Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş şu ifadeleri kullandı:
“Sanayicilerimiz üretimden, gençlerimiz de sanayiden uzaklaşmamalı. Fabrikalarda dönen her çark yalnızca üretim anlamına gelmiyor; aynı zamanda bir ailenin geçimi, bir gencin işi ve şehrin ekonomik geleceği anlamına geliyor.
Meslek liseleri, mesleki eğitim merkezleri ve hamisi olduğumuz Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Odunpazarı Mesleki Eğitim Merkezi ile gençlerimizi sanayiye kazandırmaya çalışıyoruz. Bu konuda İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz ve ilgili bakanlıklarla iş birliği içinde hareket ediyoruz.
Eskişehir'in veri merkezlerinin merkezi olmasını istiyoruz. Gençlerimiz hayallerini gerçekleştirmek için yurt dışına gitmek zorunda kalmasın. Tam tersine Eskişehir'e gelsinler, burada yaşasınlar, şirketlerini burada kursunlar. Türkiye'nin dört bir yanındaki şirketler için Ar-Ge yapan, teknoloji geliştiren yapılar Eskişehir'de oluşsun ve geleceğin teknolojileri bu şehirde geliştirilsin istiyoruz.
Eskişehir Sanayi Odası olarak bunu yalnızca bugünkü sanayici için yapmıyoruz. Gençlerimiz için, çocuklarımız için ve gelecekte bu şehirde çalışacak, üretecek, araştırma yapacak insanlar için yapıyoruz. Eskişehir'de güçlü bir teknoloji ve bilgi ekosistemi oluşturmak istiyoruz. Bunun için şartları zorlayacağız, kurumları bir araya getireceğiz ve bu konunun sürekli takipçisi olacağız.
Vizyon 2030'un önemli stratejik eksenlerinden biri nitelikli insan kaynağı. Burada yeni nesil mesleki eğitim anlayışını konuşmamız gerekiyor. ESO Akademi'yi de bu doğrultuda değiştirecek ve dönüştüreceğiz. Çünkü yeni nesil meslekler artık hayatımızın içinde. Dünya değişiyor, teknoloji değişiyor ve buna bağlı olarak çalışma hayatı da hızla dönüşüyor.
Bugün alışık olduğumuz klasik eğitim ve çalışma modellerinin önemli bir bölümü önümüzdeki yıllarda yapay zekânın etkisi altında yeniden şekillenecek. Bazı meslekler dönüşecek, bazı işlerin yapılma biçimi tamamen değişecek ve yeni meslekler ortaya çıkacak.
Bu nedenle çocuklarımızı ve gençlerimizi bugünün mesleklerine değil, geleceğin çalışma hayatına hazırlamamız gerekiyor. Aynı şekilde mevcut mavi yakalı ve beyaz yakalı çalışanlarımızı da bu dönüşümün dışında bırakamayız. Eskişehir'in üretim gücünü geleceğe taşıyacaksak insan kaynağımızı, bilgimizi ve teknolojimizi aynı anda dönüştürmek zorundayız.
Mikro uzmanlık akademileri oluşturmayı planlıyoruz. Bunu yaparken Eskişehir'in sahip olduğu güçlü kaynaklardan yararlanacağız. Kentimizde üç güçlü üniversite var. Üniversitelerimizin sahip olduğu akademik birikimle farklı uzmanlık alanlarında yeni akademiler ve eğitim modelleri geliştirilebilir.
Mobil Sanayi Akademimizi de dönüştürmek istiyoruz. Bilginin insanlara sürekli ulaşabildiği, günün her saatinde erişilebilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz. Bunun yanında kadınlar ve gençler için dijital beceri merkezleri oluşturacağız.
Sanayide genç yetenek programları da oluşturacağız. Çünkü bugün gençlerin sanayiye ilgisinin azaldığını görüyoruz. Gençler sanayiden uzak durmaya çalışıyor, daha çok hizmet sektörüne yöneliyor. Biz sanayiyi gençlerin çalışmak isteyeceği, kendisini geliştirebileceği ve geleceğini kurabileceği bir alan hâline getirmek zorundayız.
Eskişehir'de bir Teknoloji Yaşam Merkezi oluşturulması konusunda da çalışmalarımız var. Biz yalnızca bir teknoparktan söz etmiyoruz. Teknolojinin üretildiği, öğrenildiği, geliştirildiği ve günlük yaşamın bir parçası hâline geldiği gerçek bir teknoloji yaşam merkezi oluşturmak istiyoruz.
Özellikle üzerinde durduğumuz konulardan biri veri merkezleri. Eskişehir'in Türkiye'nin önemli veri merkezi kümelenmelerinden biri hâline gelmesini son derece kıymetli buluyoruz. Bu, Eskişehir'in geleceğe ve teknolojiye bakışı açısından önemli olduğu kadar gençlerin ileri teknoloji alanlarında yeni iş imkânlarına ulaşması açısından da önemli.
Eskişehir'de sermayesi olmayıp çok güçlü fikirleri olan gençlerimiz ve girişimcilerimiz var. Bu insanların ileri teknoloji alanlarına daha fazla ilgi göstermesi ve yatırım yapması gerekiyor. Çünkü gelecek burada.
Bu noktada çok önemsediğimiz projelerden biri Eskişehir Şehir Fonu. Eskişehir Sanayi Odasının Adalar bölgesinde devam eden projesinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkacak düzenli gelir kaynağının önemli bir bölümünü Eskişehir için oluşturulacak bir şehir fonuna aktarabiliriz.
Bu fonla prototip geliştirmek isteyen gençleri destekleyebiliriz. Bir girişimcilik hikâyesi oluşturmak isteyen ancak ilk adımı atacak maddi imkânı bulunmayan gençlerin yanında olabiliriz.
Çünkü bize bu şekilde çok sayıda genç geliyor. Elinde projesi olan bir genç bazen 1.000 avroya ihtiyaç duyuyor, bir başkası 10 bin liraya, bir diğeri 5 bin liraya ihtiyaç duyuyor. Daha büyük projeler için milyonlarca liralık kaynak arayanlar da var.
Beni üzen taraf şu: Bu gençler çoğu zaman projelerini gerçekleştirebilmek için kapı kapı dolaşarak sponsorluk aramak zorunda kalıyor.
Oysa Eskişehir'in kendi geleceğini finanse edebilecek bir mekanizma oluşturması mümkün. Şehir Fonu düşüncesinin temelinde de bu var. İyi bir fikri olan gencin, prototip geliştirmek isteyen girişimcinin veya teknoloji üretmeye çalışan bir ekibin yalnızca küçük bir başlangıç sermayesi bulamadığı için Eskişehir'den ayrılmasını istemiyoruz.
Eskişehir'in sermayesini, bilgisini, üniversitelerini, sanayisini ve gençlerini aynı sistem içerisinde buluşturabilirsek gerçek dönüşüm de burada başlayacak.
Dijitalleşme alanında projesi olan gençleri ve girişimcileri destekleyebiliriz. Ancak oluşturulacak fonun yalnızca Eskişehir Sanayi Odasının fonu olmasını istemiyoruz. Kentteki bütün odalar, kurumlar ve kaynak ayırabilecek yapılar bu sistemin içerisinde yer almalı.
Örneğin Eskişehir Sanayi Odası her yıl bu fona 1 milyon dolar kaynak aktarıyorsa, diğer kurumların da katkısıyla çok daha büyük ve sürdürülebilir bir yapı oluşturabiliriz. Böylece her yıl çok sayıda projeyi, girişimciyi ve Eskişehirli genci destekleyebiliriz.
Önümüzdeki bir yıl içerisinde bunu Eskişehir'deki bütün kurumlarla konuşacağız. Kentin ortak bir şehir fonuna ihtiyacı olduğunu anlatacağız. Eskişehir'in imkânları düşünüldüğünde 50-60 milyon dolarlık bir fonun oluşturulamayacak bir büyüklük olduğunu düşünmüyorum.
Kentteki atıl kaynakların profesyonel biçimde yönetilen böyle bir fon içerisinde değerlendirilmesiyle gençlere, üniversite öğrencilerine, araştırmacılara ve girişimcilere gerçek anlamda bir ekosistem oluşturabiliriz.
Çünkü girişimcilik yalnızca fikirle olmuyor. Çok iyi bir fikriniz olabilir ancak o fikri prototipe, ürüne ve sonunda ticari bir değere dönüştürebilmek için finansmana ihtiyacınız var. Fikirle sermayeyi doğru noktada buluşturamazsanız birçok değerli proje daha yolun başında kaybolup gidiyor.
Yeni bir proje geliştirirken, yol yaparken, bina inşa ederken veya yeni bir yatırım planlarken teknoloji, insan ve gelecek perspektifini işin merkezine koymalıyız. Gençlerimizi buna göre yetiştirmeli, gelecekte karşılığı azalabilecek meslekler yerine dijital dünyanın ihtiyaçlarına cevap verebilecek yetkinliklerle donatmalıyız.
Küresel ölçekte düşünebilen, teknolojiye hâkim ve değişen dünyayı okuyabilen gençler yetiştirmeden bu ekosistemi kuramayız. Dünyanın en güzel binalarını da yapsanız, eğer içerisinde bilgi, insan ve teknoloji yoksa bunun geleceğe katkısı sınırlı kalır.”





