Osmangazi Üniversitesi öğrencisi Uras Pamukçuoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Öğrencilerin en temel talebi mutlaka demokratik, bağımsız, laik ve bilimsel eğitim olacaktır. En azından çalışmayan öğrenciler açısından baktığımızda durum böyledir. Özelleştirmeler ve öğrencilere verilen kamu desteğinin ciddi ölçüde azaltılmasıyla birlikte bahsettiğim hakların artık elimizden alındığını düşünüyorum. Bu haklar, yalnızca küçük ve zengin bir grubun, onların çocuklarının ulaşabildiği bir noktaya geldi. Toplumun yoksul kesimlerinden gelen öğrencilerin içinde bulunduğu eğitim sisteminin ise laik ve bilimsel eğitimden uzaklaştığını söyleyebiliriz. Buna verilebilecek ilk örnek, hepinizin bildiği gibi MESEM’ler olacaktır.
Bu sözde mesleki eğitim merkezlerinde çocuklar ve genç işçiler çok düşük ücretlerle, tehlikeli çalışma koşulları altında çalışıyor. Bildiğiniz gibi 3 Eylül 2024’te Yusuf Tekin’in de söylediği üzere, yalnızca 2023-2024 eğitim döneminde 37 çocuk MESEM’lerde çalışırken hayatını kaybetti.
Peki, ortaöğretimde durum böyleyken yükseköğretimde farklı mı? Ne yazık ki çok farklı değil. Yükseköğretimde öğrenciler özellikle barınma, burs ve beslenme sorunları yaşıyor. KYK yurtlarında öğrenciler, normal oda kapasitesinin çok üzerindeki odalarda kalıyor. Özellikle yurtlarda ve yemekhanelerdeki özelleştirmeler nedeniyle yemeklere yüksek ücretler ödemek zorunda kalıyorlar.
Bu şartlarda geçinemeyen öğrenciler mecburen çalışmaya başlıyor. Bazıları ise tamamen eğitim hayatından vazgeçerek çalışma hayatına geçmek zorunda kalıyor.
Bu şartların neden oluştuğu da çok gizli değil. Sermayedarların istediği ve AK Parti rejiminin de uyguladığı neoliberal politikalar sonucunda eğitim sistemimizin, düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalışan işçiler üreten bir yapıya dönüştüğünü düşünüyorum.
Bunu desteklemek için gençlerin ve öğrencilerin barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma getirildiğini düşünüyorum. Böylece gençler daha lise döneminde veya sonrasında, üniversite yıllarında çalışma hayatına giriyor ve düşük ücretli işçi olarak çalışmak zorunda kalıyor.
Eğer bütün bunlara rağmen eğitimine devam etmek isteyen öğrencilerden biriyseniz bu kez karşınıza, beslenme ve barınma ihtiyaçlarınızı karşılayacağını söyleyen bazı dini yapılar çıkıyor. Buraya başvuran, burada kalmak zorunda olan veya ailelerinin yönlendirmesiyle giden çocuklar mobbing ve çeşitli baskılarla karşı karşıya kalabiliyor, bilimsel eğitimden uzak bir ortamda yaşamak zorunda kalabiliyor.
Gençlerin talepleri ve ihtiyaçları aslında çok temel. Bu durumda belki de en büyük dezavantajlardan biri muhalefetin bugünkü durumu olarak görülebilir. Çünkü günümüzde gençler kendi taleplerini ve sorunlarını dile getirebilecekleri, bunlar için mücadele edebilecekleri bir alan bulmakta zorlanıyor.
Muhalefetin büyük çoğunluğu bugün Meclis’te ve kapalı alanlarda sıkışmış, toplumun tabanından uzaklaşmış durumda. Tabandan gelen talepleri ve hareketleri kendi siyasi çıkarlarına eklemlemeye çalışan veya bunları sönümleyen bir salon siyasetine dönüştüğünü düşünüyorum.
Böyle bir siyasetin toplumun taleplerine yanıt veremeyeceği ve güncel siyasetteki sorunlara çözüm bulamayacağı bence aşikâr. Bu nedenle muhalefetin yapısının değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Halkın ve gençliğin ihtiyacı olan, siyaset kurumunu kendi ellerine almak ve tabandan gelen bir siyaset örmektir. Devrimci ve ilerici muhalefet kesimlerinin yan yana gelerek toplumun en geniş kesimleriyle birlikte tabandan yükselen bir muhalefet oluşturması gerektiğini düşünüyorum.”





