Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir şu ifadeleri kullandı:
“Krizleri yaratanlar kriz çözüm makamlarında olamazlar. Krizleri de çözme yetkileri de akılları da iradeleri de olmaz. Ne yazık ki bunu biz 25 yıllık AKP iktidarının yönetiminde çok rahat bir şekilde gördük. Şimdi neden krizle başladım ben?
Kasım ayında iklim krizi için, COP31 süreci için Türkiye eş başkanlık göreviyle Antalya'da bulunacak. İklim krizini yaratan bir AKP iktidarı varken biz Antalya'daki koca koca salonlarda AKP'nin bürokratlarından, bakanlarından bu krizi nasıl çözeceğimizi dinleyeceğiz belki.
Biz de peşin peşin söylüyoruz ki siz zaten bu iklim krizini başımıza musallat eden iktidarsınız, yöneticiler ve siyasetçilersiniz.
25 yılında Akbelen, Milas, İkizköy bölgesinde enerji şirketlerinin basına yansıyan mektuplarında yazıldığı gibi, ‘Bu maden yasasını değiştirin çünkü bu maden yasası bize engel oluyor, para kazanamıyoruz.’ diye taleplerinden sonra AKP iktidarı, bir aylık süre içerisinde getirdiği bir maden yasasını Meclis'ten apar topar geçirdi, yasalaştırdı.
O gün hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin, burada milletvekillerimiz de var, hemen önünde Milaslı, İkizköylü kadınlar, köylüler açlık grevinde idiler. Buna rağmen AKP o çığlıkları duymazdan gelerek o yasayı apar topar Meclis'ten geçirmek zorunda kaldı. Çünkü sermaye böyle istiyordu, çünkü holdingler bunu istiyordu.
Şimdi holdingler ülkeyi yağma ve talan ederken AKP'nin, holdinglerin tam tersine halkı önceleyerek karar vermesini ne yazık ki beklemiyoruz. O yüzden diyoruz ki AKP iktidarı kriz çözemez.
Krizin sorumluluğunda en az payı olan bizler en fazla etkilenmek zorunda kalıyoruz. Adaleti hiçbir alanda merkezine almayan bir iktidar, bir rejim varken biz iklim adaletini savunur duruma düşüyoruz. Çünkü diyoruz ki, biraz önce Filiz Hocam burada söyledi, biz savunuculuk yapıyoruz. Biz devletin koruması gereken ormanı da, hayvanı da, canlıyı da, toprağı da, suyu da devletten koruyoruz aslında.
Sadece yağmacı şirketlerden değil. Çünkü bu yağmacı şirketleri başımıza musallat eden AKP iktidarı, onun bürokratları, MAPEG'i, onun yandaş şirketleri... Biz o yüzden sokaklarda, tarlalarda, maden ocaklarında, adliye koridorlarında, salonlarda, sokaklarda AKP'nin tek adam rejimiyle mücadele ederek geliyoruz.
Derdimiz ortak. Derdimiz ülkemizi, topraklarımızı, vatanımızı korumak aslında. Ama AKP çıkıp eş başkan olduğunda bana biraz komik geliyor, bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz. Ve bazen gülüyorum. ‘Sen Antakya'da o devasa salonlarda iklim krizine dair ne söyleyeceksin?’ merak ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yıllık geçmişinde doğaya ve çevreye AKP kadar zarar veren hiçbir iktidar olmadı. 2015 yılında Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ülkeyi şirket gibi yöneteceğiz.’ demişti. Tıpkı anonim şirket gibi yönetmeye devam ediyor. Otel yangınlarında, orman yangınlarında ‘Daha ne kadar pervasızlaşacaklar?’ diye beklerken her gün, her saat haklı çıkıyoruz. Daha fazla pervasızlaşıyorlar.
Özel hastaneleri olan bir patronu Sağlık Bakanı yaptılar. Özel okullar zinciri olan bir patronu Milli Eğitim Bakanı, oteller zinciri olan bir bakanı, bir kişiyi getirdiler Turizm Bakanı yaptılar ve ülkemiz her gün karanlığa sürükleniyor.
O yüzdendir ki biz burada bu kadar insan toplandık. O yüzden günlerdir bu salon dolsun diye, sesimiz geniş toplum kesimleri tarafından duyulsun diye, o sağır kulaklar da bizi duysun diye çığlık çığlığa bağırmaya devam ediyoruz. Diyoruz ki bu karanlığı parçalayacağız. Bunun için yan yana geliyoruz diyoruz.
Sadece doğamız için değil; haklarımız için, adalet için, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için ve en önemlisi memleketimiz için yan yana gelmek zorundayız.”





