Eskişehir Genç Rençberler Derneği Başkanı Burak Kuşan şu ifadeleri kullandı;
“Bizler 86 milyonu doyuran çiftçileriz ancak kendi karnımızı maalesef doyuramıyoruz. Şu anda ziraat odalarının çiftçinin arkasında durması, çiftçinin hakkını ve hukukunu savunması gerekirken, biz üreticiler olarak artık bu görevleri devralıyoruz.
Eskişehir’de Genç Rençberler adında bir dernek kurduk. Bu derneğin amacı neydi? İşlevsizlikten dolayı çiftçilerimizin dertleri ve sıkıntıları üst makamlara taşınmıyor. Yerelde ve ulusalda maalesef çiftçilerimizin sıkıntıları dillendirilmiyor. Bizler bu derneği bu yüzden kurduk.
Bizler Eskişehir’de buğday, arpa, mısır, pancar, soğan ve patates ekimi gerçekleştiriyoruz. Yoğun girdi maliyetleriyle mücadele ediyoruz. Mazot, tohum, gübre ve ilaç fiyatlarımız günden güne artıyor fakat biz ne kazanacağımızı bilmeden ekim yapıyoruz.
Şu anda Eskişehir’de Şeker Fabrikası’nın pancar alım töreni başladı. Fakat Şeker Fabrikası’na pancar götüren çiftçi yok. Çünkü Türkşeker tarafından verilen nakliye destekleri ne nakliyecimizi ne de üreticimizi memnun ediyor. Nakliyecilerimiz de haklı. Yüzde 100’e varan mazot ve akaryakıt giderleri, sanayi giderleri, personel giderleri ve daha birçok giderle mücadele ediyorlar.
Bu nedenle çiftçilerden ek ücretler talep ediliyor. Çiftçilerimizin ise şu anda cebinde bunları verecek bir kuruş parası yok. Çünkü onlar da hasadını yeni yapıyor. Çiftçi hasat yaparsa para kazanacak. Burada çiftçilerimiz ile nakliyecilerimiz birbirine karşı getirilmeye çalışılıyor. Bizler biriz. Çiftçimiz, nakliyecimiz, üreticimiz ve halkımızla birlikte yan yanayız. Yan yana olmamız gerekiyor.
Eskişehir’de artık tarımı konuşuyoruz ancak suyu da konuşmamız gerekiyor. Geleceğimizi ve planlı tarımı konuşmamız gerekiyor. TMO’yu konuşmamız gerekiyor.
Toprak Mahsulleri Ofisi, 16 bin 500 TL’den buğday alacağını söylüyor ve bunu açıklarken devlet destekleriyle birlikte rakamın 19-20 bin TL seviyelerine çıktığını belirtiyor. Evet, sizler belki bunlara inanıyorsunuz fakat biz işin içinde olan çiftçiler ve üreticiler olarak inanmıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hiçbir üreticimiz buğdayını 16 bin 500 TL’ye satamadı.
‘Kalitesi düşük’ denilerek, ‘Depomuzda yer kalmadı’ denilerek 3. sınıf, 4. sınıf silolara buğdaylarımızı teslim etmek zorunda kaldık. 15 bin 750 TL’den buğday teslim ettik, 14 bin 750 TL’den buğday teslim ettik.
Şu anda şeker pancarını fabrikalara gönderiyoruz fakat şeker pancarı fiyatı açıklanmadı. Pancar fiyatının açıklanmadığını bilerek ürünümüzü götürüyoruz. Yapmak zorundayız, yapacağız.
Ancak planlı tarım gerekiyor, planlama yapmamız gerekiyor. Çiftçimizin örgütlenmesi gerekiyor. Örgütlü mücadeleyle birlikte tarımın, ülkemizdeki asgari ücretlinin, emeklinin, işçinin ve bütün sınıfların kalkınması gerekiyor."





