TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Feride Betül Hacımusalar Yörükcü şu ifadeleri kullandı;

"İnşaat mühendisi bir kadınım. Bugün burada neden yan yana olduğumuzu kendi açımdan birkaç cümleyle anlatmak istiyorum:

Güvenli olmayan binalar, plansız kentler, betonlaşan şehirler, değersizleştirilen emek, güvencesiz çalışan gençler ve kadınların çalışma hayatında karşılaştığı eşitsizlikler... Aslında bütün bunların ortak bir tarafı var: Kamusal yararın geri plana itilmesi.

Biz mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları bunu çok yakından görüyoruz. Bir ülkenin nasıl gelişeceğine bilim ve ihtiyaçlar yerine rant karar veriyorsa, bunun sonucunu hep birlikte yaşıyoruz. Bir yapı yapılırken öncelik insan hayatı değil, maliyet hesabı oluyorsa, bunun bedelini yine toplum ödüyor.

Deprem olduğunda sadece binaların değil, yıllarca yapılan yanlışların altında kalıyoruz. Ve sonra dönüp buna 'kader' diyoruz. Hayır! Bilimin, tekniğin ve kamu yararının göz ardı edilmesinin sonucunu kader olarak kabul etmiyoruz. Bizim itirazımız tam da buna.

Çünkü mühendislik yalnızca proje çizmek değil, mimarlık yalnızca bina tasarlamak, şehir plancılığı yalnızca harita üzerinde çizgi çizmek değil. Bu mesleklerin merkezinde insan ve toplum vardır. Ama bugün bilimsel kararların, mesleki sorumluluğun ve kamu yararının siyasi ve ekonomik çıkarların gerisine itilmesine itiraz ediyoruz. Çünkü bunun sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz.

Ben bir kadın mühendis olarak bir başka noktayı da özellikle sizlere söylemek istiyorum. Kadınlardan çalışması, üretmesi, evin ve bakımın yükünü taşıması, çocuk büyütmesi ve bütün bunları yaparken kendini sürekli kanıtlaması bekleniyor. Meslek hayatında da hala eşit olmak için daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Ama ben artık kadın mühendislerin 'biz de yapabiliriz' demesini yeterli bulmuyorum. Biz zaten yapıyoruz. Sahadayız, projelerdeyiz, şantiyelerdeyiz, kentleri planlıyoruz ve karar mekanizmalarında da eşit şekilde yer almak istiyoruz. Çünkü eşitlik bir lütuf değildir.

Bugün burada yan yana gelmemizin nedeni tam olarak bu. Çünkü aslında mühendislerin meselesiyle halkın meselesi aynı yerde buluşuyor. Siz güvenli bir ev istiyorsunuz, biz güvenli yapılar istiyoruz. Siz yaşanabilir bir kent istiyorsunuz, biz bilimsel ve kamucu planlama istiyoruz. Siz emeğinizin karşılığını almak istiyorsunuz, biz emeğin ve mesleğin değersizleştirilmesine karşı çıkıyoruz.

Yani aslında birbirimizden farklı taleplerimiz yok. Aynı hayatın içinde, aynı sorunlarla mücadele ediyoruz. Bu yüzden bugün burada sadece konuşmak için değil, itiraz etmek için de yan yanayız. Bilimin susturulmasına, mesleklerin değersizleştirilmesine, emeğin sömürülmesine, kentlerin rant uğruna şekillendirilmesine, kadınların eşit yurttaşlar olarak görülmemesine itiraz ediyoruz. Çünkü başka bir ülke mümkün. Bilimin, emeğin ve kamu yararının esas alındığı başka bir düzen de mümkün.

Bunun yolu da birbirimizin sorununu kendi sorunumuz olarak görmekten geçiyor. Bugün burada yan yanayız, çünkü biliyoruz ki yan yana durduğumuzda yalnızca kendi sesimizi değil, birbirimizin sesini de büyütüyoruz. Ve bizim sözümüz çok net: İnsanın, emeğin, bilimin ve kamunun yanında olmaya devam edeceğiz. Tüm haksızlıklara, adaletsizliğe ve emek sömürüsüne karşı ortak mücadeleyi büyütmek için yan yanayız."