SOL Parti Eskişehir İl Sözcüsü Hüseyin Öztürk şu ifadeleri kullandı;

"Memleketteki gidişat o kadar kötü ki; yani hangisini sayacağımı, neremi sayacağımızı bilemiyoruz. Açlık sınırı altındaki asgari ücretten mi başlayalım, yaşamına son veren, geçinemediği için yaşamına son veren emekliden mi söz edelim, kadın cinayetlerinden mi söz edelim, borsa vurgunlarından, hırsızlıklardan mı söz edelim, doğamızın talan edilmesinden mi söz edelim... Az önce Özgür başlarken birçoğunu saydı. Bunların bir tanesi bile bir demokratik ülkede yaşansa iktidar değiştirir, rejim değiştirir. Ama ne yazık ki ülkemizde bir şeyler olmadı şimdiye kadar, olmuyor. Tabii bu da bizim gerçekliğimiz, ayrı bir olay.

Çocuklarımızın geleceği yok, gençlerin umudu yok arkadaşlar. Toplumsal çürüme hat safhada. Tek adam rejimi birer baskı aracına dönüşmüş ve işlevini yitirmiş durumda devlet kurumları. Tüm bunların sebebi 25 yıllık AKP iktidarıdır ve artık ülkeyi yönetememektedir. Bu bir rejim krizidir, sadece basit bir iktidar sorunu değildir.

Halk desteğini, seçmen desteğini çoktan yitirmiş olan bu rejim, Amerika'nın Beyaz Saray koridorlarında destek arayışı içerisine girmiş, oralardan destek alarak, oralardan aldığı akıllarla muhalefeti etkisiz kılarak bu rejimini, kendi iktidarını uzatma çabası içerisindedir. Bunun için de muhalefete olanca hukuksuzlukla, olanca gücüyle saldırmakta, seçilmiş insanları cezaevlerine tıkmakta ve en ciddi olanı da muhalefeti parçalamaktadır. Parçalı bir muhalefet yaratmaktır hedefi.

Gerçekte kaybetmiştir iktidar gücünü. Ama aslında düşündüğümüzde asıl güçlü olan bizleriz arkadaşlar. Asıl güçlü olan halk iradesidir. İşte bu iradeyi ortaya çıkaramadığınız sürece, yani parçalı durduğumuz sürece güçsüzüz, güçsüz görünüyoruz. Buna karşı yapılacak olan tek şey iktidarın saldırılarına karşı yan yana durmak, yan yana olmak.

Burada yan yana derken şunu kastetmiyoruz; yani partilerin, örgütlerin, sendikaların eylem birliği, yan yana gelmesi anlamında değil. Bunu zaten yapıyoruz. Sokaklarda birlikte yürüyüşler yapıyoruz, protestolar yapıyoruz. Bunu gerçekleştiriyoruz ama bu yetmiyor arkadaşlar. Ayrıca amacımız bir siyasi partiye de ya da birçok siyasi partiye de işaret etmek olmaması gerekiyor. Meselemiz bu değil. Ayrıca ilk seçimde bunlar kaybedecek, artık her şey, bunlardan kurtulacağız, her şey güllük gülistanlık olacak gibi bir beklenti içine girmeyi de doğru bulmuyorum. Bu tür bir beklenti iktidarın işine yarıyor ve insanları umutsuzluğa sevk ediyor.

Toplumda büyük bir tepki var. Gerçekten var, bunu hepimiz biliyoruz. Herkes evinde oturuyor televizyonun karşısına, dişlerini gıcırdatıyor ama ne yazık ki bu tepki, bu akacak bir mecra bulamıyor. Ne yapacağını bilemiyor insanlar.

Elbette ki bir gün seçim olacak ve halkımız kime oy vereceğini, kime vermeyeceğini çok iyi biliyor. Bu ayrı bir şey. Ancak iktidarın, rejimin, tek adam rejiminin iki dudağı arasında her şeyin belirlendiği bir rejimde gerçekten demokratik bir seçim olacağı şüphesi... Ben şüphe içerisindeyim. Yan yana gelerek gelmek zorunda olmamızın amaçlarından biri de adil, demokratik bir seçim ortamı yaratmak olmalıdır.

Diğer yandan iktidarın değişmesiyle tüm sorunlar çözülmeyecek. İktidar değiştikten sonra da tahrip olmuş kurumlarımızı, tahrip olmuş ülkemizi yeniden kurmak, yeni bir Türkiye inşa etmek bizim görevimiz. Bunun için de yan yana gelmemiz gerekiyor. Burada öncelikle şunu vurguluyorum; meseleleri, sorunları tek tek saymak, uzun uzun konuşmak değil. Asıl tartışmamız gereken bu tür forumlarda 'Ne yapmalı, nasıl yapmalı?' sorusuna da yanıt bulmamız gerekiyor. Bunu da hep birlikte bu forumları genişleterek, yan yana gelerek bu çözümü bulacağız.

Elbette ki bir sihirli değnek yok elimizde. Ne yapmamız gerektiğini de hep birlikte bulacağız arkadaşlar. Bunun için bu forumları, bu toplantıları çoğaltmamız gerekiyor. Hayatımızın her alanında; mahallemizde, iş yerimizde, bulunabildiğimiz her yerde mutlaka yan yana gelerek ülkemizi tartışmamız gerekiyor. Biz halkız, bizden güçlüsü yoktur. Yeter ki birlik olalım ve mücadelemizi birleştirelim. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!"