeceği görülüyor; anketlerle görülüyor, sahada görülüyor, sokakta görülüyor. Bunu en iyi Manisa'nın yerel basını bilir. Bundan 10 yıl önce burada ne kadar güçlüydü iktidar. 10 yıl geçmiş, 10 yıl geçmiş. Vaktiyle Manisa'da %60'larla, %50'lerle seçim kazananlar bugün Manisa'da yoklar, sokakta yoklar. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi yerel seçimlerde %60 oy aldı. En son anketlerde Manisa'da oyu %67 ve Cumhuriyet Halk Partisi bir tarih yazarak ve tüm yoksullar için, tüm işsizler için, tüm emekliler ve tüm emekçiler için tarihin akışını değiştirecek bir zafere doğru giderken, Cumhuriyet Halk Partisi yoksulluğu ortadan kaldıracak bir sosyal devleti inşa etmek üzere bir zafere doğru giderken bir darbe girişimiyle karşı karşıya.
Cumhurbaşkanı adayı ve çok sayıda arkadaşımız cezaevlerinde. Ben buradan Silivri'de, İzmir'de, Türkiye'nin dört bir yanındaki cezaevlerinde sadece Cumhuriyet Halk Partili oldukları ve bu iktidar yürüyüşünden yana oldukları için tutulan tüm arkadaşlarımıza bir kez daha sabır diliyorum, ailelerine metanet diliyorum, ailelerine güç diliyorum.
Bu zor günler geçecek. Şundan herkes emin olsun ki asla ve asla hiçbir gece sabaha kavuşmaksızın bitmez. Asla ve asla kötülük galip gelmez. Asla ve asla iyiler kaybetmez. Haksızlıklar olur ama biz hepimiz hem milletimize inanan hem Allah'a inanan insanlarız. Eninde sonunda millet kazanır, eninde sonunda iyilik kazanır, eninde sonunda dürüstler kazanır. Kim hak ettiyse o kazanır, hak eden hak ettiğini alır. Bu ülkede herkes çok iyi bir yaşam hak ediyor. Bu güzel ülkede kimse bu kadar haksızlığı, yoksulluğu hak etmiyor. Buna itiraz eden bir sosyal demokrat partinin iktidar yürüyüşüne engel olacağız diye bu kadar kötülük, bu kadar haksızlık gerçekten reva değildir, Allah'tan reva değildir. Bunu kimse kabul etmez, biz de buna teslim olmayız. Bundan sonra da mücadelemizi var gücümüzle sürdürmeye devam edeceğiz.
Bizim partimizde bir an önce seçimin yapılmasını, normalde bizimle birlikte hareket eden 115 milletvekilinin yanında Sayın Kılıçdaroğlu'na katkı sağlayan geçmişte veya onun görüşlerini paylaşan 10 arkadaşımız da bir an önce seçim dedi. 81 il başkanımız, örgütümüz, bütün üyelerimiz, herkes seçim diyor. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu hatayı yapmayacağını, bu mahkeme kararını bir irade gaspına döndürmeyeceğini, seçimle gelmediği bir partiyi yönetmeye kalkmayacağını ümit ediyoruz. Bu kurultaya gitmenin yolu çok belli ve hızla bu kurultaya gidebiliriz. Ayrıca bu kurultay kararı alındıktan sonra, yani 40 gün 45 gün sonra kurultay yapılacakken ben Sayın Kılıçdaroğlu'na bir çağrıda bulunuyorum. Bu benim seçim vaadimdi, tüzüğümüze de yazmıştık. Bundan sonraki süreçlerde de bunu uygulamak partiyi de çok güçlendirir. Bizim 2.000.000 üyemiz var. 2.000.000 üyemize, illerimizde ilçelerimizde benim Cumhurbaşkanı adayını belirlerken yaptığım gibi sandığı koysun. 2.000.000 üyemiz koşar gelir, bayram havasında oylarını kullanır. Kim adaysa tüm üyelerimizin kararıyla belirlensin. Çünkü üyeler ne yapıyor, mahalle delegesi. Mahalle delegeleri ne yapıyor, ilçe ve il delegeleri. Onlar kurultay delegesi seçip en son karar veriliyor, üyeler adına bir piramit gibi Ankara'ya doğru giderek.
Ben hangi delegeyle istiyorsa seçime girmeye hazırım. Ayrıca seçimden önce o 40 günlük sürenin ortasında tüm üyelerimize soralım. Üyelerimiz, 2.000.000 üye kimi seçerse onun elini kaldırıp tek aday olarak da kurultaya gidelim ve bu zaman Türkiye'ye çok iyi bir örnek de olmuş olur hem de bütün tartışmalar biter. Yani efendim, o delege mi bu delege mi? Hangi delegeyse ben varım, tüm üyeyle varım. Manisa'da yapılan 2015 yerel seçimini siz en yakından takip ettiniz, o zaman da ETV televizyonu vardı. Manisa'ın kıymetli yerel basınının hemen hepsi burada. O seçimde ben bütün üyelerle ön seçimde %84 oyla tüm zamanların Türkiye rekorunu kırdım. Bugün %85'in altında bir oy alırsam üyelerimizden, Genel Başkanlığa devam da etmem. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanıyla bütünleşmiş, bir tek aykırı sesin olmadığı, o kurultaydan sonra girdiğim 3 kurultayda geçerli oyların tamamını aldığım, en son 1303 oyla seçildiğim, sonra ziyaretine geldiğimde babasının yanında hep Gülşah kurultayı izledi ve sürekli ekranlara 1303 yazdıkça 4 4 ben de varım dediği bir süreci yaşadık. Hasta yatağında ölümüne 4 gün kala Gülşah evladımızın 1304'üncü oyu ölüm yatağından verdiği, hasta yatağından verdiği bir süreci yaşamışız. Şimdi burada demokrasi diyecekseniz, sonra elinizdeki mahkemeyle bir siyasi partinin genel başkanı değiştireceksiniz. O da orada oturacak ve partiyi yönetecek, böyle bir şey olmaz. Yani bu, siyasi tarihe kara bir leke olarak geçti. Kaç gün sürebilir, ne kadar sürebilir yani, ne yapılabilir?
Ama takip ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi baba evi, buradan bayramda mesajımı şöyle vereyim: Duyuyorum, Karadeniz'deki neredeyse bütün belediye başkanları istifa edelim yanına gelelim, aman dedim yapmayın. İlk gün üyelerde 8.000-10.000 tane istifa olmuş, hemen söyledik yapmayın diye. Kimse partisinden istifa etmesin, kimse partisinden ayrılmasın, kimse partisinden umudunu kesmesin. Biz bu sorunu bir şekilde hallederiz. İkinci bir ricam da partiyi sahiplenen ve öfkelenen partililerimize. Geçmişte bizim rakibimiz olan, bizi desteklemeyen kişiler parti binalarına geldiğinde sanki butlan kararından onlar sorumluymuş gibi bazı arkadaşlar tepki göstermişler birkaç ilimizde olmuş, nasıl yaparsınız nasıl edersiniz. Arkadaşlar, butlan kararının olduğu gün bir milattır. Ya da o karardan sonra polisin bizi gelip partimizden sokağa attığı, gaz sıktığı, jop vurduğu gün bir milattır. O günden sonra butlana sahip çıkanlar butlancıdır ve bizim onlarla bir gönül bağımız elbette yoktur. Ama o günden önce hangi görüşte olursa olsun, butlan kararından sonra koşan partiye gelen herkes kardeşimizdir, partilimizdir. Kimse kimseye eski tutumlarından dolayı, eski desteklediği Genel Başkandan dolayı bir tavır da göstermesin. Partimizde kardeşliği, birliği, beraberliği sağlamak durumundayız. Ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu kurultay kararını 1 Haziran'da Parti Meclisi var, orada kurultay kararını aldığı takdirde Kemal Bey ile de, onu destekleyen ya da onunla birlikte hareket eden kimseyle de bir derdimiz bir sıkıntımız kalmaz, biz yolumuza bakarız, Türkiye yoluna bakar. Mesele partiyi iktidar yapmak meselesidir. Şu aşamada kırılıp, kızıp kimsenin partiden ayrılmasını istemeyiz. Öyle yeni parti falan kuracağımız yok, Atatürk'ün partisine sahip çıkacağız, mücadele edeceğiz. Mutlaka ve mutlaka bu kurultay yapılacak. Bizi partinin dışına atmaya çalışanların bir niyeti varsa onu bilmem ama biz buradayız ve mücadeleyi burada sürdürüyoruz.
Devlet Bahçeli ile zaten biz, her bayramda her kandilde görüşüyoruz. Yaşım onu gerektirir. Devlet Bey'i hep ben arıyorum. Kendisine nezaket gösterdiler dün akşam hani bugünü beklemeksizin aradılar, bayramımızı kutladılar. İyi dileklerini söylediler. Takip ettiklerini işte yağmurda ıslanmamızı memleketimizdeki karşılanmamızı İzmir'deki, dün yapmış olduğumuz toplantıyı, coşkuyu bunlardan bahsederek sağlık dilediler. Bunun dışında da bir şey söylemedi zaten. Sayın Bahçeli bir başka siyasi partinin genel başkanı.
Nasıl bizim HP'de işte illerde görevden almalar oluyor. Çeşitli tasarruflar oluyor, teşkilat kapatmalar oluyor. Dikkat ettiyseniz açıp ağzımızı bir kelime söylemeyiz. AK Parti il başkanını görevden alır, biz o iç işlerine kimsenin karışmayız. Yani bir başka partinin siyaseti ile ilgili değerlendirmeler siyasi partiler arasında bir sınır çizgisi vardır orada o çizgiyi geçmedik, geçmeyiz. Devlet Bahçeli'nin de dün bana söyledikleri tamamen nazik bir iyi dilekler ve bayram tebriğinden ibarettir.
Onun dışında Cumhuriyet Halk Partisi kendi sürecini yürütecek, kendi kararlarını verecek. Devlet Bahçeli'nin şu tespitine ne diyeyim şimdi sizden? Yani CHP'de yaşananlar Türkiye'ye zarar veriyor. Bunu istemeyiz. Çünkü CHP herhangi bir siyasi partide değildir yani dün kurulan partiyi bugün kapatırsınız olur geçer. Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyet'ten önce kurulmuş partidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e partinin resmi 1. Kurultay'ında 1. Kurultay diye söylendiğinde "2. Kurultay" diyor. Düzeltiyorlar, "Efendim, 1. Kurultay falan." "Birincisini Sivas'ta yapmadık mı?" diyor. Sivas Kongresi Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1. Kongresi'dir. Bu partiyi sarstığınızda milleti sarsarsınız. Bu partiyi üzdüğünüzde milleti üzersiniz. Bu partiye şimdi... Dün İzmir'i takip ettiniz. 100 arabanın 99'u korna çalıp destek mi verir? Dün Manisa'ya geldiniz, Manisa'yı izlediniz. Her bir esnaf koşup araca mı koşar, selam mı verir? Yoldan geçen herkes, adım gibi bildiğim AK Partililer MHP'liler, "Hemşerim seninleyiz arkandayız. Bu yapılanları kınıyoruz." diyor. Şu cami, Hatuniye Camii her görüşten insanın çok olduğu, bulunduğu konum itibariyle cemaati itibariyle muhafazakar bir caminin olduğu bir yerdir. Herkes mi destek söyler? Cumhuriyet Halk Partisi o yüzde 99 mu arkadaşlar?
Bugün sahadaki sokaktaki tepki milletin tepkisi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu sonrasında bugün oy veriyor vermiyor fark etmez. Ülkenin kurucu partisine sahip çıkıyor insanlar. Yapılanları doğru bulmuyorlar. O yüzden bizim oyumuz Manisa'da tamam yüzde 66 son ölçüldü. Son seçimde yüzde 60 aldık ama ben genel başkan olmadan önce yüzde 30 oy aldığımız bir yer burası bizim ve burası böyle ayağa kalkıyorsa herkes aynı şeyi söylüyorsa insanlar bundan bir şey çıkaracaklar. Bu partinin hızlı bir şekilde kendi iç meselelerini, hızlı bir şekilde kendi kendine halletmesi lazım.
Sorun benimle Kemal Bey arasında değil, milletle Tayyip Bey arasındadır. Milletle Sayın Erdoğan arasındadır. Verdiği talimatları abartanlar, yargı kolları olarak görev yapıp da şimdi yani ülkenin 25,5 milyon kişinin imza verdiği, 15 milyon kişinin oy verdiği Cumhurbaşkanı adayını içeri atıp gözü dönmüş bir şekilde sürekli birilerine iftira attırıp ağzından aldığı kelimeyle ağzından çıkan herkesi içeri atan ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni yok etmeye çalışan bir adalet bakanı ile karşı karşıyayız.
Onun kişisel sorunu Adalet Bakanlığı yaptığı sırada Adalet Bakanlığı yapmadan önce savcılık ve hakimlik yaptığı sırada başka maaş alamazken bir servet edinmiş. 190 yıl çalışsa ve bir kuruş harcamasa biriktirse maaşlarını, onunla aldığı 16 tane tapunun hesabını veremeyen bu tapuların gerçek olduğunu bin kere de söyledik Çevre Bakanlığı'nın da bildiği aktif tapuları gösterip pasifleri sakladığı, aldığı evleri, sattığı evleri gizlediği bir servet edinmiş ve İBB borsasından geçinmiş birisinden karşı karşıyayız ve o partiye bunları yapıyor. Benim ona karşı eğilecek 1 santimim yok da bana ne pazarlıklar ne teklifler ne iğrençlikler. Şu kadar eğilecek bir halim yok da ama ülkeyi felakete sürüklüyor.
Erdoğan kendi partisinde bir demokrasi kahramanıydı. Yasaklardan geldi hapisten çıktı. Seçime girdi, seçim kazandı, yüzde 30'u 50 yaptı falan. Şimdi ne oldu? Gerileme başlayınca millete değil, üstünde cübbe giydirdiği yargı kolları başkanına güvenerek operasyonlar yaparak seçimde kalıyor. Ben bir bahçıvanın torunuyum arkadaşlar. Ha şurada aşağıda Kuşlubahçe'ye giderken dedemin bahçesinden yetiştik biz yani. 2 tane emekli öğretmenin çocuğuyum ve bu millet iktidarı değiştirmeye karar vermiş. Şimdi bütün gücü elinde tutan birinin bize bunları yapmasına seyirci mi kalacak sanıyorsunuz? Ne hale getirdiler? O yüzden bu işler olmaz. Yapamazlar, millet izin vermez.
Geçmişte Erdoğan'a sahip çıkan bu millet 3 aylık hapis için 14 aylık rakibini yatırdığını görüyor. Kendisinden 25 yaş, 30 yaş genç birisine haksız bir şekilde saldırdığını görüyor. Geçmişte ona sahip çıkan millet, aynı duygularla şimdi bize sahip çıkıyor. Hasretliği, fesatlığı bıraksınlar. Milletin dediği olur, milletin sesini dinlesinler.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup başkanını, Cumhuriyet Halk Partisi'nin grubu belirler. Grup iç yönetmeliğinde açıkça yazıyor, grup başkanı bir şekilde boşalırsa derhal ilk kapalı toplantıda yenisi seçilir. Milletvekillerimiz 1 oy fireyle bu seçimi yapmışlardır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanıyım diye mahkeme kararıyla Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olsa bile milletvekili olmadığı için grup başkanı olamaz. O yüzden grupta bir seçim yapılmıştır. Biz Meclis Başkanlığı'na sorduk geçtiğimiz günlerde de yaptığımız iş ve işlemlerin uygun olduğunu tescil ettiler. İsteyen istediği yazıyı yazabilir. Meclis Başkanlığı da durumu inceler ve kararını verir.
Biz ayrıca da dün Meclis Başkanlığı'ndan, Genel Sekreterlik'ten grup müdürlüğümüze bu konuda herhangi bir işlem olmadığını, usulüne uygun yapılan işlemlerle grup başkanlığımızın tescil edildiğini, internet sitesine de işlendiğini söylediler. Durumda bir değişiklik yok. Yine de herkes şey yapar ama şu kadarını söylemek istiyorum yani seçimleri yok sayma kültürü bu partinin kültüründe yok. Kurultay'ın verdiği bir kararı hazmetmemek yok. O Kurultay delegesiyle, 2 olağanüstü kongrede o Kurultay delegelerinin tamamının oy verdiği genel başkana şimdi dönüp de o Kurultay delegeleriyle bile seçim yapmaya cesaret etmemek yok. Şu kadarını söyleyelim arkadaşlar meseleyi çok basitçe ortaya koyalım. Son diyeceğim de bu olsun başka soru yoksa.
Bir kurultay yapılmış. Kurultay'da hile olmuştu, Kurultay delegelerinin iradesi fesatlanmıştı diyorlar ki o delege 2 kere daha geldi seçim yaptı. Şimdi bunu söyleyenler Kurultay'dan kaçıyor. Kurultay'da hile yaptı normalde kazanamazdı dedikleri de Kurultay istiyor. Bunda bir yanlışlık yok mu? Arkadaşlar mademki Kurultayı biz kazanamazdık ne kaçıyorsunuz? Gelin yapalım kurultayı. Kurultay'da hile vardı biz kazanacaktık diyenler Kurultay'dan kaçıyor, hile yaptı dedikleri Kurultay istiyor. Bu işte bir yanlışlık yok mu? Milletimize emanet ediyorum bu 2 soruyu yani.
Maalesef şuan iki CHP var. Bir tanesi atanmış CHP, bir tanesi seçilmiş CHP. Ben seçilmiş CHP Genel Başkanıyım. Son yapılmış 4 kurultayda genel başkan seçilmiş kişi benim. Bir de mahkemenin atadığı, bir butlan kararıyla atadığı bir genel başkan var. Ben Sayın Kılıçdaroğlu Kemal Bey seçildiği her seferinde önümü ilikledim, genel başkanım dedim ona, onunla çalıştım, ona hizmet ettim. Bunda da hiçbir tereddüt duymadım.
Kemal Kılıçdaroğlu yeniden aday olursa, yarışırsa, kazanırsa genel başkan olur. Ama atanmış olarak bu göreve devam etmesi partimiz için bir felaket olur. Bunu söyledim."