İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan şu ifadeleri kullandı;

"İYİ Parti olarak 25 Ekim 2017'de kurulurken temel amacımız; yok olduğunu düşündüğümüz adalet düzenine, zayıflayan demokrasiye, mevcut iktidarın uygulamalarına ve toplumdaki kutuplaşmaya karşı milletimizi ortak bir paydada buluşturmaktı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözünden hareketle, kendisini Türk hisseden herkesi aynı bayram sofrasında buluşturmak için yola çıktık. Kurulduğumuz günden bugüne kadar da ilkelerimizden ve siyasi çizgimizden taviz vermedik.

Ancak Türkiye'deki seçim sistemi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği yüzde 50+1 şartı nedeniyle geçmişte farklı ittifakların içerisinde yer aldık. Son mahalli idareler seçimlerine ise İYİ Parti olarak bağımsız girdik.

Bugün de Türk milletiyle kucaklaşmak ve milletimizin bizden beklediği siyasi noktaya ulaşabilmek için sahada çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Seçim çalışmalarımızı ve parti programımızı bu doğrultuda yürütüyoruz.

Son dönemde gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda da bunu açıkça ortaya koyduk. Ankara'daki programımızın ardından Balıkesir'de Kuvayımilliye Meydanı'nda geniş katılımlı bir buluşma gerçekleştirdik. Siyasi parti ayrımı yapmadan, Türk bayrağının altında bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını davet ettik.

Bugün özellikle şunun altını çiziyorum: Seçim takvimi henüz ortaya çıkmamışken ittifakları konuşmak doğru değil.

Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi seçim takvimi açıklanmadan, şartlar netleşmeden birtakım ittifak senaryolarının gündeme getirilmesini veya bunların siyasi partiler üzerinde bir baskı unsuru gibi sunulmasını siyasi mühendislik olarak değerlendiriyorum.

Ben hep "Erken öten horozun başını keserler" diyorum.

Mevcut iktidarın kendisine güçlü bir muhalefet oluşturabilecek siyasi yapıların önünü kesmeye çalıştığını düşünüyoruz. Ekrem İmamoğlu örneğinde de bunu gördük. Kendi partisinin gerçekleştirdiği ön seçim sürecinin ardından cumhurbaşkanı adayı ilan edildi, bugün ise Silivri'de bulunuyor.

Dolayısıyla mevcut iktidarın karşısında güçlü ve bütünleşik bir muhalefet ihtimali ortaya çıktığında buna yönelik engellemelerin de gündeme geldiğini düşünüyoruz.

Bugün kendisini milliyetçi olarak tanımlayan, Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerini benimseyen farklı siyasi yapılar var. Onlar kendi siyasi faaliyetlerini sürdürüyor, biz de İYİ Parti olarak kendi siyasi mücadelemizi sürdürüyoruz.

Bizim söylediğimiz ise çok açık.

Yarın seçim takvimi açıklandığında; derdi millet, vatan, bayrak, Cumhuriyet ve Atatürk'ün bize bıraktığı değerler olan herkesle aynı çatı altında buluşmaya hazırız.

Ancak o gün geldiğinde bugün kendisini milliyetçi olarak tanımlayan veya mevcut iktidara karşı muhalif olduğunu söyleyen yapıların gerçek önceliklerini de göreceğiz. Mesele siyasi makamlar ve koltuklar mı, yoksa gerçekten millet ve vatan mı, o gün ortaya çıkacak.

İYİ Parti olarak dün milletimizle birlikteydik, bugün milletimizle birlikteyiz, yarın da milletimizle birlikte olmaya devam edeceğiz.

Bu yaklaşımın yalnızca Eskişehir'de değil, Türkiye genelinde ciddi bir karşılığının bulunduğuna inanıyoruz. Yıllardır kendisini Türk milliyetçisi veya Atatürk milliyetçisi olarak tanımlayan insanların hak ettikleri değeri görmediğini düşünüyoruz.

Geçtiğimiz günlerde gazilerin gerçekleştirdiği eylem sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekilimize yönelik polis müdahalesini de hep birlikte gördük.

Bugün sayısal olarak azınlıkmışız gibi bir görüntü ortaya çıkabilir ancak gerçekte milyonlarca insanın aynı değerleri paylaştığına inanıyoruz. Biz devletimize, milletimize, Cumhuriyet'in temel değerlerine ve ülkemizin bütünlüğüne bağlı insanlarız.

Bizi terör örgütleriyle veya devlete karşı silahlı mücadele yürüten yapılarla kimse aynı kefeye koymasın. Biz devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü esas alan bir siyasi anlayıştan geliyoruz.

Kamu kurumlarının içerisinde dahi bizi ayrıştırmaya veya yıpratmaya çalışan bir anlayışla karşılaştığımızda buna karşı siyasi ve demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz.

Biz kendimizi "Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman" sözüyle ifade ediyoruz. İnancımızdan ve millî değerlerimizden aldığımız anlayışla insanlara dostluk elimizi uzatmayı da ülkemizin temel değerlerini kararlılıkla savunmayı da biliriz.

Dolayısıyla milliyetçi ve Atatürkçü siyasi yapıların gelecekte bir araya gelmesine ilişkin beklentiyi anlıyorum. Böyle bir ittifak ihtimali elbette vardır. Biz kimseyi dışlamıyoruz veya ayrıştırmıyoruz.

Ancak seçim takvimi açıklanmadan bugün kurulacak ittifaklar üzerinden kesin değerlendirmeler yapmak havada kalacaktır.

Üstelik Atatürkçüler ve milliyetçiler toplumun içerisinde zaten bir arada yaşıyor. Umut yalnızca siyasi partilerin yan yana gelmesiyle oluşmuyor. Sokağa çıktığınızda farklı siyasi görüşlerden insanların kardeşçe yaşamaya devam ettiğini görüyorsunuz.

Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısına yönelik tehdit olarak gördüğümüz girişimler karşısında da ortak bir hassasiyetimiz var. Bu konuda milliyetçilerin ve Atatürkçülerin temel değerlerde zaten buluştuğunu düşünüyoruz.

Dolayısıyla mesele yalnızca siyasi partilerin isimlerinin yan yana yazılması değildir. Bizim açımızdan asıl önemli olan ortak değerlerde ve Türkiye'nin geleceği konusunda aynı iradeyi ortaya koyabilmektir.

Türk milliyetçileri bu temel değerler etrafında zaten birlikte hareket etmektedir."