GÜNDEM

Özgür Özel’den dikkat çeken açıklama; “Bizi o makamdan delegeden başka kimse kaldıramaz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yeniden grup başkanı seçildiğini açıkladı, kurultayın en kısa sürede yapılması gerektiğini söyledi.

Abone Ol

Genel Merkez'deki oylama yeniden CHP Grup Başkanı seçilen Özgür Özel basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Özgür Özel açıklamalarında şu ifadeleri kullandı;

"Bundan 3 yıl önce yine bir kapalı grup toplantımızda grup başkanı seçilmiştim. Ondan yaklaşık 5 ay sonra da bu kez yapılan kongremizde genel başkan seçilmiştim. Grup iç yönetmeliğimize göre mevcut genel başkan otomatikman grup başkanıdır. Bu bu şekilde sürerken malum çok tartışmalı, hukuken tanımadığımız, Türkiye'deki aklı başında hiçbir hukukçunun savunmadığı mutlak butlan kararı çıktı ve bu karar çeşitli birimlere yollandı. Yarın öbür gün bu kararın Meclise de yollanması ve meclis bürokrasisi tarafından da veya meclis yönetimi tarafından da bu kararın kıymetlendirilmesi ihtimali, ki doğru bir ihtimal değildir ama, bu kez Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkanlığında bir boşalma olduğu noktasına işaret edebilirdi.

Bizim bugün, malum bu tartışmalar olduğunda sizin de takip ettiğiniz gibi, 3 gün öncesinden kararını aldığımız ve arkadaşlarımızı toplantıya çağırdığımız bir kapalı grup toplantımız vardı. Tabii butlan kararı çıkınca grup iç yönetmeliği çok net. "Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa ilk kapalı grup toplantısında seçim yapılır." diyor, özel bir hüküm var. Öyle olunca bu ilk kapalı grup toplantısında ben bu hukuki gerekliliği, bu ihtimali gündeme getirdim. Arkadaşlarımızın önerisiyle yeniden grup başkanlığı seçimi oldu. Arkadaşlarımız tarafından aday gösterildim ve kullanılan oyların birisi dışındaki tüm oyları alarak, bir de tabii bugün burada yapılacak toplantıya sağlık mazeretleri, hastanede yatan arkadaşlar, yurt dışında olanlar da yazılı olarak mazeret bildirdiler. Onların da destek ifadeleriyle ve daha sonra da seçim olacağını bilmiyorduk biz, seve seve gelirdik diyen çok sayıda da arkadaşımız var ama görünürde 110 arkadaşımızın açık desteğiyle yeniden grup başkanı seçildim.

Bu konu, artık her kararın istismar edildiği yerde Meclise de bunu sirayet ettirme ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunda bir boşluk yaratılma ihtimaline karşı ve biraz da aslında bunun böyle olmasını ben de istedim şu açıdan; olur olmaz yerlerde okuyoruz, butlan kararının arkasında efendim işte 90 milletvekili var falan. Bugün 110 milletvekilinin hangi kararın arkasında olduğu, ki bunun üzerine de yapılan açıklamaları da siz takip ediyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi grubunda bilinen ayrışmanın ötesinde bir ayrışmanın olmadığının görülmesi çok önemli. O yüzden hep birlikte bu kararı aldık.

Ben hem partinin seçilmiş genel başkanıyım hem bir kez daha seçilmiş grup başkanıyım. Grup başkanı Cumhuriyet Halk Partisinde Meclisi kendi kararıyla her istediği zaman grup toplantısına çağırabilir. Salı günleri yaptığımız grup toplantıları da pazartesi gününden, bir gün sonraya çağırdığımız ama açık ama kapalı grup toplantılarıdır. Bu toplantıya grup başkanı başkanlık eder. Tabii grup başkanı partinin genel başkanından birlikte bu toplantıya zaman zaman katılır, kürsü teklif eder kendisine.

Ancak bu şartlar öyle bir süreç değil. Bugün zaten hani hepiniz takdir edersiniz ki sahadaki, sokaktaki, üyelerdeki duygu durumuna bakıldığında bu butlan kararından sonra partinin bir genel başkan değişikliği olduğunu hiçbir üye kabul etmiyor. Milletvekili grubunun durumu açık. Orada zaten ben Sayın Kılıçdaroğlu'nun da bir atanmış, yani AK Parti yargısının göreve geri getirmeye çalıştığı bir butlan kararıyla gelip de grup toplantısında konuşma yapmak ya da benden grup kürsüsünü kendisine teklif etmemi bekleyeceğini zaten düşünmüyorum. Zaten öyle bir şey yok. Zaten o şartlar altında öyle bir şeyi kendi de istemez, toplumsal kabul de görmez bu.

O yüzden yapılacak grup toplantısında ben kurultayımız yapılana kadar grup başkanı olarak, kurultayımız yapıldıktan sonra da yeniden genel başkan ve grup başkanı olarak haftalık grup toplantılarımızı elbette ben yapacağım. Bunun dışında şöyle haberler bir iki okudum, yorumlar; işte uzlaştılar, biri genel başkan olacak, biri grup başkanı olacak. Arkadaşlar böyle bir uzlaşı yok. Çünkü biz zaten bu butlan kararını tanımadığımız için tanımadığımız bir kararla uzlaşacak halimiz yok. Ama şöyle bir uzlaşı olacak ve onun olması elzem ve herkesin istediği bu. Herkesin istediği, herkesin beklediği mesele, ben alayım. Herkesin istediği, herkesin beklediği, bir müsaade edin de arkadaşlar. Herkesin istediği ve herkesin beklediği bir tek şey var, o da kurultayın tüzüğümüzde öngörülen en kısa sürede, bu da 40 gün gibi bir süredir, 40 günlük bir süre içinde toplanması, partinin bu tartışmalardan çıkıp iktidar yürüyüşünü sürdürmesi.

Şimdi en son Panorama'nın dün mayıs ayı değerlendirmesi geldi Panorama TR'nin. Panorama TR'nin mayıs ayı değerlendirmesinde Cumhuriyet Halk Partisi %34.8 oy oranına kavuşmuş durumda. Bu şartlar altında buraya nasıl kavuştuk? Vatandaşın sorunlarını konuşarak, mücadele ederek ve çalışarak kavuştuk. %25'lik cam tavanı kırdık, %35'lik camı taban yapıp %40'ı aşmanın telaşı içindeyken bu türbülanslar geldi. Her şeye rağmen partinin bu oy oranı kıymetli. Her anket bir öncekinden, geçen aydan daha iyi geldi ama şimdi bu türbülanslar bizi iktidar yürüyüşümüzden geri tutmamalı, engellememeli.

Bir an önce, bir an önce zaman geçirmeksizin kurultay kararının alınması gerekiyor. Ben bugün milletvekillerimizle görüştüm, şimdi parti meclisimizin görüşünü alacağım. Yarın il başkanlarının görüşleri alınacak. Yani yarın olur, pazartesi olur ama gecikmeden dün Sayın Kılıçdaroğlu'yla, Kemal Bey'le görüştüğümüzde demiştim; ben arkadaşların görüşlerini alacağım, ardından da bir temas kurarız diye. Tahmin ediyorum biz bir görevlendirme yaparız teknik boyutta. Kemal Bey'den de bu görevlendirmeyi talep ederiz, oturur arkadaşlarımız ve hızlı bir şekilde partiyi sağ salim, ayrışmadan, bölünmeden, tartışmadan 40 gün içinde ya da bayramdan sonraki 40 gün içinde, ilk mesaiyi takip eden 40 gün içinde nasıl yapacaksak kurultaya götürürüz ve artık bu kâbus biter.

Devamında yine herkesin umutlarını besleyen iktidar yürüyüşümüz başlar. Bu anlamda bir kez daha hiçbirisi kendisini dışarı bırakmayan bütün siyasi partilerin, muhalefet partilerinin değerli liderlerine bu konuda değerlendirme yapan ve bunu bir parti meselesi değil, demokrasi meselesi olarak görenlere ve bu büyük, görülmemiş toplumsal desteğe, iktidar partisine oy veren seçmenlerin sahadan gelen tepkilerini iletiyor arkadaşlar. Bize yapılmamasını istediğimizi kimseye yapmayız. Tayyip Bey'e bunu yapacaklarsa nasıl yanlışsa Özgür Bey'e yapıldığında da yanlıştır. Esas olan sandıktır diyen, bize hiç oy vermemiş, belki hiç oy vermeyecek ama büyük bir ferasetle Türkiye'nin geleceğini düşünen tüm vatandaşlarımıza da teşekkür ediyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu telefon görüşmemizde kendisi en uygun zamanda kurultay yapalım demişti. Ben de en uygun zamanın en kısa zaman olduğu görüşümü ifade etmiştim kendisiyle. Bu çerçevede arkadaşlarımız herhalde görüşürler ve ona göre en doğru karar hep birlikte verilir. Ama burada hiç şüphe yok ki, siz de görüyorsunuz, en uygun zaman en kısa zamandır. Bu hiç istemediğimiz, aslında hiç de meşru olmayan ara dönemden partimizi hızla çıkarmak durumundayız.

Siyasette çeşitli gelişmeler olur, ona göre pozisyonlar alınır. Biz dün telefonda birbirimize görüşlerimizi ifade ettik. Şimdi teknik arkadaşların görüşmeleri yapma zamanı. Ondan sonrasında kurultay kararı alındıktan sonra, ben bundan önce defalarca Sayın Kılıçdaroğlu ile yüz yüze görüştüm, büyük bir memnuniyetle o zaman yine görüşürüm. Ama 40 gün sonraki kurultay kararını, gazete ilanını okumam lazım. Ondan sonra elbette önceki genel başkanımızla yüz yüze de görüşürüz, oturur sohbet de ederiz. Ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra.

Kurultaya gitmediğinde 40 günü bekleyecek halimiz yok. Öyle 40 gün bekleyelim ondan sonra değil. Biz Kemalş Kılıçdaroğlu'yla bu konuyu arkadaşlarımız görüşecekler. 40 gün içinde kurultayla ilgili o bir karar verir ve bir adım atarsa bu hem partimiz için hem ülkemiz için ama hem de kendisi için en doğru karar olacak. Çünkü ben gerçekten üzülüyorum. Bazı işte sloganlara, bazı tepkilere. Sonuçta bunlar partimizde geçmişte seçilerek genel başkanlık yapmış birisine yönelik bu tepkilere ve sokağın sesini duyuyorsunuz. Görüyorsunuz arkadaşlar bunu ben anlatmayayım yani size. O yüzden 40 gün sonraya en kısa sürede kurultayla ilgili adımı Kemal Bey'in atması ya da bu adımı müştereken atmamız partinin de Kemal Bey'in de menfaatine. Yoksa biz bu noktada bize siyasi partiler kanununun, tüzüğün verdiği tüm imkanları kullanarak en kısa sürede kurultay için adımlarımızı atacağız zaten.

Öncesinde arkadaşların konuşması bu yönden çok zaruri. O toplantı önceden görüşen arkadaşlarımızın da müştereken karar verdiği gibi 40 gün sonrasına bir kurultayı toplamak üzere o günkü PM'yi toplantıya çağırma toplantısı olursa ona zaten sadece ben değil, herhalde o toplantıya girerken giren bütün parti meclisi üyelerini bugün pozisyonları ne olursa olsun ve Kemal Bey'i de buradaki herkes misafirperverlikle karşılar. Yeter ki çıkışta 40 gün sonrasına kurultay kararı almak üzere o salon kullanılmak istiyor olsun.

Ama delegenin vermediği bir yetkiyi kullanmak üzere birtakım şeyler insanlarda birtakım niyetlerin olduğu ifadesi bu kadar sert eleştiriliyor. Bu kadar toplumsal reaksiyon alıyor. En kısa sürede kurultay yapmak için olduktan sonra elbette ki buraya gelişi herkes memnuniyetle karşılar, memnuniyetle uğurlar. Ama bu konudaki kanaatin önceden açık bir şekilde ifade edilmesi kıymetli olur.

Cumhuriyet Halk Partisi tarihini ben iyi biliyorum ve maalesef Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde çok haksız eleştiriler aldığı hatta bazen çok haksız operasyonlardan, çok ahlaksız operasyonlardan sonra görev değişiklikleri oldukları ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir şekilde bunu kendi içinde bu ahlaksızlıklara kimsenin prim vermediği için birlik ve bütünlük halinde atlattığı süreçleri hep birlikte yaşadık. Şunu söylemek lazım. CHP'ye ahlaksızlık yapılıyor, doğru ama bize karşı yürütülen bu gayriahlaki operasyonları kıymetlendiren bir söylemi ben kıymetlendirmem. Çok net bir şey söyleyeyim. Yani söyleniyor, soruluyor her fırsatta. Efendim işte hakkında suçlama olan belediye başkanlarımızın üyeliklerini askıya alma, bir ara böyle bir yola çıkış falan söyleniyordu.

Arkadaşlar örneğin Bayrampaşa Belediye Başkanı 3 kez kendisine, AK Parti'ye geç Cumhur İttifakı'na geç operasyon yapmayalım, Silivri'de yatıyor parti değiştirmedi diye. Şimdi biz tutacağız bu arkadaşımızı partiden uzaklaştıracağız, öyle mi? Suçu ne onun? Parti değiştirmemek. Ekrem İmamoğlu bu iktidarı rahatsız edip cumhurbaşkanı adayı olup iktidara yürüyor olmasaydı, ben CHP'nin adayı falan değilim, tamamım. Bugün Ekrem İmamoğlu dese ki ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum. Daha da cumhurbaşkanı adayı değilim. Ne haliniz varsa görün dese Ekrem İmamoğlu zaten içeride kalmaz. Onun suçu AK Parti'yi yenme suçu ve CHP'li olarak.

Hakan Bahçetepe için 9 ay iddianame yazamadılar. Neymiş efendim? Belediye meclis çoğunluğu AKP'deymiş. Hakan Bahçetepe kendisi AKP'ye geçse içeride mi olacak? Şimdi biz bu arkadaşları ahlaksızlıkla suçlayacağız ve bunun üzerinden üyeliğini askıya alacağız. Geçmiş zaman İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza 780 yıl istendiğinde onu rüşvetle, irtikapla suçladıklarında ben gittim yanında oturdum. İyi ki de yanında oturmuşum. İyi ki de yanında oturmuşum. İyi ki o gün biz Aziz Kocaoğlu'nun üyeliğini askıya almamışız. Aziz Kocaoğlu'nun yanında kaya gibi durmuşuz.

Ben şuna eminim ki bu yüce çatı altında size söylüyor, ben Ekrem İmamoğlu'nun yanında durduğum için de bütün arkadaşlarımın yanında durduğum için de hiçbir zaman mahcup olmayacağım. O yüzden bugünkü siyasi konjonktür gelince partiye yapılan bu saldırılara karşı kendi bu partinin genel başkanları Atatürk'ten aldıkları bir görevle bu partide yaşı ne olursa olsun herkese ağabeylik, babalık yapması gereken kişilerdir.

Bana gelip de bana gelip de birisi kolumdan çekip de kızın okulda hırsızlık yapmış dediğinde ben onu şimdilik evlatlıktan reddediyorum demem, yapmaz benim evladım derim. Buradan bir kez daha söylüyorum. Ekrem Başkandan başlayıp en son yapılan haksız tutukluluğa kadar kime gayriahlaki suçlama yöneltiliyorsa onlar bizim evladımız ve bu babaevinde, babaevini kuran Atatürk'ün koltuğunda oturan birisi olarak söylüyorum ki yapmaz benim evladım. Ben onu evlatlıktan reddetmem, ne geçici ne kalıcı. Yapmaz bizim evladımız.

Biz delegemiz bizi layık gördüğü makamdan uzaklaştırmadıkça ya da görev süremiz dolup da bir başkasını orada layık görmedikçe delegemizin "otur" dediği yerde otururuz ve bizi onlardan başka kimse kaldıramaz."