Eskişehir'de konuşan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici şu ifadeleri kullandı;
"Geçtiğimiz haftalarda Kahramanmaraş'ta 14 yaşındaki bir ortaokul son sınıf, 8. sınıf öğrencisi saldırganın kendi okulunda gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu 9 öğrencimiz, yavrumuz ve bir öğretmenimiz, öğrencilerini kurtarmak için öğrencilerin üzerine kendini kapatan öğretmenimiz, şehit öğretmenimiz, 9 öğrencimiz ve bir öğretmenimiz hayatlarını kaybettiler. Kendilerini bir kere daha rahmetle ve şükranla yad ediyoruz. Biz orayı ziyaret ettiğimizde hem şehit öğrencilerimizin ve öğretmenimizin ailelerini ziyaret ederek taziyede bulunurken aynı zamanda hastanedeki yavrularımızı da ziyaret etmiştik. Maalesef onların içinde iki tanesi ağır yaralıydı. Bugün 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu yavrumuzun da öldüğünü, şehadete erdiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Onlar cennete gittiler, sabiler, günahsızlar. Cenab-ı Hak cennetin en güzel köşesinde onları misafir etsin ve aileleri büyük acı yaşıyor, inşallah cennetinde de onları buluştursun inşallah diyorum.
Dışlanan çocuklar, aileden kopan çocuklar, okuldan, aileden ve gerçek hayattan kopuk dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar, maalesef bu çocukların psikolojileri bozuluyor, ruh halleri bozuluyor. Bu dijital platformlarda bambaşka insanlar haline geliyorlar.
Düşünüyor musunuz babasının beylik tabancalarını alıyor, okula gidiyor, 9 öğrenciyi öldürüyor, 1 öğretmeni öldürüyor, onlarcasını da yaralıyor. Yani bu hangi ruh halinin bir sonucudur? Var mıydı bizim toplumumuzda böyle bir şey? Asla yoktu. Hepimiz okuduk, hepimiz gördük, yoktu. İşte bunlarla ilgili bir geniş muhasebe yapmak zorundayız. Biz yaptık parti olarak, üzerimize düşeni yaptık. Raporumuzu hazırladık; hem ilgili yerlerle hem meclisle hem de kamuoyuyla paylaştık. 9 maddelik bir öneri sunduk.
Kısaca ifade etmek gerekirse çocuğun eğitimi ailede başlar. Ailelerin sorumluluğu büyüktür. Aile çocuğunu okula verdikten sonra "Ben ne yapayım artık okul ilgilensin, öğretmen ilgilensin" deme lüksüne hele ki bu çağda sahip değildir. Bunu yapamaz. Bunu yaptığı anda çocuğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.
Okullarımızda rehberlik öğretmenleri var ancak maalesef ya gereği gibi çalışılmıyor ya da onların hazırladıkları raporlar dikkate alınmıyor. Önemli sayıda velimiz çocuğunun bu ruh halinin bilinmesini istemiyor. Bunun kayıtlara geçmesini istemiyor. Çocuğunun hastalığını bile bile onu okula göndermeye devam ediyor. Rehberlik öğretmenlerinin raporları dikkate alınmalı. Çocuğunun durumunu bilen aileler, okulun uyarısına dahi gerek duymadan gidip "Benim çocuğumun böyle bir rahatsızlığı var, benim çocuğum bu okulda değil, o tip öğrencilerin okuduğu hem de tedavi gördüğü okullarda eğitim görmelidir" demelidirler.
Güvenlik önemlidir; okulun çevre güvenliği, okul içi güvenliği önemlidir ama bununla birlikte dediğim gibi zihniyet değişimi de önemlidir. Temel meselenin eğitim olduğunu, temel meselenin aile kurumu olduğunu, temel meselenin ahlak olduğunu, temel meselenin inanç olduğunu asla unutmamalıyız. Biz çocuklarımıza ne verdik, çocuklarımız ne yapıyor? Biz çocuklarımıza ne verdik, çocuklarımızdan ne istiyoruz?"