Yapay zekanın gençler arasındaki kullanımının yaygınlaşması, eğitimden sosyal hayata kadar yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Türk Eğitim Derneğinin hazırladığı araştırmada lise çağındaki gençlere “yapay zeka ehliyeti” verilmesi gerektiği görüşü öne çıktı.

Paylaşılan verilere göre Stanford Üniversitesinin araştırmasında dünyada 25 yaşın altında yapay zeka kullananların sayısının 300 milyonun üzerinde olduğu belirtildi. Türkiye’de ise 25 yaş altındaki kullanıcıların oranının yüzde 40 olduğu ifade edildi. Gençlerin yapay zekayı yalnızca ödev ve bilgi edinmek amacıyla kullanmadığına dikkat çekilerek, yalnızlıklarını ve arkadaşlık sorunlarını paylaşmak için de bu araçlara yöneldikleri aktarıldı.

Yapay zekanın sık kullanılmasının düşünme becerileri üzerindeki etkileri de tartışmanın bir başka bölümünü oluşturdu. Teknolojinin insanın yerine bazı zihinsel görevleri yerine getirmesinin, zaman içinde kişinin kendi becerilerini daha az kullanmasına yol açabileceği değerlendirmesi yapıldı.

Yapay zeka eğitimi veren üniversite programlarına ilişkin de öğretim elemanı ve öğrenci yeterliliği tartışması gündeme geldi. Bu alanda eğitim verecek kişilerin analitik matematik, makine öğrenmesi ve derin öğrenme konularında yetkin olması gerektiği belirtilirken, Türkiye’de bu şartları karşılayabilecek yeterli sayıda öğretim elemanı bulunmadığı öne sürüldü.

2026 yılında ilgili programlara lisans düzeyinde 1,5 milyonuncu, ön lisans düzeyinde ise 2 milyonuncu sıralamalardan öğrenci alındığı belirtilerek matematik temeli yeterli olmayan öğrencilerin bu bölümlerde karşılaşabileceği güçlükler de tartışmaya açıldı.

Türk Eğitim Derneğinin gündeme getirdiği “yapay zeka ehliyeti” önerisinin üç aşamaya dayandığı aktarıldı. Buna göre öğrencinin yapay zekayı güvenli biçimde kullanabilecek ve geliştirebilecek beceriye sahip olması, öğretmenlerin bu becerileri kazandırabilecek yeterliliğe ulaşması ve yükseköğretimin gerekli uzmanlığı sağlayabilecek yapıya kavuşması gerekiyor.